|
 |
|
|
We are not happy!
Zalim Yorumcu / CAN DARK
Doğala özdeş aromalı ancak yapay tatlandırıcılı sergüzeşt ligimizde bir haftayı daha ardımızda bırakmanın kıvancını yaşıyoruz. Arka arkaya 12 maçını kazanarak gözünü Beşiktaş'ın rekoruna diken Kadıköy topçularının bir gözleri Hollanda taraflarına kaydığı için olsa gerek, bu hevesleri kursaklarında kaldı. Vahid Hoca'yla bir nefes sıhhat arayan Trabzonspor ise Nobre'yi ihmal ederek 3 puandan oldu, tek puanla yetindi. Bu arada hakem de Fatih Tekke'ye yapılan penaltıyı görmedi. Bu sütunlarda hakem eleştirisi olmaz, görme katsayısı düşük olan hakemler hoş görülür ki; biz aynı hakemin Rize'de de Nobre'nin elini görmediğini kendi gözlerimizle görmüştük.
Geçen hafta Sami Yen'de Nobre'lenerek vurgun yiyen Eric'li Aslanlar, Ankara'da Ümit Karan - Necati Ateş ikilisiyle 3 puana ulaştı ve o güzel klişeyle söylersek "zirve takibini sürdürdü". Maçtan sonra basın toplantısında Gerets, Hakan'ı oynatmamasıyla ilgili olarak gazetecilere "Are you happy now?" dedi. Oysa kendisi henüz öğrenemedi ki, buralarda asıl sorun Hakan'ı sevip sevmeme, mutlu veya mutsuz olma sorunu değildir. Hakan konulu geyikler uzadıkça uzatılmalı, şov devam etmelidir. Gerets, Hakan'ın eski hocalarından bu konuda yardım isteyebilir, karşılıklı tecrübe aktarımlarında bulunabilir.
Bu arada yıllardır tartışılan, bir sonuca ulaşamayacağı belli olan; ama uzatıldıkça uzatılan bir başka konu da, "Atatürk hangi takımı tutardı" isimli ebedi soruda eksikliği olduğunu düşünen Galatasaray Eğitim Vakfı Başkanı İnan Kıraç, bilimsellikte çığır açıcı bir cümle kurmuş: "O kimine göre Fenerbahçeli, kimine göre Beşiktaşlı; ama biliyoruz ki aslında Galatasaraylı." Demek ki neymiş Atatürk Galatasaraylıymış, kanıt da İnan Kıraç'ın bunu bilmesiymiş. Türkiye sporu için 3 defa: Yeter - Yeter -Yeter!
Can Tigana (Kürdancan) ile mutluluğa yelken açmak isteyen Beşiktaş, Vestel Manisa'yı 3-1 yenerek, en azından güzel hayaller kurma hakkını muhafaza etti. Manisa'nın hocası Ersun Yanal'a, Manisalı yerel gazeteciler "Hoca Hoca, Hakan'ı oynatmazsan olacakları gördün mü" diye sorsalar, Ersun Hoca şöyle mi derdi: "Oynattım ya, görmediniz mi 16 numaralı Hakan Kadir'i."
İYİ HAFTALAR!
Futbolu, Beşiktaş'ta oynadıktan sonra sevdim.
Pascal Nouma
Haberiniz var mı?
1950'li yıllarda Türkiye voleyboluna yalnız oyunculuğu, antrenörlüğüyle değil, girişimci kişiliğinden kaynaklanan gönüllü yöneticiliğiyle de büyük katkılarda bulunan Ayhan Demir, 1952 yılında, ne yapmış ne etmiş, üniversiteli sporculardan kurulu basketbol takımı ile voleybol takımını, Mısır'ın çağrılısı olarak Kahire'ye götürmüştü. Voleybolcular, Türkiye'de uygulanan kuralların çoktan değiştirilmiş olduğunu, oyunumuzun dizilişlerden vuruşlara kadar pek çok yönüyle uluslararası kurallara uymadığını öğrenince, büyük bir düş kırıklığına uğramıştı.
Zaman tüneli
Sahada ya da tribünde ilginç bir anı, bir karşılaşma, şık bir hareket, unutulmazlar arasına yazılacak bir görüntü... Zaman Tüneli'nde tribünler değil, saha sizin... Aklınıza, elinize, dilinize ne geliyorsa... Yazın yayınlayalım...
Daha dün gibi hatırlıyorum 98-99 sezonu Şampiyonlar Ligi'nde B Grubu'nda mücadele veren Galatasaray'ın İstanbul'da oynadığı maçları. O sene gruptaki ilk maçımızı Juventus'a karşı oynamış ve deplasman beraberliği almıştık, ikinci maçta rakip Athletic Bilbao'ydu. Okan Buruk attığı golle bizi öne geçirmiş; fakat İsmail Urzaiz çok kısa süre sonra skora eşitliği getirmişti ve bu eşitlik uzatma dakikalarına kadar sürmüştü. Arkamızda bulunan bir seyirci maçın başından beri Hagi hakkında ileri geri yorumda bulunuyor ve maç boyunca onun oyundan çıkması gerektiğini anlatıyordu, hem de hiç susmamacasına.
Ve o an geldi. Tugay kaptığı topu Hagi'ye aktardı. Hagi de numaralı tribünlerin önünden ceza sahası sol çaprazdan vuruşuyla topu gene 3 direk arasına atmayı başarmıştı ve az önce Hagi hakkında ileri geri konuşan arkadaş sevinç taklaları atıyordu arkamızda. Ona dönerek sadece şöyle dedim: "Hagi'nin neden oynadığını anladın mı."
SELAMİ ÇAKIR-İSTANBUL
***
Yok yok, profesör!
Hani derler ya 'dersine iyi çalışmış öğrenci' gibi. Yok yok, 'dersine iyi çalışmış bir öğretmen gibiydi İsmet' dün akşam.
(Bülent Yavuz - Akşam)
Yenersiniz, yenersiniz!
Bu 13. maç uğursuz geldi Fenerbahçe'ye. Tanrı PSV karşısında Fenerbahçe'nin yardımcısı olsun.
(Hulki İlgün - Fanatik)
Sen de her şeye kızıyorsun!
Adem Dursun-İbrahim Üzülmez ikilisinin teşbih böceği gibi arka arkaya sıralanmaları ve birbirlerini çiğnemeleri de beni iyice sinirlendirmeye başladı. Acaba Tigana bu yetersizliği göremiyor mu?
(Sanlı Sarıalioğlu - Vatan)
Ayrıca çok şey istiyorsun!
Kleberson şık bir gol attı. Beni kesmez, hiç kesmez... Aynen Okan gibi ondan da fazlasını isterim. Bu benim en doğal hakkım.
(Sanlı Sarıalioğlu - Vatan)
Para güzel Abi!
Almanya'ya gitseydik, bizi oraya götüren bir numaralı insan sendin Fatih. Ama şimdi rüzgar ters esti. Şöyle bir yatağına yat bakalım. Otokontrol yap. Almanya'ya gidemediysek bunun tek mesulu sensin. Oysa sen tüm suçu basına attın, bir çırpıda işin içinden sıyrıldığını sandın. Ve hâlâ 2008'den, 2010'dan bahsediyorsun.
(Turgay Şeren - Akşam)
Ankaragücü-GS maçını unutma!
F.Bahçe'ye hakemler tarafından bu puanlar hediye edilmemiş olsa o muhteşem kadrolu, basının yere göğe koyamadığı sarı-lacivertli takım G.Saray'ın üç puan gerisinde olacaktı.
(Fatih Altaylı - Sabah)
O kadar kusur olur!
Kaleci Cordoba, oyunu ciddiye aldığında konsantrasyonu tam olduğunda bu ülkenin en iyi kalecisi. Ama arada bir sukoyuruveriyor.
(Vedat Okyar - Hürriyet)
İpucu verelim mi?
Trabzonspor, Daum'u ve öğrencilerini durdurmayı başardı.. Fenerbahçe'yi mağlup etme becerisini bakalım hangi takım ve hangi teknik adam gösterecek?
(Altan Tanrıkulu - Hürriyet)
En güzel, biricik güzel!
Nobre inanılmaz güzel, şık güzel, çok güzel bir gol attı...
Ziya Şengül (Telegol - Star)
yakantop@gmail.com
|
|
|

|