|
ABD ile ilişkilerde önemli gelişmeler var
FBI Başkanı'nın hemen ardından CIA Başkanı geliyorsa, bunun önemli bir işaret olduğunu anlamak için uzman olmak gerekmiyor. Ancak, bazı ayrıntılara işaret etmekte yine de yarar var.
"FBI", ABD için ulusal güvenliğin "iç cephesi"ni, "CIA" ise "dış cephesi"ni temsil eder. Her iki kurumun başkanının peş peşe gelmeleri, bu nedenle, kapsamı geniş bir diyaloğun söz konusu olduğunu gösteriyor. Bu temasların, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Washington'da yapacağı görüşmelerle aynı zamana rastlaması ise "eşgüdüm" görüntüsünü pekiştiriyor.
Dün Amerikan tarafını Porter Goss'un ziyareti konusunda yokladım. Söz konusu olan CIA Başkanı olduğu için ketumdular. Görüşülecek konuların "malum olduğunu" belirtmekle yetindiler. Buna karşın bir hususun altını çizdiler. Bu "aniden ortaya çıkmış" bir ziyaret değilmiş. Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın şubat ayında Ankara'ya yaptığı ziyaretle başlayan ve karşılıklı olarak bir çok üst düzey askeri ve sivil ziyareti kapsayan bir "silsilenin" sadece son halkasıymış.
Bu da, ilişkilerin hâlâ zorlu bir dönemden geçmekte olduğu iddialarını yalanlıyormuş. Tam aksine, Goss'un ziyareti, "giderek derinleşen" işbirliğinin somut bir göstergesiymiş.
Goss'un Ankara'da, Büyükanıt'ın ise Washington'da ele alacakları temel konulara gelince, bunlar, Amerikalıların dediği gibi, gerçekten de "malum". Bunu Türk tarafı da teyit ediyor. Bu konuları, Ankara'nın önceliklerini hesaba katarak, sıraladığımızda şöyle bir liste çıkıyor:
Seçimlere hazırlanan Irak'ın genel durumu ve Kuzey Irak'taki PKK varlığı; Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın bölgede istikrarsızlık vaat eden sivri çıkışları; ve -son dönemde harareti azalmış olsa da- Irak ve Lübnan eksenli olarak Suriye meselesi. "İşkence uçakları" konusunun ise görüşmelerde önemli bir yer tutması beklenmiyor.
Öte yandan, yeni ABD Büyükelçisi Ross Wilson'ın nihayet Ankara'ya gelmesi ve Cumhurbaşkanı Sezer'in, güven mektubunu sunması için kendisini bekletmemesini de, iki ülke arasında artan bu "eşgüdümün" bir uzantısı olarak görmek lazım.
Özetle durum, Büyükelçi'nin şu sıralarda Ankara'da bulunmasını gerektiren önemli gelişmelere işaret ediyor. Yoksa Noel'den sonra gelebilirdi. Bu gelişmelerin ise ilk etapta Irak'la ilgili olduğu kesin. Türkiye'nin, Iraklı Sünnilerle Amerikalıları bir araya getirebilmiş olması bile burada önemli bir "perde arkası diplomasisi"nin devrede olduğunu gösteriyor.
Öte yandan, PKK'ya karşı işbirliğinin nasıl bir şekil alacağı ise henüz net değil. Amerikan tarafına bakılacak olursa, bu konuda "gelişmeler beklenmeli". Gerçekten öyleyse bunun işaretlerini yakında göreceğiz demektir.
Aksi takdirde, ABD başkentinin önemli kurumlarından Washington Institute'un birkaç gün önce yayımladığı raporda da belirttiği gibi, PKK konusu Türk-Amerikan ilişkilerini zehirlemeye devam edecek. Irak konusunda Türkiye'yi daha çok dinlemeye başlayan Amerikan tarafı galiba bunu da bugün daha iyi anlıyor.
semihi@cnnturk.com.tr
|
|