Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Aralık 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hükümet de 'TL değerli' dedi


26 Nisan 2005 tarihinde Uluslararası Para Fonu (IMF) ile imzalanan 19. stand-by düzenlemesinin 1. ve 2. gözden geçirmeleri geçtiğimiz cuma tamamlandı.
Bu nedenle de IMF Türk ekonomisine ilişkin bir açıklama yaptı. Bu açıklamada baz para ve kamu sektörü faiz dışı fazlasına ilişkin eylül sonu rakamsal hedeflerinin ve bankacılık ve sosyal güvenlik reformları ile ilgili haziran sonu yapısal performans kriterlerinin tutturulamadığı ve bunlarla ilgili IMF'den taviz alındığı anlaşılıyor.

Belirsiz ifadeler
Bunların bir kısmı makul gerekçelere dayanırken özelikle faiz dışı fazla hedefinin aşılması ile ilgili niyet mektubundaki açıklamalar oldukça belirsiz.
Bu hedefin tutturulamaması sosyal güvenlik ve KİT açıklarından kaynaklanıyormuş ve sene sonunda bu durum ortadan kalkacakmış. Özellikle bu yıl, sosyal güvenlik açıklarının GSMH'nın yüzde 4,5'ini aşacağı tahmin ediliyormuş ama bu sağlık reformunun uygulamasında ilk yıl olması nedeniyle yaşanan idari sorunlardan ve af söylentileri nedeniyle prim ödememenin yaygınlaşmasına bağlı geçici gelişmelerden kaynaklanıyormuş.
İdari altyapıyı hazırlamadan sağlık alanındaki değişmeleri yapan ve sosyal güvenlikte af söylentilerini çıkaran bu hükümet değil miydi? Bu gelişmeler ortadan kalkınca 2006'da bu hedefin tutacağına olan inancımız tammış. Bu açıklamalar iştahlı dış piyasaları şimdilik tatmin edecektir. Ancak iştah kaçtığında da yaşanacak sorunların nedeni olarak tekrar karşımıza getirilecektir. Yalnız IMF bu tavrı ile artık hükümetin sorumluluğuna ortaktır.

Hedef nasıl tutar?
Gelelim yıl sonunda faiz dışı fazla hedefinin tutturulup tutturulamayacağına. Kasım ayı bütçe rakamları açıklandı. Yıl sonu hedefi ile uyumlu aralık ayı konsolide bütçe faiz dışı fazlasına ulaşmada rol oynayacak iki önemli kaleme bakmakta yarar var. 11 ayda ortalama personel gideri 2,7 milyar YTL olmuş. Geçen yılın aralık harcaması ise 2,2 milyar YTL. Personel giderlerinin son ayda 1,8 milyar YTL olması gerekiyor. Bu nasıl olacak? İkinci kalem ise vergi gelirleri. Hedefi tutturmak için aralık ayında vergi gelirlerinin 16 milyar YTL olması gerekiyor. 11 aylık ortalama 8,8 milyar YTL.
Geçtiğimiz yılın aralık ayı tahsilatı ise 9 milyar YTL. Bu rakamlar yıl sonunda sadece KİT'lerin değil konsolide bütçenin de faiz dışı fazla hedefinin tutturulmasının zor olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla durum özelleştirme, kamu bankalarından alınan kârlar ve faiz gelirleri ile hormonlanmış bütçe rakamlarının gösterdiğinden daha farklı.

IMF'den TL tespiti
Ancak hem niyet mektubunda hem de IMF açıklamasında yer alan bir tespit insana günaydın(!) dedirtiyor. Niyet mektubunun altıncı paragrafında cari açıktaki artışta, güçlü sermaye girişleri ve buna bağlı olarak ortaya çıkan Türk Lirası'nın değerli konumunun payı var deniyor. Aynı tespit IMF açıklamasında da var. Sizler ortaya çıkıp TL değerli değil, böyle olduğunu söyleyen varsa döviz alsın demediniz mi? Şimdi ne oldu da birden TL değerli oldu?
Peki çözüm neymiş? Güçlü 2006 bütçesi, para politikasının tedrici olarak gevşetilmesi ve uluslararası rezerv artışının hızlandırılması. Niyet mektubunda da yer alan bu önlemler yeter mi? Hayır.

Önlem alınmalı
Bir kere borç yaratan ve spekülatif sermaye girişini yavaşlatmanız gerekir. Bunun için TL cinsinden borçlanma karşısında, uluslararası ortam nedeniyle, ucuzlayan yabancı para cinsinden borçlanmayı yeniden TL borçlanma ile aynı duruma getirecek şekilde bankacılık güvenlik rasyolarını gözden geçirmelisiniz.
Bu TL'nin değerli olduğunun hükümet tarafından da kabul edildiği bir ortamda mali sektördeki riskleri azaltmak bakımından da bir ihtiyaç. İkincisi, değerli TL'nin ortaya çıkardığı rekabet sorununu sadece kura ve faizlere yüklenerek çözmek enflasyon hedefini zora sokacaktır. O nedenle faiz dışı harcamalarda radikal bir tasarruf sağlayacak bir düzenlemeye gidip bunu emek üzerindeki vergileri ve sonuç olarak birim işgücü maliyetlerini düşürecek şekilde kullanmalısınız.
Tabii bütün bunlar dünyada yaşanan elverişli ortama ve kaydedilen büyümeye rağmen milleti, değerli kurun yarattığı suni rekabet baskısı altında, işsiz ve aşsız gezdirmenin vebalinden kurtarmaz ama, ekonominin daha fazla kırılganlaşmasını önleyebilir.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Atatürk, sol, Kürtler
KÜRT meselesinin çözümü için ileri sürülen gö...
Çetin ALTAN
İster istemez 'Dünyalı'yız da...
Aynı zamanda "Dünyalı" olduğumuzu anımsayan T...
Yasemin CONGAR
Irak'ta nereden nereye?
Irak'a bakınca pespembe bir tablo gören varsa...
Can Dündar
Eski bir film izler gibi...
32. Gün'ün 20. yaş gününü kutladık geçenlerde...
Semih İDİZ
ABD ile ilişkilerde önemli gelişmeler var
FBI Başkanı'nın hemen ardından CIA Başkanı ge...
Faik ÖZTRAK
Hükümet de 'TL değerli' dedi
26 Nisan 2005 tarihinde Uluslararası Para Fon...
Hasan PULUR
Bu adamları tanıyor musunuz?
BU üç insanı daha önce de sizlere tanıtmıştık...
Yaman TÖRÜNER
Gayrimenkul alırken
Mortgage (borç senedi karşılığı gayrimenkul k...
Osman ULAGAY
Cumhuriyet olayı ve Hasan Cemal'in özlemi
Hasan Cemal'in Cumhuriyet'te geçirdiği yıllar...
Güngör URAS
2006'da KDV ve ÖTV artışına hazır olalım
IMF Birinci Başkan Yardımcısı (Türkiye Uzmanı...

© 2005 Milliyet