|
Özgürce uçuşan...
Sözcüklerin özgürce uçuştuğu bir dünya... Ya da sözcüklerden oluşan dünyaların özgürce kurulduğu bir ülke...
Bu özlem hiç bitmeyecek mi?
Galiba öyle.
Avrupa Birliği diyoruz.
AB'ye uyum yasaları çıkıyor.
Düzenlemeler yapılıyor.
Destekliyoruz.
Ama bir nokta geliyor, bir bakıyoruz, yine değişen bir şey yok.
Soruşturmalar başlatılmış...
Davalar açılmış...
Bir bakıyorsunuz:
Muhbir vatandaşlar faaliyette!
Bir bakıyorsunuz:
Sözcüklerin özgürce uçuşmasını istemeyenlerin, sözcüklerden güzel dünyalar kurulmasına karşı çıkanların rüzgârı yine hissedilmeye başlamış...
Sözcük bu kadar tehlikeli mi?
Yazar ille de sakıncalı mı olacak?
Kitap korkutucu bir nesne mi?
Demokrasi kavgası kolay değil.
Evet, öyle.
Kahredici bir çabayı gerektiriyor. Özellikle bizim gibi ülkelerde. Devletin hoyratlığı hiç bitmiyor.
Biliyorum, eskiye göre iyi bir noktadayız. Demokrasi ve hukuk devleti yolunda önemli mesafeler kat edildiği konusunda herhangi bir kuşkum yok.
Ama yetmiyor.
Ceza Yasası'ndan, Terörle Mücadele Yasası'ndan bir hüküm cımbızlanıyor, seviniyoruz. Ama öbür taraftan, bir bakıyoruz, bir başkası kaşla göz arasında yenisine sızmış, özgürlükleri kösteklemek için...
Belki şu da söylenebilir:
Yasaların değişmesi yetmiyor; kafaların değişmesi gerekli!
Zihniyet değişmeden olmuyor.
Bunun için eğitim lazım.
Demokrasi eğitimi...
Elbette önemli bir nokta bu. Herkes gibi 'yargı'nın da 'demokrasi kültürü'nden daha çok nasibini alması gerekiyor. Belki herkesten daha çok yargıçlarımızın, savcılarımızın katkıda bulunmaları lazım, sözcüklerin özgürce uçuştuğu dünyaların kurulmasına...
Demokrasi başka türlü olmuyor.
Demokrasi, farklı ya da aykırı sesleri bastıran bir hukuk düzeninin adı değil çünkü...
Ankara daha iyimser.
Hükümet kanadı, Türk Ceza Yasası'nda yeniden değişiklik yapılmasını erken buluyor. Yeni yasanın daha ancak altı aydır uygulandığı, daha sağlıklı yargıya varmak için zamanın henüz erken olduğu öne sürülüyor.
Bazı istatistikler de var.
Yeni Ceza Yasası'yla birlikte suç duyurularının azaldığı, geri çevrilen suç duyurularının çoğaldığı, mahkûmiyet sayılarının inişe geçtiği belirtiliyor.
Daha önemlisi:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne atıfta bulunularak reddedilen suç duyurularının sayıca artışına işaret ediliyor. Bu arada, açılan davalarla ilgili olarak sonucun beklenmesi temenni ediliyor.
Hükümet kanadından gelen bir başka sinyal de, yargıç ve savcılarımızın eğitimi ile ilgili. Bu alanda da kaydedilmekte olan olumlu gelişmelerden söz ediliyor.
Biraz daha sabır deniyor.
İyi, güzel.
Bunlar da görülmesi gereken iyiler!
Ancak, bazen açılan tek bir dava bile bütün bir tabloyu sıfırlayabilir. Sözcüklerin özgürlüğüne ölümcül bir darbe indirebilir.
Bu hiç akıldan çıkmasın.
Onun için Zülfü Livaneli'nin İstanbul milletvekili olarak Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi hakkında vermiş olduğu değişiklik teklifinin hükümet tarafından dikkate alınmasında yarar var.
Sözcüklerin özgürce uçuştuğu bir Türkiye dileğiyle...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|