|
 |
|
|
Özerk komedi
Türk Futbol Tarihi'ni yazanlar yaşadığımız saçma sapan süreci ileride belki de gülerek anacaklardır...
Bu kadar çelişki, tutarsızlık, haksızlık, bağnazlık, dağılma, çözülme, hayal kırıklığı ve başarısızlığın bir güven oyu istemiyle genel kurula götürülmesi tanrı aşkına komiklik değil de, nedir ?..
Özerk federasyonumuz, ille de Haluk Ulusoy ve ekibinden kurtulmak için siyasetin de devreye girmesiyle Levent Bıcakcı'ya emanet edildi..
İyi niyetli ve çocuk saflığında temiz başkanımız gemiyi bir türlü kıyıya yanaştıramadı.
Kimse sizi dinlemez. Yaşadığınız fırtınalara, girdaplara, tayfalara, zabıtanın isyanına bakmaz... Soru tektir: Gemiyi limana yanaştırdın mı, yanaştıramadın mı ?
Limanı, kumsalı geçelim, gemi kayalara vurdu, su aldı, battı, dibe oturdu!
Şimdi karar alıp, kongre tarihi ilan ettiler. Sevgili Başkan diyor ki, "Bana yeni bir gemi verin, yeniden limana yelken açayım"...
Olur mu ? Oyun mu oynuyoruz?
* * *
Futbol benim tanıklık ettiğim 42 yılda hiç bu denli kirlenmemiş, dağılmamış, böylesine yozlaşmamıştı...
Başarısızdık, evet... Ama temizdik, saftık! Sonra başarıyı bulduk, paylaşamadık. Durduğumuz yerleri zirve sandık, şapa oturduk.
Kulüplerin haksız ve yoz rekabeti, rekabetin içinden çıkan futbolcuların, kulüp yöneticilerinin ve başkanların her geçen gün şişen egoları, halktan, masum yığınlardan kopuk, kendi aralarında güç ve iktidar savaşı yaratan ihtirasları bizi bu günlere taşıdı.
2005 Şampiyonlar Ligi finali ile kendi kendimizi abartılı duygularla mutlu ederken, 2012'ye soyunup, duvara çarptık. Avrupa Şampiyonası adaylığımız tam anlamıyla bir beceriksizlik örneği olarak gündeme oturdu. Ardından kulüplerimizin Avrupa sınavları ciğerimizi yaktı. Büyük hayallerle iş başına getirip, kurtarıcı olarak sarıldığımız karizmatik hocamızla İsviçre saat ayarını değiştiremedik. Play-Off macerasını saha içinde ve dışında elimize yüzümüze bulaştırdık.
Kurumlarda çatışma, tribünlerde kavga... Düdüklerde çelişki, bahislerde çözülemeyen ilişki!
Şimdi bu kirli futbolun kongresini yapacağız...
Levent Bıçakcı güvenoyu hayalleriyle avunadursun, yeni gemiye yeni bir kaptan çıkaracağız...
Sevsinler sportif felsefemizi... Siyasetten arındıralım diye tutturuyoruz ikide bir. Futbola siyasetin müdahale etmemesini, karışmamasını öneriyoruz... Çok romantik bir öneri bu.
İki yüzlü, sinsi hesaplarımıza uyuyor da, çok akla ve mantığa oturmuyor.
Şimdi soralım cesaretle: Siyaset mi spora karışıyor, yoksa kulüpler ve spor adamları mı siyasetin yakasına - paçasına yapışıyor ?
Siyaset elbette kendine uygun her zemine sızar... Oraya kendi ruhunu ve kokusunu yerleştirmeye çalışır... Hayatı bulduğu her zeminde kendi felsefesine uydurarak biçimlendirmeye çalışır...
Siz de devletten vergi indirimi, trilyonluk borçların uzlaşma yoluyla sıfırlanması, sigorta borçlarının affı, arazi tahsisi, ormanlık alandan parsel kapmaca, üstüne tesis yapmaca işleriyle uğraşmak için ikide bir Ankara'nın yolunu tutar, bakanların, başbakanın peşinde koşar, onlardan onay talep ederseniz elbette siyaset de karışır işlerinize.
Bunun adı özerk futbol da olsa, özerklik hayaldir, hayal!
Siz devletin yakasından düşmedikçe, devlet adamlarının paçasını bırakmadıkça siyaset elbette genel kurulları etkiler, biçimlendirir, gemilere kaptan gönderir... Olmadı mı, değiştirir!
Bu işin adı özerk komedidir. İsterseniz adına TFF Genel Kurulu da değin...
Güle güle eğlenin!.
Çözüm: Özhan Abi
Sevgili kardeşim Fatih Altaylı, Özhan Canaydın'ın Kulüpler Birliği Başkanlığı'na seçilmesini çok yadırgamış. Dili varmıyor ama neredeyse Canaydın'ı düşman saflarına sığınan bir şaşkın general olarak gösterecek.
Güya Kulüpler Birliği, Anadolu kulüplerinin dört büyüklere karşı bir örgütlenme biçimiymiş... Özhan Canaydın'ın orada yer almasını, başkanlığa seçilmesini bu nedenle yadırgıyor.
Oysa Özhan Canaydın, tarihin futbolumuza getirdiği belki de çok güzel bir fırsatın kahramanı... Düne kadar özellikle Fenerbahçe'nin dışlamasıyla yayın hakları konusunda dört büyükler - ötekiler çatışmasıyla bir anlamda Anadolu örgütlenmesi yanılgısını yaratan Kulüpler Birliği, şimdi Özhan Abi'nin başkanlığa seçilmesinden sonra futbolda tam anlamıyla bir kenetlenme - kucaklaşma sürecine giriyor.
Özhan Canaydın'la bu birlik gerçek amacına uygun bir aile yapısı kazanabilir. Ben Özhan Abi'nin çelebi kişiliğine, dürüstlüğüne saygı duyuyorum. Ümitleniyorum. İnanıyorum ki Özhan Abi, Aziz Yıldırım'ı da ikna ederek Kulüpler Birliği'ni tam katılımlı gerçek bir aile meclisine dönüştürecektir. Kavgalar uzlaşmaya, çatışmalar dostluğa, savaşlar barışa dönecektir.
Elbette onun da insani hataları olabilir. Örneğin başkanlığa seçildiğinin bir gün sonrasında ve derbi öncesinde Galatasaray Başkanlığı şapkasıyla hakemlere yönelik - çoğu da haklı - itirazlarını dile getirmesi gibi.
İletişimi ya biz bilmiyoruz, ya da Özhan Abi çok iyi biliyor. Doğrusu şaşırdım. Ama bu gafı Kulüpler Birliği ile ilgili ümitlerimi örselemedi.
Yapacağın çok iş var Özhan Abi... Haydi, herkese elini uzat, akil adamları topla ve barış için savaşa başla!
PFDK, temsilci de kim?.. Bunun adı Tahkim!
Futbol Federasyonu'nun yasayla oluşmuş kurulları inanılmaz çelişkilerle sadece spor tarihine değil, hukuk tarihimize de geçecek içtihatlar oluşturuyorlar..
Fenerbahçeli Semih'in davranışlarına, küfürlerine mim koyarak, rapor yazan federasyon temsilcisi Orhan Kayatok, disiplin kuruluna göndermiş belgeyi.
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu da, Semih'e 3 maç ceza vermiş.
Elbette Fenerbahçe Kulübü itiraz edecek, cezanın haksız ve ağır olduğunu öne sürecek, genç futbolcusunu koruyacak.
İtirazını da Tahkim Kurulu'na yapacak.
Şimdi komediye bakın. Tahkim Kurulu, Semih'in cezasını indirmek şöyle dursun, tümüyle ortadan kaldırıyor.
Kabahati ya da cürmünü yok sayıyor.
Federasyon temsilcisini ciddiye almıyor.
Tahkim Kurulu çok saygı duyduğum, kendisini var eden hukuk kavramlarını dinamitliyor, çöpe atıyor.
Aşçılık, terzilik, hukukçuluk birbirine benzemez.
Aşçı ile terziye istediğiniz gibi omlet ve pantolon yaptırabilirsiniz. Ama hukukçuya istediğiniz gibi karar dikte edemezsiniz.
Elbette Fenerbahçe Kulübü böyle bir dikteye kalkışmadı.
Ama karar harika bir omlet gibi pişirildi, ya da çok iyi dikilmiş bir pantolon gibi kesildi, biçildi, dikildi...
Fenerbahçe'nin ağzına layık ya da okka gibi üstüne oturan bir isabetle elden teslim edildi.
Ben Fenerbahçe Kulübü'nün Tahkim üzerinde ekstra etkiler yarattığına, böylesine çabalar gösterdiğine inanmıyorum.
Ama sonuca baktığınız zaman hukuk ayvayı yiyiyor!
Şimdi PFDK Başkanı Adnan Türkkan'ın bir hukukçu olarak yapacaklarını merakla bekliyorum.
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|