|
İçiniz daralınca...
İNSANIN içi sıkılınca, bunalınca, kendini avutmak için bir şeyler yapar. Kimi sinemaya gider, kimi sahile iner, kimi müzik dinler, kimi önceden okuyup beğenmediği kitapları bir daha karıştırır...
Biz de böyleyizdir, hiçbir şey yapamazsak, bizim "Karakaplı"yı karıştırır, içimizi boşaltır, rahatlarız.
* * *
RASGELE sayfaları çeviririz, Hacı Bektaş Veli'den bir dörtlük:
"Hararet nâr'dadır, sac'da değildir
Keramet baştadır tac'da değildir
Her ne ararsan kendinde ara,
Kudüs'te, Mekke'de Hac'da değildir."
* * *
BİR "laedri" takılır gözümüze:
"Olacak bir kişinin bahtı kavi, talihi yar
Kehlesi (biti) dahi mahallinde işe yarar."
***
KAYGUSUZ Abdal, ona buna ahkâm kesen; sevap, günah dağıtan adamlara çıkışır:
"Bakkal mısın teraziyi neylersin
İşin gücün yoktur, gönül eğlersin
Kulun günahını tartıp neylersin
Geçiver suçumdan bundan sana ne?"
* * *
MEHMET Akif, "Ne yapayım, kaderim bu!" diyenlere kükrer:
"Kadermiş, öyle mi? Hâşâ bu söz değil doğru
Belanı istedin, Allah da verdi, doğrusu bu..."
* * *
TEVFİK Fikret, durup dururken adamdan sayıp başımıza çıkardıklarımızı anlatır:
"Beşerin böyle dalaletleri var
Putunu kendi yapar, kendi tapar!"
* * *
NEYZEN Tevfik, "hem değiştim" hem de "değiştirdik" diyenlere cevap verir:
"Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti."
* * *
NAMIK Kemal, yağdanlıkları, yalakaları teşhir eder:
"Edepsizlikte tekleriz
Kimi görsek etekleriz
Hak'tan da ümid bekleriz
Ne utanmaz köpekleriz."
* * *
HELE hele yalancı kahramanlar...
Ragıp Paşa, ağızlarının payını verir:
"Şecaat arz ederken, merd-i kıpti sirkatin söyler."
* * *
ELLERİNDEN gelse, içkiyi yasaklayacak, meyhaneleri kapatacak olanlar, Şeyhülislam Yahya Efendi'nin ne dediğini bir bilseler:
"Mescitte riyâ-pişeler etsin ko riyâyı
Meyhaneye gel, kim, ne riyâ var, ne mürai"
* * *
ZİYA Paşa, "Asiyâb-ı devleti bir har da olsa döndürür" demiş, Şair Eşref tamamlamış:
"Döndürür ama, anasının örekesine döndürür."
Neyzen Tevfik geri kalır mı?
"O kadar har koştular ki asiyâb-ı devlete
Çiğnemekten birbirinin dolab-ı devlet dönmüyor."
* * *
HELE diplomalı cahiller...
Söyleyen ne güzel söylemiş:
"Tahsil cehaleti götürür, eşeklik bâki kalır!"
* * *
SİZİ bilemeyiz ama, "Karakaplı"dan aldıklarımız bizi bayağı rahatlattı.
İçinizde, eski kelimelerin anlamını bilmeyenler olsa bile, üç aşağı, beş yukarı ne demek istediğini anlarsınız.
Hele bir de zahmet edip sözlüğe bakarsanız...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|