|
 |
|
|
MİLLİYET YAZARLARI, FENERBAHÇE'NİN BAŞARISIZLIĞINI MASAYA YATIRDI
Güvensizlik ve Daum
RIDVAN DİLMEN
Bu performansın tecrübe ile ilgisi yok. Tamamen özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor. Ayrıca Türkiye'den takıma takviye yapılamıyor. Yabancı sayısı artmalı
Kuralar çekildiğinde yoldan geçen birine sorsanız, "Grup birincisi Milan olur. Diğer üç takım ikincilik, üçüncülük ve dördüncülüğü paylaşır" yorumunu yapardı. Gerçek anlamdan tahmin de buydu zaten.
İkincilik, üçüncülük, dördüncülük sıralaması özellikle bu üç takımın arasında oynayacağı maçlar sonucu çözülecek diye düşünülürken, PSV'nin Milan'dan dört puan alması hesapta yoktu.
Kendi aralarında oynadıkları maçlarda da günlük faktörler; form, formsuzluk, kaleci, santrfor, hakem ayrıntıları sonuçları belirleyecekti. Altı maçlık periyodun ilk yarı bitiminde puan olarak en şanslı Fenerbahçe gözükürken, son üç maçta sıfır çekerek sonuncu sırada kaldılar. Günlük şartlara gelince;
İstanbul'daki Schalke maçını hatırlayalım. Öne geçiyorsunuz, daha sonra bireysel hatalardan bir puanla yetiniyorsunuz. Dördüncü maç Schalke'ye gidiyorsunuz. Her iki yarının başında iki önemli oyuncunuz kırmızı kart görüyor. Koro kor giden maçı kaybediyorsunuz. Sadece puan kaybı yetmiyor, daha sonraki Milan maçında Marco ve Luciano'yu oynatamıyorsunuz. Üstelik Alex de yok. Şampiyonlar Ligi'nde tek kötü oynadığınız ve yenilgisi hak ettiğiniz Milan maçını da kaybediyorsunuz. PSV maçı ya herro, ya merro cinsinden. Tek alternatifin var kazanmak. Rakibin seçenekleri çok. Yani risk alan sen olacaksın. Maçın tamamında iki takım adına pozisyon yok ama iki bireysel hatadan kalende iki gol görüyorsun.
Molaya ihtiyaç var
Bunları üst üste koyduğunuz zaman Şampiyonlar Ligi gibi kısa bir maratonda Fenerbahçe günlük şartlar yüzünden elendi. Tabii yabancılarından yeteri kadar verim alamadı. Yerliler son üç maçta hiç başarılı olamadı. Fenerbahçe çarşamba - pazar trafiğini çok rahat kaldırabileceğini düşünürken - arada milli maçlar da var - ilk 7-8 haftadan sonra fiziki düşüşe girmişti. Bu da performansına olumsuz etki yaptı. Bana göre ligdeki son iki maçı da riskli. Basketbolda maç içinde mola alabiliyorsunuz, ama Fenerbahçe'nin molası çok uzun olmalı. Devre arası gibi.
Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ndeki performansının tecrübe ile ilgisi yok. Takım güvenini kazanmalı. Bu yüzden bir kez gruptan çıkabilseler o stresi de üzerlerinden atacaklar.
Takımın yediği gollere bakın; tamamen konsantrasyon eksikliği ve dikkatsizlikten kaynaklanıyor. Düşünün 40 metreden gelen topta Serkan, rakip takımın en uzun forveti ile eşleşiyor. Önder Turacı boşta duruyor.
Türkiye'de kadroya takviye yapılacak yetenekli isimler olmadığı için Fenerbahçe gelecekte hedeflerine ulaşmak istiyorsa yabancı kontenjanının çoğalması gerek. bu sadece Fenerbahçe için değil, Türkiye'deki diğer kulüplerin başarısı için de önemli.
MEHMET DEMİRKOL
Daum başarısızlığı yabancı kontenjanına bağlıyor. Sınırlamanın kalkması taraftarı olsam da temel sebep bu değil. Sorumlu kusura bakmasın ama Daum'dur
İşin başındaki adamın değerlendirmesine bakalım önce. Daum, bütün bu başarısızlıkta temel sebebinin yabancı sınırlaması olduğunu söylüyor. Yabancı "sayısal" sınırlamasının kaldırılması taraftarı olsam da, bunun Fenerbahçe'nin başarısızlığında temel etken olduğunu söyleyemeyiz. Hollanda ve Almanya'da yabancı sınırlaması yok ama onlar zengin bir toplum. Çocuklar futbolcu olmak istemiyorlar. Dar bir kitleden oyuncu seçmek zorundalar ve bunların çoğu da göçmen çocukları. Türkiye ise geniş ve çıkış yolu dar bir genç kitleye sahip. Bu ülkede 2.5 yılda iyi bir takım kurabilirsiniz. Daum bunu yapmak yerine hazır oyuncular istiyor.
Hiddink 17 yaşındaki Assiati'yi ilk yedek, 20 yaşındaki Affelay'ı hücuma dönük oyun kurucu olarak oynatıyor ama Daum, Olcan'a 1 dakika görev vermek yerine, 2 yıldır çapa oynamamış sol bek Ümit Özat'ı buraya çekiyor. Sol bek Mahmut Hanefi'nin oynamama sebebi ise Daum'un kendi cümlesiyle " Mahmut (24) genç, başarısız olursa beni dar ağacına çekersiniz."
Ayrıca 6 yabancısından sadece ikisini Avrupa'da piyasası olan oyunculardan seçebilmiş bir hocanın (Anelka ve Appiah) daha fazla yabancı istemesi de anlaşılır değil.
Başka bahane bulmalı
Özetle bu Fenerbahçe'nin başarısızlığını maalesef açıklamıyor. Daum başka bir bahane bulmalı. Geçen yıl söylediğimiz Türkiye liginin kalitesizliği de artık geçerli bir bahane değil. Dünya Kupası'nın kapısından dönen milli takıma 9 oyuncu veren (oynayabilse Önder'le 10 olacak) Appiah ve Anelka gibi genç ama tecrübeli oyuncularla kuvvetlenmiş bir takımın 3'üncü şampiyonluğuna giderken ülke standardının çok üzerine çıkabilmesi gerekir. Ama Fenerbahçe'yi, PSV'den yediği 2 gol, Schalke'den Auf Arena'da yediği ilk gol açıkça ele veriyor. Bu golleri yiyen bir takımın Avrupa'da başarabilmesi olanaksız.
Lucescu'yu unutuyoruz
Hadi bu ülkede şampiyonlar liginde gruptan çıkabilmiş tek teknik olan adamın, Lucescu'nun bize verdiği dersi unutuyoruz. Peki ya gözümüzün önündeki Hiddink de mi anlatamıyor her şeyi? Fenerbahçe maçına kadar sadece 2 gol atabilmiş olan PSV'nin gruptan çıkması açık bir şifredir: "Mümkün olduğunca çok maçı gol yemeden bitir." Fenerbahçe toplamda 7 gol atmasına rağmen tam 14 gol yedi ve sadece bir kez 10 kişilik PSV'ye karşı gol yemeden maç bitirdi. Böyle olmaz. Bunu anlamak gerekiyor. Sorumlusu kusura bakmasın ama Daum'dur...
|
|
|

|