Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Aralık 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kalabalıkların becerisi

Gökkuşağı / Reşat Kutucular

Yolda yana yana geçip gidiyoruz birbirimizin yüzüne bakmadan. Farkında bile olmadan. Aynı şehirde ayrı gayrı düşüyoruz. Üstelemiyoruz, vazgeçiveriyoruz. Bir süre sonra merak bile etmiyoruz.
Sağda solda ürkek insanlara denk geliyoruz. Güvensiz bakışlara. Yadırgamıyoruz. Biz de korkaklaşıyoruz arada.
Tanımadıklarımıza karşı temkinliyiz. Ellerini uzatsalar, ya da gülümseseler bile.
* * *
Kalabalığın ortasında hayatı az insanla yürütüyoruz. Çok eleme yapıyoruz. Ayak üstü değerlendirmelerle. Doğruyu yaptığımızı düşünüyoruz. Dehşet verici olansa, hakikaten doğrusu bu belki de!
Kent yaşamının yaptığı tahribatın bilançosu bu işte.
İnsanlar arası derin çatlaklar.
Aynı dili konuşup anlaşamayanlar.
Aynı şeye bakıp farklı şeyler görenler.
Yan yana durup birbirine dik bakanlar.
Kendini kasan, ve giderek buna alışan bir yığın kentli. Kendi başlarına belki gayet sevecen, fedakar, saygılı ama bir araya gelince gerilen, hinleşen, sevimsizleşen insanlar.
* * *
Zorluklar çok elbet. Kent cömert değil herşeyden önce. Neler vaad edip nelere razı ediyor insanları. Kentte her şey var ama bazen yetmez oluyor. Kent, insana iyi geleni gıdım gıdım veriyor, iyi gelmeyeni etrafa saçıyor.
Kent adil değil sonra. Hukuka aykırı olanı davet ediyor. Hatta bağrına basıyor. Güven vermiyor. Kötü sürprizleri mucizelerden daha çok seviyor. Bazen iyi niyetliyi cezalandırıyor. Siz kenti ciddiye aldıkça, kent sizi o kadar ciddiye almıyor sanki.
* * *
Kentin temposu da insanı zorluyor. Kentte yaşam gevşek kuralları olan bir uzun mesafe koşusu gibi.
Finiş çizgisi belirsiz.
Zemin kaygan.
Nereden ne çelme geleceği belli değil.
Düşene dönüp bakmak yok.
ürekli bir gerginlik hali.
Sinir testi, sabır testi, dayanıklılık testi.
Avcılık ve toplayıcılıktan gelmiş bedenlerin bu kadar stresi hazmetmesi bin yıllar alacak herhalde.
* * *
Kent, dostlukları da beslemiyor maalesef. Bilakis hırpalıyor. Dostları ihmal ettiriyor. Esasen kent sizi, başkasının dibinde, başkasına muhtaç olmadan yaşamak üzerine eğitiyor. Öyle biliyor. İnsani zaaflarınızdan arınıp demir gibi bir kentli olabilmeniz için. Zaten dost edinmek de dostluğu götürmek de büyük marifet bu curcunada. Halbuki ne dostluklar çıkabilir bu kadar çok insandan.
Kentteki aşklar da ona göre yaşanıyor tabii. Üstünkörü, alelacele. İnsanın en hayati önceliklerinden olan aşk...
Kentin, doğru insanları nadiren denk getirmek gibi kötü bir huyu var. Bazen erken davranıp bazen geç bırakmak gibi de bir anlayışı. Öyle olunca birliktelikler ya aşırı anlamlandırılmış tesadüfler ya da gayet mantıki nedenler üzerinden yürüyor.
Böyle doğan, sürekli kentteki parazite maruz kalan aşklar da bu kadar uçurabiliyor insanları.
O aşkların vardığı evlilikler de böyle oluyor. Doğan çocuklar da ancak bu kadar ümit veriyor geleceğe dair.
* * *
Kentte hayat devam ediyor. Paldır, küldür. Bir dost fazla, iki aşk eksik. Oysa ne güzellikler üretme potansiyeli var bu kalabalığın. Biraz akılla.

ege@milliyet.com.tr







EGE
Sentetik madde yok
Emeklilik hakkında her şey
Karanlık parka adım atamıyoruz
Kalabalıkların becerisi





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Arzu Çetik
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular

© 2005 Milliyet