Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Aralık 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Gençtiniz, 32. Gün ile birlikte büyüdük


Doğrusunu söylemek gerekirse, hiç tahmin etmiyordum.
20 yıl önce 32.GÜN programını başlatırken, bunun bir süre devam edeceğini ve zamanı dolunca da yok olacağını düşünmüştüm.
1985 yılında herşey çok farklıydı.
Türkiye'de tek televizyon kanalı vardı. Bu televizyon kanalında da, sadece devletin onayladığı konular ele alınırdı. Belirli çizgiler çizilmişti ve kimse bunun dışına çıkamazdı.
O yıllarda en büyük korku Komünizm idi.
Dünya ikiye bölünmüştü.
Bir yanda bizler (yani Amerikanın müttefikleri) ki, ben "kovboylar" derdim. Karşımızda da Kızılderililer (Yani Sovyetler Birliği ve müttefikleri) vardı.
Kovboylar iyilerdi.
Kızılderililer kötüydü.
Biz hep doğruları yapardık. Onlar da hep kötülükleri...
İşte 32.Gün, gözünü dünyaya böyle bir ortamda açtı.
Amacı, çok kaygan bir zeminde, anlaşılması son derece güç konuların tartışıldığı bir ortamda, dünya'da nelerin yaşandığını anlatmaktı. Bunu da çok iyi yaptı. İnanılmaz bir beğeni kazandı. 32.Gün'ün yayınlandığı günler insanlar evlerinden çıkmazlardı. Randevular program gününe göre ayarlanırdı.
Zaman ilerledi, 32. Gün sadece dünyayı değil, Türkiye'yi de anlatmaya başladı.
Belgeseller yaptı.
Demirkırat ile (1942-1963) dönemini, ardından 12 Mart 1971 askeri müdahelesine kadarki dönemi, 12 Eylül 1980 darbesine giden yılları ve Özallı Yıllarla birlikte tekrar demokrasiye ve daha da önemlisi Türkiye'nin büyük dönüşümünün belgeseli yaptı.
Kürt sorununu anlattı, İslamcı hareketleri ekrana getirdi, Derin Devleti ilk defa kamuoyuna tanıştırdı. İlk defa Sovyetler Birliğinin kapılarını açtı. Ulaşılamaz, kimse konuşamaz denilen dünyanın en başta gelen liderlerini Türk seyircisinin odasına taşıdı.
Bir de bugün gelinilen noktaya bakın.
Ortada ne Berlin duvarı, ne Komünizm kaldı. Artık Sovyetler Birliği de yok. Amerika tek başına kovboyluğunu sürdürüyor.
Türkiye de onlarca TV kanalı, yüzlerce radyo kuruldu.
Artık eski tabular yok.
Artık ulaşılamayan insan veya lider de yok.
Seyircinin beklentileri değişti. Ekranda görmek istedikleri de son derece farklı.
1985'te kimimiz çocuk, kimimiz orta yaşlıydı.
2005'te aynı insanlar hala 32.Gün'ü izliyorlar.
"Artık eskisi gibi değil" diyenler var.
Haklılar.
32.Gün artık eskisi gibi değil.
Ancak Türkiye de eskisi gibi değil.
Seyirci de eskisi gibi değil.
Önemli olan, tüm değişimlere, tüm fırtınalara rağmen ayakta kalabilmek, devamlılığı sağlayabilmektir.
İşte bence 32.Gün'ün başarısı da budur.
25 inci yıldönümünde de yine birlikte olabilmeyi düşlüyorum.

* * *

20 YILIN HİKAYESİ...
Doğan kitap 32.Gün'ün 20 yıllık hikayesini kitaplaştırdı. Aslında bu kitap programın kitabı olmaktan çok, son 20 yılın bir hikayesi. Nerelerden geçilip nerelere gelindiği, PKK terörüne karşı mücadeleler, Andıç olayının perde arkası ve Türkiye'nin yaşamının bir aynası. Okuduğunuz zaman kendi kendinize "nerelerden geçmişiz" diye hayret edeceksiniz. Zira insanlar unutuyor. Günlük yaşama kapılınca geçmiş hatırlanmıyor. Türkiye'yi merak edenler, tüm büyük kitapevlerinde bulabilirler.

* * *

ONLAR OLMASA BU FARK YARATILAMAZDI...
32.Gün' ün başarısını tek başıma ben sahiplenmiyorum.
Aksine, eğer 20 yıl içinde birlikte çalıştığım insanlar olmasa 32.Gün bu başarılara imza atamaz, bu belgeselleri üretemez ve bugüne kadar da devam edemezdi. Haber Programlarının en uzun yaşamlısı olmak kolay değildir ve bunu da ancak insanlar gerçekleştirebilirler.
Benim tek başarım bu değerleri bulabilmiş ve onlarla çalışabilmiş olmaktır. Onlara bu ortamı hazırlamak, bir arada kalmaları sağlamak ve daha da önemlisi hala onlarla birlikte dostluklarımızı sürdürebilmekti. Birbirimizle kavga etmedik, ayrıldıktan sonra da hep beraber kaldık. Bazen yollarımız yine buluştu ve birlikte olduk. Bu köşeye bütün 32.Gün'e emek vermiş kişilerin resimlerini koymak isterdim.Ancak yerim bu kadar...
Mesajım da çok kısa: Çocuklar hepinize çok teşekkür ederim.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
'Millet' tartışması
TÜRKİYE hâlâ "millet" kavramını tartışıyor. B...
Çetin ALTAN
Yöneticilerimizin "dünya vatandaşlığı" egzersizleri...
Üstünde yaşadığımız "Yer" yuvarlağının üçte 2...
Melih AŞIK
Atatürk'ün şefleri!
Hekim okurumuz, Ankara Atatürk Eğitim ve Araş...
Fikret BİLA
'Ben de ağlardım'
CHP lideri Deniz Baykal, hastanede ziyaret et...
Hasan CEMAL
Beyaz kurdele!
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr...
Güneri CIVAOĞLU
Derviş BM'nin başına mı?
Kemal Derviş'in BM Genel Sekreteri adayı olma...
Can Dündar
Rektörün tutukluluğu Avrupa hukukuna ters
Strasbourg'da Rıza Türmen'le buluştuk. Türmen...
Abbas GÜÇLÜ
Kolejler sınavı artık yok
Anadolu liseleri ve kolejlere giriş artık tek...
Semih İDİZ
Günahım senin değil benim derdim!
AB yolunda gösterdiği çabalar nedeniyle hüküm...
Sami KOHEN
Sıfıra sıfır...
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün İsta...
Hasan PULUR
Din kardeşliği denilince...
BAŞBAKAN Erdoğan, uzak diyarlardan Türkiye üz...
Derya SAZAK
Aşkın'ın durumu
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yü...
Meral TAMER
Damlaya damlaya göl de olur, siyasi linç de...
Van Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkı...
Tamer HEPER
Anayasa "alkolden koruyun mu" diyor?
Kuru yerde sel götürüyor derler ya, işte o du...
Yaman TÖRÜNER
Ya milli devlet ya Avrupa Birliği
Birkaç ay önce göreve başlayan Belçika'nın İs...
Güngör URAS
Cumhuriyet'i seviyorum
Hasan Cemal'in "Cumhuriyet'i çok sevmiştim" b...
M. Ali BİRAND
Gençtiniz, 32. Gün ile birlikte büyüdük
Doğrusunu söylemek gerekirse, hiç tahmin etmi...

© 2005 Milliyet