Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Aralık 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İtalya'da meşaleyi birlikte taşıyacaklar

Çağla Kubat ve Mehmet Günsür, sponsorluğunu Samsung'un üstlendiği Torino 2006 Olimpik Meşale Koşusu'nda meşaleyi taşıyacak Türk kafilesindeler. Ekibin her üyesi İtalya'nın Palermo kentinde 500'er metre koşacak

MELİS ALPHAN


Torino 2006 Kış Olimpiyatları için yapılacak olimpik meşale koşusunda, 10 bini aşkın taşıyıcı 8 Aralık 2005-10 Şubat 2006 tarihleri arasında İtalya'da 11 bin 300 kilometrelik bir mesafeyi kat edecekler. Koşuya 23 Aralık'ta Palermo'da katılacak Türk ekibinin her üyesi olimpiyat meşalesini 500'er metrelik mesafelerle taşıyacak. Koşunun sponsorluğunu Samsung üstleniyor. Oyuncu Mehmet Günsür ile 2005 Avrupa Rüzgar Sörfü şampiyonu ve spor spikeri Çağla Kubat da ekipteki isimlerden. İkisi de İtalyan Lisesi mezunu. Günsür lise 4'teyken, Kubat orta 3'teymiş. Kubat "Okuldaki bütün kızlar Mehmet'e aşıktı" diyor. Günsür'e kızların bugünkü ilgisinin tohumlarının o günlerden atıldığını söyleyebiliriz.


Çağla Kubat

İstediği gibi bir spor programı yapamıyor

Hangi takımı tutuyorsunuz?
Beşiktaş.

Bir röportajda, "Sporculuk anlamında hafife alınıyorum çünkü insanlar rüzgar sörfünü tanımıyorlar" demişsiniz. Bu, mankenliğin yırtması zor bir etiket olmasından kaynaklanıyor olamaz mı?
Evet, mankenler hangi işe girseler, onu yapamayacaklarmış gibi bir yaklaşım var. Ancak bence bununla da ilgisi yok. İnsanlar gerçekten rüzgar sörfünü çok fazla tanımıyorlar. Başka biri olup rüzgar sörfü yapsaydım yine kimse beni bilmeyecekti. Hafife almak ya da almamak gibi bir durum da söz konusu olmayacaktı. Ancak şimdi rüzgar sörfünü biliyorlar. Bir isim söylüyorlar. Sörfe başlamış, yarışlara katılacakmış. "Artık yarışırsınız" diyorlar. 15 yaşından beri bu işi yapıyorum. Karşıya gidip gelmiyorum. Bu kadar hafife alıyorlar.

"Futbolu vermek zorundayız"

Nerelerde yapıyorsunuz?
3,5 ay Alaçatı'dayım. Diğer zamanlarda İstanbul'un Moda Koyu'nda yapıyorum. Bunun dışında rüzgar sörfü Bodrum'da, Datça'da, Saroz'da yapılabiliyor. Çeşme çok uygun. Yeni öğrenenler için Alaçatı ideal. Okullar var, koyun içinde su yüksekliği belli bir seviyede olduğu için insanlar korkmuyorlar. Ilıca Koyu'nda çok çalışıyorum çünkü orası daha dalgalı. Zor şartlarda öğrendiğinizde düz suda daha başarılı oluyorsunuz. İnsanların seyretmesi için yarışlar Alaçatı'da yapılıyor ancak yarışçılık anlamında Ilıca daha uygun.

NTV'de başladığınız spor spikerliği nasıl gidiyor?
Aslında istediğim programı yapamıyorum. Şu anda spor haberlerini sunuyorum. Sadece futbol değil de, diğer sporlarla ilgili başarılı insanları duyurabileceğim, başka konuları gündeme taşıyabileceğim bir program yapmak isterdim. Aslında çok ters bir şey yapıyorum. Ancak Türkiye'de durum böyle. Mutlaka spor haberi olarak futbolu vermek zorundasınız. Hatta Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'den bir haber vermezseniz, ertesi gün arayıp "Neden vermediniz?" diye soran izleyiciler var.


Mehmet Günsür

"Bir sporcuyu seve seve canlandırırım"

Sizi hep oyuncu olarak tanıyoruz. Sporla aranız nasıl?
Uzun bir dönem ENKA'nın tenis takımındaydım. 15 yıl aralıksız oynadım. Profesyonel olarak da kayak yaptım. Hatta milli olmak üzereyken seçimlerim başka yönde oldu.

Düzenli olarak bu sporları yapmayı sürdürüyor musunuz?
Her kış düzenli kayak yapıyorum. Tenis de oynuyorum. Ancak eskiden her gün beş saat antrenman yapardım. Yine de dizi çekimleri için gittiğim Adana'ya da tenis raketimi de götürdüm.

Bir filmde sporcu rolünü canlandırmanızı teklif etseler kabul eder misiniz?
Seve seve. Her rol gibi bu rolün de hazırlanma dönemi olacaktır. İki ayda şu sahneleri çekebilecek duruma gelmelisin dendiğinde, isteyerek antrenmanı yaparım. İnşallah böyle bir teklif gelir.

"Fanatik değilim"

Futbolla ilgileniyor musunuz?
Çok fanatik değilim. Fenerbahçeliyim.

İtalya'da yaşıyorsunuz. Orada tuttuğunuz bir takım var mı?
Parma. Renkleri sarı-lacivert olduğu için.

Türkiye-İtalya maçlarını izlerken İtalyan kız arkadaşınızla aranızda gerginlik oluyor mu?
Hiç olmuyor. Hatta Fenerbahçe-Milan maçında ikimiz de Fenerbahçe'yi tutuyorduk çünkü Berlusconi'yi sevmiyoruz.

Sporculuk ve oyunculuk arasında nasıl bir paralellik var sizce?
Sporcular da, oyuncular da kendilerine hedefler belirlerler. Ahmet'i yeneceğim ya da üç ayda Sicilya aksanını çözeceğim gibi... Disiplin zaten her branşta çok önemli. Bir hedef koyup ona konsantre olmak gerekir.

Olimpiyat meşalesini Türkiye adına taşımak nasıl bir duygu?
Mehmet Günsür: Çok güzel bir his.
Çağla Kubat: Daha önce de meşaleyi taşıdığım için benim için çok yeni bir duygu değil ancak elbette gurur verici.

Türklerin futbol dışındaki sporlarla pek ilgilenmemelerinin nedeni sizce ne olabilir?
Mehmet G.: İtalyanlar da futbol konusunda bizim kadar fanatik. Bir de dünya çapında derece aldıkları sporlara ilgi gösteriyorlar. Regata adı verilen büyük teknelerle yapılan yelken yarışlarını çok yakından takip ediyorlar. İnsanlar saatlerini kurup sabah 4'te kalkıyor ve bu yarışları izliyorlar. Bir de Formula 1'le ilgileniyorlar. Belki onlar Formula 1'i izlerken biz oturup ata sporumuz güreşi izliyoruz. Bizim de Formula 1'de takımımız olsa, biz de fanatik olabiliriz.
Çağla K.: Türkler bir şeyin parçası olup onu yapmayı değil, onu dışarıdan seyrederek parçası olmayı istiyorlar. Aktif olarak yapmasalar da, bazı insanları ya da bazı şeyleri sahipleniyorlar. Televizyon programlarında da bunu görüyorum. Dışarıdan insanlara hayranlık duyuyor, onları sahipleniyorlar. Televizyon programlarındaki insanları takip ediyor ama iş bunun bir parçası olmaya gelince çok farklı davranıyorlar. Belki bu yüzden futbol bu kadar çok izleniyor. Kendini çok yormayan bir milletiz.

"İmajımız açısından korkunç oldu"

Türkiye-İsviçre maçından sonra çıkan ve günlerce Türkiye'nin gündemine oturan olaylarla ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Mehmet G.: Maç çıkışında, soyunma odalarında gördüklerimiz çok üzücü ve saçma olaylardı.
Çağla K.: Orada bize ne yaşatmış olurlarsa olsunlar -ki giden spor yazarları çok sıra dışı bir şey olmadığını söylüyor-, burada onları öyle karşılamamalı, bu işin nasıl olması gerektiğini göstermeliydik. Onlar bize orada öyle yaptı, biz de burada böyle yapacağız anlayışı çok çocukça.

Peki şaşırttı mı sizi bu olaylar?
Mehmet G.: Maalesef çok şaşırtmadı. Bu daha üzücü.
Çağla K.: Bunların bu kadar organize biçimde yaşanacağına inanamazdım.

Ailenizden spor konusunda teşvik gördünüz mü?
Mehmet G.: Beni bir tarafa yönlendirmediler. Serbest bıraktılar. Kendi seçimlerim doğrultusunda hayatımı sürdürdüm. Tabii ki memnunlardı. Sporu bıraktığım zaman da, "Niye bırakıyorsun, devam et" gibi bir baskıları olmadı.
Çağla K.: Babam sporla çok ilgiliydi. Zamanında sutopçuymuş. Ancak beni teşvik eden annem oldu. Annem onun yanında kendini eksik hissetmiş. Kızı sporcu olsun istemiş.

"Akıntıya kapılıp Piramit'ten çıktım"

Başınıza gelen ilginç bir spor kazası var mı?
Mehmet G.: Tenis maçları sırasında çok insanı şişledim.
Çağla K.: Sörfe yeni başladığım dönemlerde akıntıya kapıldım. Bir anda hava değişti. Fenerbahçe koyunda suya girdiğim yerden çıkamayıp Piramit Alışveriş Merkezi'nin önünden çıktım. Düşünsenize elinde yelkeni, sörf kıyafetiyle bir tip kıyıya çıkıyor. Oturmuş yemeklerini yiyen insanların arasından ıslak bir halde yürüyerek Fenerbahçe Kulübü'ne girmiştim.




CUMARTESİ
Çellonun dört yapraklı yoncası
İtalya'da meşaleyi birlikte taşıyacaklar
Bit Pazarı'na hafta sonu 28 bin kişi yağdı
Sanatla randevu
Melez modasının müziğe yansıması
En moda
En yeni

"Aydınlatmadan önce mimariyi bilmek şart"
Festival bu yıl daha gösterişli
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2005 Milliyet