|
 |
|
|
Ekonomideki bahar havası
Satır Arası / Deniz Sipahi
Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin 17'inci Yüksek İstişare Konseyi toplantısında Başkan Mehmet Ali Kasalı gerçekten güzel bir konuşma yaptı.
İş dünyasının da, piyasaların da aslında toplumun her kesiminin dikkat çektiği konuları başlıklar altında toplayarak hükümeti hem uyardı, hem de teşvik etti.
O konuşmadan bazı satırbaşları...
1- Ekonomideki bahar havasının yalancı bahara dönüşmemesi için bazı konulara dikkat edilmesi gerekmektedir. Cari açık sorununun daha fazla büyümesi engellenmelidir. Her ne kadar yönetilebilir bir risk ölçüsünde görünürse görünsün, sırtımızda böylesine çığ gibi büyüyen bir yükle ilerlemenin maliyeti her durumda yüksektir. 30 Kasım günü açıklanan dış ticaret istatistikleri, cari açık konusunda yine olumsuz sinyaller vermiştir. Son on iki ay içinde ihracat sadece yüzde 9, ithalat ise, yüzde 22 oranında artmıştır. Hammadde ve ara malı ithalatı, dövizdeki ucuzluğun etkisiyle her dönem yeni bir rekora koşmaktadır. İhracatçı ürünlerindeki yerlilik payını artırma yerine eksiltmekte, dışarıdan ithal ettiklerini işleyip ihraç eder hale gelmektedir. Buradaki tehlike, ülkemizdeki yan sanayilerin ve hammadde üreticilerinin giderek piyasadan silinmesidir.
* * *
2- Dışarıdan "sıcak para" şeklinde spekülatif amaçlı yatırımlar için yurda gelen sermaye miktarları dikkatle izlenmeli, kriz yaratabilecek ani çıkışlarda geçmişte olduğu gibi çaresiz kalınmamalı, gerekli önlemler alınmalıdır. Bu tür sermayeden çok, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını artıracak girişimler yoğunlaştırılmalı, yeni istihdam alanları oluşturacak, bilgi ve teknoloji transferi yolu açacak yatırımlara özel teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir.
3- İşsizlik çok ciddi bir sorun olmayı sürdürmektedir. Sadece nüfus artışından kaynaklanan nedenlerle, ekonomimizin 2010 yılına kadar her yıl ortalama 750 bin iş yaratması gerekmektedir. İş yaratmanın yolu da büyümeden, yeni yatırımlardan geçmektedir. Büyümenin istihdama gereğince yansımıyor olmasının nedenleri iyi analiz edilmeli, işyerlerinde yeni eleman istihdam etme yerine, mevcut işgücünü fazla çalıştırmaya yönelme eğilimini tersine çevirecek teşvik mekanizmaları araştırılmalıdır.
4- Ekonomimizdeki bu kırılganlık belirtileri karşısında, birçok uzman ve yetkili artık Türkiye'de çok şeyin değiştiğini, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, bankacılık sektöründeki büyük dönüşüm gibi faktörler nedeniyle, yeni bir finansal krizin beklenmediği dile getiriyorlar. Bize göre, dile getirilemeyen, bugünden tahmin edilemeyecek riskler yok değil. Dünya rekabetinde 10 yıl sonraki durumumuzu, Ar-Ge yatırımlarımızı, Avrupa Birliği Lizbon stratejisine olan ilgimizi, yani ülkemizin olması gereken gerçek gündemini tartışmak yerine, iç siyasette zaman zaman iyice anlamsızlaşan söz düelloları ile ikide bir ortamı germeyi başaran siyasi kültürümüz sizce yeterli bir risk değil mi?
* * *
Ben bu yorumlara yüzde yüz katılıyorum.
Herkes gibi ben de ekonomideki kırılganlıkların azalmasını, buna paralel insanların daha mutlu olmalarını istiyorum.
Ancak yaratılmak istenen bahar havasına kanılmaması gerektiğine dikkat çekiyor ve hükümetin bazı konuları görmezden geldiğini söylüyorum.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|