Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Aralık 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sharon'u değil, Elif'i öp!


Türk milleti, geçen günlerde, neyse parası verdi, Polat Alemdar'ın şahsında Sharon Stone'u öptü. Daha doğrusu galiba Polat yine öyle sarsılmaz, taştan Türk erkeği formatında durdu da öpme işini Sharon Stone yaptı.
Gazetelerde çıkan fotoğraflara bakılırsa Polat yine o Türk erkeği istifini hiç bozmamış. Tam bilemiyoruz tabii ne olduğunu. Artık malum bölümün gösterildiği gece hep birlikte, muhtemelen milli maç havasında izleyeceğiz "karşılaşmayı". Radikal gazetesinde hadiseyi milli aşağılık duygumuzun ani sarsıntılarda nasıl bir milli megolamaniye dönüştüğü açısından Nur Çintay, medyanın bu durumu nasıl allayıp pulladığı ve hatta ürettiği açısından Murat Belge okudu.
Fakat benim merak ettiğim başka şey. Merak ettiğim şey şu: Polat Alemdar, niye Sharon Stone'u öptü? Daha doğrusu niye Elif'i öpmedi de elin Sharon Stone'unu öptü? O konuya bir açıklama getirilmesini isterim.

Platonik tecavüz
Bir televizyoncu arkadaşım, vaktin mühim dizilerinden "Deliyürek" üzerinden, Türk milletinin bir sıkıntısına dikkat çekmişti:
"Sen biliyor musun ki, reytingin en yüksek olduğu dakikalar oğlanla kızın deniz kenarında yan yana yürüdüğü, el ele bile tutuşmadığı dakikalar. Milletimiz bunu seviyor. Platonik aşk!"
Bu kadar çok gizlenmiş ve açığa çıkmış tecavüz vakasının olduğu bir ülkenin aynı anda bu kadar "platonik" olması tuhaf elbette. Âşık olunca dokunmayan, dokununca canını çıkaran, evlendikten sonra da "aile içi şiddet" istatistiklerini yükseltmek için canla başla çalışan bir Türk erkeği profilini herhalde ne anlamak ne de anlatmak mümkün. Ama Elif niye öpülmedi bunca sene, ben hâlâ oradayım yine de.

Ne dayak ne kurtarılmak
"Kurtlar Vadisi" en kalasından bir erkek dizisi. Kadın kahramanlar sadece "karton karakterler" olarak var. Hatta giderek öyle bile yoklar, son bölümlerde pek görülmediklerine göre. Bu sebeple dizideki bu şahane, olağanüstü, hikmetinden sual olunmaz, Türkiye hariç dünyanın hiçbir yerinde eşi benzeri bulunmaz Türk erkeklerinin kadınlarla nasıl ilişki kurduklarını bilemiyoruz.
Yani bu adamlar, kadınları "kurtarmak" dışında kadınlara nasıl davranır, bir kadınla nasıl ilişkiye girer, bu ilişkiyi nasıl bitirir, nasıl kur yapar, yapar mı, onları hiç bilemiyoruz. Şimdi bunun nedeni senaristlerin Türk milletinin "platonik hassasiyetlerine" saygı göstermesi mi, yoksa Türk erkeği gerçekten bunları bilmiyor mu? Bu adamlar dünyayı kurtarmayı beceriyor da bir kadınla, bir Türk erkeğinin karşısında dizleri çözülmüş faniler hariç, nasıl sevgili olunacağını bilmiyor mu?

Kafası karışan erkekler
Yoksa bu meselelere girmek dizide kurulan "erkek kardeşliği" düzlüğünü bozan, kafa karıştırıcı meseleler olarak mı görülüyor? Kafası karışan erkeklerin derhal "tahrik" olarak silaha sarıldıkları için "Elimizdeki az sayıdaki kadın karakterden de olmayalım" mı deniyor yoksa? Bu sorular önemli. Çünkü "Kurtlar Vadisi" dizisi, şahsi kanaatimce, "popüler milliyetçi kimliğin" inşasında önemli bir rol oynadığı gibi, aynı anda Türkiye'deki erkek kimliğini de hiçbir eğitimin yapamayacağı kadar çok biçimlendiriyor ve üretiyor.
Sokaklar hızla "Polatçık"larla doluyor. Yani Türk erkek kimliği önümüzdeki yıllarda kazmalaşırsa bunda Kurtlar Vadisi'nin payı çok büyük olacak. Kadınlar, parası neyse verilip öpülecek yaratıklara dönüşse bunda Polat'ın da tuzu bulunacak. O bakımdan önemlidir:
Polat niye Elif'i öpmedi? Bir açıklama rica ediyoruz Türk milletinin, ne dövülmek ne de kurtarılmak isteyen, aklı başında, normal kadınları olarak.

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Orhan Pamuk ve yargı
PAZARTESİ günü öğleden sonra haber geldi; Orh...
Çetin ALTAN
Patlıcan likörü mü, fasulye likörü mü?
Vaktiyle İstanbul Valisi Niyazi Akı'ya şaka y...
Melih AŞIK
Sakıncalı kitap!
Kitabın adı; T.C. İnkilap Tarihi ve Atatürkçü...
Fikret BİLA
MİT-CIA görüşmesinde üç çerçeve konu
MİT Müsteşarı Emre Taner ile CIA Başkanı Port...
Hasan CEMAL
Solda arayış ve kompleks!
Solda arayış! Hiç bitmeyen şarkı... Uzun yıll...
Güneri CIVAOĞLU
İki dava
Orhan Pamuk için, "Şeytan Ayetleri" kitabı ne...
Abbas GÜÇLÜ
15 + 13 + 14 yeni üniversite
15 yeni üniversite için hazırlanan yasa tasar...
Hurşit GÜNEŞ
Yıl sonunda büyüme ne olacak?
Raymond James başekonomisti Özgür Altuğ ünive...
Nail GÜRELİ
Soruşturma üzerinden tutukluluğa prim
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr...
Sami KOHEN
Daha "normal" bir Irak için...
"NORMAL" ülkelerde seçimler konusunda önceden...
Hasan PULUR
"Türk kimdir?" sorusuna tepkiler...
GEÇEN hafta yayımladığımız, iki okurun mektup...
Meral TAMER
Türk yargı sisteminin 2 sınavı
Bu hafta tüm projektörler yargının üzerinde. ...
Ece TEMELKURAN
Sharon'u değil, Elif'i öp!
Türk milleti, geçen günlerde, neyse parası ve...
Osman ULAGAY
Ekonomi neden kafa karıştırıyor?
Geçen pazar Sabah gazetesinin ekonomi sayfası...
Güngör URAS
Telli'sini Telsiz'ini sattık (Kurtulduk mu?)
Telsim'i dün İngilizlere sattık. Kurtulduk. (...
M. Ali BİRAND
AB'nin TSK'ya bakışı farklılaşıyor
Avrupa Birliği resmi temsilcileri, düşünürler...

© 2005 Milliyet