|
 |
|
|
İçkinin zararı nasıl önlenir?
Hükümetin içkide yasakçı tutumu, içkinin fazlasının zararlarını da gündeme getirdi. İnsanlığın bu konudaki binlerce yıllık tecrübesi, içkinin zararını azaltmanın yolunun, "içki kültürü"nü geliştirip inceltmek olduğunu gösteriyor
myalcin@turk.net
Bundan iki hafta önce, Altunizade'deki bir dinlenme evinde, 80'lerini yaşadığı halde çok daha dinç görünen bir emekli avukatla söyleşiyorduk. Adı Ender Karay'dı. Osmanlı'nın son, cumhuriyetin de ilk yıllarının en önde gelen yazarlarından Refik Halid Karay'ın büyük oğluydu. Zamanının sıkı bir gurmesi olan Karay, yeme-içme konularına eserlerinde daima büyük yer ayırmıştı ve ölümünün 40'ıncı yılı dolayısıyla Gusto'nun Aralık sayısı için bir dosya hazırlıyordum. Ender Karay tatlı bir üslupla babasıyla olan anılarını anlatıyordu. Bir ara, daha önce yayımlanmış bir fotoğrafını gösterdim. 30'larındaki Refik Halid, bir kır masasında oğlunu dizine oturtmuş, bir yandan da küçük kadehindeki rakısından demleniyor...
Ender Karay "İnanır mısınız, ben hayatta ilk rakımı 12 yaşımda, babamın sofrasında içtim" dedi. "Babam bana 'Efendice içmeyi başarırsan, yanımda içebilirsin' dedi. Ben ömrüm boyunca içki içtim ama o kadar kararında ve adabıyla içtim ki, hayatımda bir kere bile sarhoş olmadım..."
Esiri olmamanın yolu
Nitekim büyük yazarımız da, bir eserinde "Ben içkiyi severim. Fakat sarhoşluğu sevmem; ayıp, iğrenç, zararlı olan bu ikincisidir. Kabahat şişedeki içkide değil, insan denilen şişenin içindeki mayadadır. Bu maya sarhoşluğa müsaitse o adam sade rakıdan değil, açık havadan, güzel manzaradan bile sarhoş olup hır çıkarır. Sarhoş olmadan içebilene söz söylemek kimin haddine? Onsekiz yaşımdan beri kısa birkaç rahatsızlık müstesna her gün içerim; amma ağzıma içerim; insan gibi içerim; vaktinde, derecesile, keyfini getire getire tertemiz içerim; özene bezene, bütün adabına, usullerine riayet ede ede, efendice içerim" diyor.
"Efendice içmek"... Bira, şarap gibi içkilerin tarihi binlerce, sert alkollü içkilerin tarihi de yüzlerce yılı buluyor ve insanlık bunca süredir bu içkilerle iç içe yaşamış. Ondan zevk ve keyif alırken, onun esiri olmamanın, onun zararlarının girdabına kapılmamanın yolunu ise bu iki kelimeyle bulmuş...
İnsanlık içmeyi öğreniyor
Zira Osmanlı İmparatorluğu'ndan Kurtuluş Savaşı dönemine, 20'nci yüzyıl başı Amerika'sına dek birçok kez içkilerin yasaklanması denenmişse de, hiçbirinde de başarılı olunamamış. Zira içki yine içilmiş ama bu yeraltına kaymış, sağlıksız ve kötü içkiler, vergi ödenmeden, kayda geçmeden, el altından içilmeye devam edilmiş, halk sağlığı bozulduğu gibi bu işten para kazanan mafyalar türemiş.
21'inci yüzyılın dünyası, tarihin belki de en sağlıklı içkilerinin yudumlandığı bir dünya. Zira mayalandırma ve damıtım bilimlerindeki gelişmeler, içkilerdeki sağlığa aykırı maddeleri her geçen gün daha da aza indiriyor. Alkolün de fazlası tabii ki çok zararlı ama zaten günümüz insanının eğilimi de, "Daha az ama daha öz" içmek. Batı dünyasında kişi başına tüketilen içki miktarı sürekli azalıyor ama içkilerde kalite yükseliyor. Sofra şarabı üreten batıyor, yıllanmış lüks şaraplar üretenler ihya oluyor. Viskinin 12 yıllığı, eskiden asilzadelerin içebildiği bir lüks içkiyken, bugün barların demirbaşı halinde. Yemek ve şarap arasındaki aşk her geçen gün tazeleniyor, yeni yeni uyumlar keşfediliyor ve bunlar "içki dünyası"nın değil, gastronomi dünyasının bir yeniliği olarak ilgi görüyor. Şarabın bir içki değil, yemeğin tamamlayıcısı bir lezzet ve gıda unsuru olduğu gitgide daha çok kabul görüyor.
Bu gidişatı bozan en önemli istisna, büyük içki tröstlerinin alkolü şekerin arkasına gizledikleri, "alco-pop" içecek denilen votkalı gazozlar. Bunlar lise çağında gençleri sert içkiye alıştırıyor. Öte yandan, bunun tedbiri de gecikmiyor, AB ülkelerinde bu tip içkilerin vergisi artırılıyor. Yine Batı ülkeleri, fazla içildiğinde sağlığa zararlı olabilen ama az içildiğinde sağlığa yaptığı bir dolu katkı bilim adamlarınca saptanmış bulunan bira ve şaraba vergi getirmezken, viski, votka, cin gibi yüksek alkollü içkilere vergiler koyup fiyatlarını yükselterek toplumlarına "İçecekseniz düşük alkollü içkilerden için" mesajını veriyorlar. Tıpkı rakı fiyatına zam yaparken, Tekel'e bira fabrikası kurduran cumhuriyetin ilk hükümetleri gibi...
Bol bol hır çıkacak
Tüm bunlar bir arada düşünüldüğünde, AKP'nin içki yasakçılığı çabalarının, söyledikleri gibi "Anayasanın hükümete verdiği halk sağlığını ve gençliği koruma görevi" ile ilgili olmadığı ortaya çıkıyor. Zira içki nezih restoranlarda ya da şık barlarda değil de, şehir dışlarındaki gettolarda içilirse, hem kaliteli insanlar buralara gitmeyeceği için lumpen bir alt kültür oluşacak hem de cezalılar gibi buraya sürülmüş insanlar başka yerde içki içemeyecek olmalarının hırsıyla belki arzu ettiklerinden de çok içecekler. Gettolarda bonfileyle şarap değil, patates tavayla votkalı bira içilecek ve kadınsız ortamlarda bol bol hır çıkacak. AKP'liler de bir süre sonra yükselen şikayetler üzerine kentleri bu "batakhane"lerden temizleyerek içkili lokantaların köküne kibrit suyu ekecekler!
Böyle bir Türkiye de herhalde, AB'nin arasına almak isteyeceği "çağdaşlık yolundaki Batılı Türkiye" olmayacak...
|
|
|

|