|
Eski bir film izler gibi...
32. Gün'ün 20. yaş gününü kutladık geçenlerde...
Kanal D binası içinde, her yaştan "mezunlar"la dolu bir salon...
Salonda "eski filmler" gösteren bir perde...
Perdede ürkek cümlelerle tarihten sayfalar anlatan bir acemi:
Ben...
32. Gün, televizyonculuktaki çocukluğumu bilir benim; ben de onunkini...
Yollarımız 1988'de TRT'de kesişti.
Haber Dairesi Başkanı Ali Kırca'nın yanında çalışıyordum.
"Açık Oturum" adlı bir program hazırlıyorduk. Yıllar sonrasının "Siyaset Meydanı"nın temellerini atıyorduk.
Biz hazırdık, ama TRT hazır değildi henüz...
Durduruldu program...
Ali Kırca kızağa çekildi.
Ben, yarım kalmış televizyonculuk hevesimi Seynan Levent'in "Gün Başlıyor"unda sürdürmeye koyuldum.
Haftada bir, kargaların kahvaltı vaktinde "Bir Zamanlar" adıyla siyah-beyaz, kısa dosyalar hazırlıyordum.
Bir sabah o dosyaların biri, Mehmet Ali Birand'ın gözüne ilişmişti.
Daha önce master tezim için bir kez görüştüğüm Birand, "Gel bizimle çalış" teklifiyle çıkageldi.
Ancak bu teklifin ardındaki gizli kahramanı, yıllar sonra Birand, 32. Gün'ün kitabını yazınca (Doğan Kitap, 1995) öğrendim:
Birand'a beni tavsiye eden, birkaç kez röportaj yaptığım Adnan Kahveci'ydi.
Hayatımın seyrini değiştiren bu tavsiye için Kahveci'ye teşekkür etmek istediğimde artık çok geçti.
***
20 yıllık ömrünün 7'sinde benim ona kattığımdan çok daha fazlasını kattı bana 32. Gün...
Oradaki ilk yılımda Bülent Çaplı ile birlikte yaptığımız Demir Kırat belgeseli, meslek hayatımda yepyeni bir dönem açtı.
Birand'ın o yıllarda yurtdışında yaşıyor olmasının ve olaylara Batılı bir yayıncı gözüyle bakmasının etkisiyle 32. Gün sadece TRT'nin değil, Türkiye'nin de pencerelerini dışa açan program oldu.
O sayededir ki, her şeyin sabun köpüğü gibi parlayıp söndüğü bu eğlence kutusunda 20 yıl yaşayabildi.
Herkesin tek kişilik oyunlar oynadığı bu sahne şovunda Birand'ın sahneyi gençlerle paylaşma konusundaki komplekssizliği sayesinde de yepyeni kadrolar yetiştirdi.
***
Gece, partideki "eski film"in içinden birer ikişer geçtik hepimiz... Perdedeki mazimizden hayli farklıydı halihazırdaki halimiz...
Ama "okul" yıllarında, rekabet içinde dayanışmanın tadını
yaşayabilmiş ve o sayede, dağılan programların ekipleri birbirini yerken biz, 20. yılında programımızın yaş günü pastasını birlikte üfleyebilmiştik.
Hepsi iyi kötü bir yerlere gelmiş eski mezunlar, gece boyu yenilerle buluşup sohbet ettik.
Anıları tazeledik.
Ve emanetin, nicedir Rıdvan Akar'ın mahir ellerinde olmasının rahatlığıyla dağıldık.
25. yılda buluşmak üzere...
can.dundar@e-kolay.net
|
|