|
 |
|
|
Bu çocuk büyüyünce hangi takımı tutacak ?
Ben nereden bileyim? Bu işler belli olmaz. Benim hangi takımı tutacağım bile hayli geç kesinleşti
igursoy@milliyet.com.tr
Ben Fenerbahçeliyim. Arabasının plakası 34 FB 1907 olanlardan değilim (Bu plakanın, eski yönetici Hakan Bilal Kutlualp'in arabasında olduğunu söylerler, doğru mudur?). Sokakta 1907 montuyla dolaşanlardan da değilim. Maçları izleyen, sonucuna göre üzülen-sevinen, senede bir forma alan, futbol muhabbeti yapmaktan çok hoşlanan, standart taraftarım işte...
Ama galiba bu merakım zannettiğimden daha kuvvetli, en azından dışarıdan bakanlara öyle görünüyor. Bunu nereden anlıyorum? "Senin oğlun hangi takımı tutacak?" sorusuyla beklediğimden daha sık karşılaşıyorum. Cevabım ise tabii ki "Bilmem." Bunu "Bana bakın, aman da ne kadar özgür bir çocuk yetiştiriyorum" demek için söylemiyorum. Malum, bu işler belli olmaz.
İnkar etmenin gereği yok. Bu çocuk Fenerbahçe'nin tutulduğu, sevildiği bir evde büyüyecek. Ben evde maç seyrederken klasik çubuklu formamı giymeye devam edeceğim. Örneğin, yarın öbür gün Batu'yu maça götürecek olsam Ali Sami Yen'e gidecek halim yok. Doğal koşullara gelince; evimiz Kadıköy sınırları içinde, vakit öldürmek için en sık gittiğimiz yer de Bağdat Caddesi. Buralar Fenerbahçe etkisinin en kuvvetli görüldüğü yerler. Yani zaten ortam müsait, "üzerine Fener kokusu sinecek".
Bunun dışında, oğlumu özel olarak Fenerbahçeli yapmak için uğraşmam söz konusu bile olmaz. Zaten uğraşsam bile beni seveceği ne malum? Belki de büyüdükçe benden hiç hoşlanmayacak ve "Madem bu sakallı Fener'i tutuyor, o zaman 'Yürüyedur Galatasaray'" diyecek. Ya da babasına çekecek ve en iyisini bulana kadar her yıl takım değiştirecek (Evet, gurur duymuyorum ama gerçek bu. Ne yani, doğru adamı-kadını arayan yetişkinler sağlıklı da doğru takımı arayan çocuklar mı kabahatli?). Bunları kimse bilemez.
Ama birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde oğlumun üstünde sarı-kırmızı forma görmek, bizi bölmeyi amaçlayan dış güçlerin eline koz verir elbette. Ne gereği var evde gerginlik yaratmanın? Bir başka tarzı ise yıllar önce bir karikatürde görmüştüm. Fenerli bir baba vardı; sırf galibiyetlerde dalga geçmek, mağlubiyetlerde de dövmek için oğlunu zorla Galatasaraylı yapmıştı. Açık söylüyorum, ilginç buldum!
Batu'nun futbola ilgisi var. Televizyondaki yemyeşil sahaya ağzından salyalar damlatarak bakıyor. Parlak sarı, göz alıcı lacivert formama da... Hoş, 4,5 aylık bir bebek olarak her şeye bakarken ağzından salya damlıyor ama olsun.
Yazıyı bitirirken, çok önemli bir noktaya temas edeyim: Batu'nun "Ben Fenerbahçeli doğdum" badisi ile sarı-lacivert renkteki ayakkabılarını alan ben değilim. Her ikisi de tamamen bilgim dışında gardıroba girmiştir, şahsıma ve çekirdek aileme sürpriz olmuştur. Alanlara kuvvetli teşekkürü bir borç bilirim, o ayrı.
Ben de jüri üyesi oldum
Bu çocuk sayesinde köşe yazarı oldum ya, Allah "Yürü ya kulum" dedi. Tutabilene aşkolsun. Bu kez de bir jüriye davet edildim. TNT Ekspres'in düzenlediği, "Dünyadaki aç çocuklara yiyecekleri nasıl ulaştırırsınız?" konulu resim yarışmasında karar verici ekibin içindeydim. Yarışmacılar, TNT Türkiye çalışanlarının kendi çocukları, yeğenleri vs. idi. Bizim seçtiklerimiz tüm dünya TNT'lerinden gelen resimlerle yarışacak. Bizimki Batu kudretli bir çocuk çıktı.
Bütün eğitim hayatı boyunca resim ödevlerini annesine ve onun öğretmen arkadaşlarına yaptırmış birine resim yarışmasında jüri üyeliği yaptırdı.
|
|
|

|