Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Müslümanlık ve vatandaşlık 'Kürt sorunu'nu çözer mi?


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın söyledikleri birbirini tutmuyor. Çelişkili konuşuyor. Aynı konuda daha önce söylediklerinin tam tersini söyleyebiliyor.
Örneğin, Kürt sorunu konusunda bunu yaptı...
Bir Avrupa seyahatinde "Kürt sorunu sanaldır" demişti.
Ankara'da "Kürt sorunu vardır, daha çok demokrasiyle çözülecektir" dedi.
Diyarbakır'da bu konuda geçmişin hatalarından söz etti.
Hem Kürt sorunundan söz etti hem de "tek vatan, tek devlet, tek millet" vurgusu yaptı. "Kürt sorunu"nun zaten "tek millet (Türk milleti)"e itirazdan çıktığını ve -son dönem söylemleri hariç- ayrılıkçı nitelik taşıdığını ya unuttu ya önemsemedi...
Yeni Zelanda'da, bu kez "Bölücülük sorunu var" dedi...
Başbakan, sorunun teşhisi açısından ya düşünce karışıklığı yaşıyor ya da teşhisi değil çözümü önemsiyor...

Çözüm
Erdoğan'ın teşhis konusunda çelişkili ifadeleri olsa da son konuşmalarında "çözüm" için ne düşündüğü giderek netleşmeye başladı.
Erdoğan'ın konuşmalarında iki özellik öne çıkıyor:

1 Türklüğü ve Türk ulusu olgusunu üst kimlik olarak görmüyor.

2 Vatandaşlık bağı ve Müslümanlığı çözüm olarak görüyor.

Türk, Kürt, Laz, Çerkez derken, bunların hepsinin etnik gruplar olduğunu ve birinin diğerine üstünlüğü bulunmadığını vurguluyor.
Başbakan, vatandaşlık bağını üst kimlik olarak kabul ediyor. Bütün etnik grupların bu bağın altında alt kimlikler olduğu mesajı veriyor.
Diğer yandan bütün etnik grupları birbirine bağlayan bağın da Müslümanlık olduğuna işaret ediyor. Bu nedenle de Türkiye'nin Yugoslavya olamayacağını söylüyor.
Müslüman ve vatandaş olmanın sorunu çözeceği fikrini işliyor.

Yeterli mi?
Müslümanlık ve vatandaşlık bu sorunu çözer mi?
Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı ve Müslüman olmak yeterli olsaydı zaten böyle bir sorunun da doğmamış olması gerekirdi.
Çünkü, Kürtler ne yeni vatandaş oldular ne de yeni Müslüman...
Bu iki özelliği de zaten taşıyorlardı.
Müslüman ve vatandaş olmalarına karşın ayrılıkçı bir tutum almazlardı.
Müslümanlığı ve vatandaşlığı yeterli görürler, ayrı "millet" tezini gündeme getirmezlerdi. "Türkiye'de tek millet yok, Anayasa'ya Kürt de yazılsın" demezlerdi.
Demek ki, Müslüman olmak sorunu çözmeye yetmemiş, yetmiyor...
Vatandaş olmak da öyle...
Vatandaşlık bağı, hakkı, hukuku, ödevleri açısından Türkiye'de hiçbir etnik grubun farkı yok. Etnik nedenle hakları kısıtlanmış, ödevleri artırılmış kişi de yok.
Vatandaşlık bağı yeterli olsaydı, sorunun yine doğmamış olması gerekirdi.
Demek ki, vatandaşlık bağı da yetmemiş, yetmiyor...
Sorun etnopolitik bir nitelik taşıyor.
PKK ve siyasi alanda aynı çizgiyi izleyen parti ve kuruluşların talepleri şimdilik şöyle:
"Anayasa'nın vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk'tür hükmünü taşıyan 66. maddesi değiştirilsin. Hatta mümkünse yeni bir anayasa yazılsın. Kürtlerin varlığı Anayasal ve yasal güvenceye alınsın."
Başbakan, "Vatandaşlık bağı üst kimliktir" diyor ama vatandaşlığı düzenleyen, Anayasa'nın 66. maddesinden, oradaki Türk tanımından, başlangıcında ve diğer maddelerinde yer alan "Türk ulusu" olgusundan hiç söz etmiyor...
Erdoğan, 66. maddeyi değiştirmeyi düşünüyor mu, düşünmüyor mu?
Bunu şimdilik bilmiyoruz.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kimlik tartışması
EKONOMİ sarı alarm veriyor ama biz günlerdir ...
Çetin ALTAN
Cüzdanla nutukçuluğun gizli ve belalı aşkı...
Bizdeki atasözleri sırtları birbirine dönük o...
Melih AŞIK
Din kardeşleri...
Başbakan Erdoğan, "Üst kimliğimiz Türkiye Cum...
Fikret BİLA
Müslümanlık ve vatandaşlık 'Kürt sorunu'nu çözer mi?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın söyledikleri...
Hasan CEMAL
Alkol yasağı!
Stockholm'de, sanıyorum, 1984 yılıydı. Kanal ...
Yılmaz ÇETİNER
Vietnam, Sultan Süleyman, Prof. İnalcık
Vietnam'da savaşın bittiği gün Saygon'daydım....
Güneri CIVAOĞLU
Referans: 'Kaygı'
Başbakan Erdoğan'ın "İslam bütünleştirir" söy...
Can Dündar
Avrupa'da bir Türk şövalyesi
1990 Şubat ayı...
Hurşit GÜNEŞ
MB'ye yeni lakap
Yatılı okullarda öğrencilere lakap takarlar. ...
Doğan HEPER
Türkiye nereye gidiyor?..
TARİHÇİ Halil İnalcık ne diyor? "Kimi kimliği...
Semih İDİZ
ABD'deki dava Ermeni meselesi açısından dönüm noktası
Yasemin Çongar'ın, gazetemizin önceki gün man...
Sami KOHEN
Farklı bir kimlik örneği...
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan'ın "alt-üst kimlik" i...
Hasan PULUR
Türk kimdir? (1)
BİR konuyu ne kadar anlatmaya çalışsanız, dil...
Derya SAZAK
Solda yenilenme
DİSK'nin Bolu'da başlattığı konferanslar dizi...
Meral TAMER
Bir rektörün gözüyle Van'da neler oluyor?
Günlerdir telefonlarım durmuyor. Hepsi de Van...
Yaman TÖRÜNER
Enflasyon hedeflemesi için erkendi
Merkez Bankası 3 yıl için yaptığı enflasyon h...
Güngör URAS
Deniz otobüslerimiz Avustralya'dan geliyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin deniz otob...
Serpil YILMAZ
Gazprom ne dediyse o oldu
Tüm gelişmeler gösteriyor ki, bugüne kadar Ru...
M. Ali BİRAND
Yeni bir Kürt politikası aranıyor
Kürt sorunu, Ankara'daki derin koridorların y...

© 2005 Milliyet