|
Ya milli devlet ya Avrupa Birliği
Birkaç ay önce göreve başlayan Belçika'nın İstanbul Başkonsolosu Hans Timbremont ile sohbet ediyoruz. Avrupa Birliği ve Türkiye'nin üyeliği hakkındaki görüşlerini soruyorum. Türkiye'nin Birlik'e üyeliğini Belçika'nın desteklediğini söylüyor.
"Türkiye'ye gelince gördüğüm bir tek sorun var" diyor. Nedir? Diyorum. "Türkler çok milliyetçi" diyor. Sonra, açıklıyor. "Avrupa Birliği'ne girince artık milliyetçilik ve milli değerler kalmayacak. Tek devlet Avrupa Birliği, tek millet Avrupalılar olacak. Biz bunu kabul ettik ve içimize sindirdik. Hakkımızdaki tüm kararları Birlik Meclisi alıyor ve biz de kabul ediyoruz. Siz hala çok milliyetçisiniz." diyor.
Siyasi birlik
Görünen o ki, dünya tek veya birkaç devlet olmaya doğru gidiyor. Bu oluşumun öncesinde oluşturulan ekonomik birlikler, giderek siyasi birliklere dönüştürülüyor. Sonuçta, siyasi birlikler de işbirliğine giderek bir anlamda "Tek Dünya Devleti"ni oluşturacaklar.
"Tek Dünya Devleti" de kabul gören tek ekonomik sistemi uygulayacak. Bunun adına da "globalizasyon" diyoruz. Büyük Ortadoğu Projesi de bu amaca hizmet ediyor. Dünya, Amerika Birleşik Devletleri benzeri bir rejimle yönetilecek.
Global devletin vazgeçemeyeceği ve bize de uydurulmaya çalışılan kurallar şunlar:
Demokratik, ancak uluslararası kural ve isteklere tam uyumlu bir siyasi rejim, Çokuluslu şirketlerin ülkelere rahatlıkla girip iş yapmalarına olanak sağlayan bir kapitalist sistem, Tam anlamıyla uluslararası kural ve yaptırımları uygulayan bir hukuk sistemi, Milli değerler yerine uluslararası değerlere öncelik veren bir sistem, Uluslararası kabul görmüş bir vergi sistemi, Düşük enflasyonlu ve istikrarlı bir ekonomi politikası, Terörizme, mal ve vergi kaçakçılığına, kara para yaratılmasına karşı olan ve önlem alan bir siyasi ve hukuki sistem, Geniş anlamlı insan hak ve özgürlüklerinin bulunduğu hukuki ve siyasi altyapı.
AKP, bu yaklaşıma en yatkın parti olduğu için seçildi ve destekleniyor. Bu nedenle de, ikinci bir dönem için iktidara gelecek. Bu nedenle de, Türkiye Avrupa Birliği'ne alınmak zorunda. Ama, sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da bile milliyetçi akımlar bitmiş değil.
Fransızların, Almanların ve diğerlerinin Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkmalarının ardında hep milliyetçi duygular yatıyor. Aslında, geçiş süreci hem biz hem de onlar için gerekli.
Öte yandan, Türkiye'nin azgelişmişlikle gelişmişlik ve Müslümanlıkla Hıristiyanlık arasında bir köprü olma görevi var.
Önemi de buradan geliyor. Globalizasyonun başarılı olması, bir anlamda Türkiye'nin başarılı olmasına bağlı.
Globalizasyon, şimdiki güçler dengesi sürdüğü sürece kaçınılmaz görünüyor. Dünya güç dengelerinin değişmesi de zor.
ytoruner@milliyet.com.tr
|
|