Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sahte köpek

Arkadaşlarımın kızı Loredana, Noel hediyesi olarak anne-babasından ne istediğini söyledi. Doğrusu, söylediğinden hiçbir şey anlamadım. O da buna şaşırdı



Yakın dostum olan bir çiftin 11 yaşındaki kızları Loredana anne-babasından Noel hediyesi olarak ne istediğini söylediğinde, Woody Allen'ın hangi filminde olduğunu hatırlamadığım
o espri geldi aklıma: "Bir köpek istiyordum ama ailem o kadar fakirdi ki bana bir karınca aldılar."
Mutfaktaydık, ben küçük hanımın bayıldığı mantar soslu maccheroni'nin sosunu hazırlıyordum. "Maalesef bizim ev çok büyük değil biliyorsun, dolayısıyla annemden gerçek bir tane almasını isteyemezdim; hem zaten cevabını biliyorum: 'Bahçemiz yok... İhtiyaçlarını karşılamaya kim götürecek onu?' vs. Ben de ondan bir '...' istedim" diyerek bana bir tek doğu kökenli olduğu anlaşılan, tuhaf bir isim söyledi. İstediği şeyin adı hiçbir şey ifade etmiyordu bana (nitekim üzerinde konuşmamıza rağmen aklımda tutamamışım).
"Ne biçim bir şey ki bu?" diye sordum. Şaşkınlıktan ağzı bir karış açık, "Bilmiyor musun?" dedi.

Çok işlevli bir alet
"Hayır, hiç duymadım" diye cevap verdim. Bunun üzerine büyük bir sabırla bunun bir çeşit game boy olduğunu ve içinde, bakıcısının ilgi ve bakımıyla zaman içinde büyüyecek sanal bir köpek yavrusu barındırdığını anlattı. Kendimi bir dahi zannederek biz yetişkinlerin çocuklarla konuşurken kullandığımız o çok bilmiş ses tonuyla "Haaa... Anladım, tamagoçi diyorsun" dedim. Kahkahayı bastı. "Hayır canııım, o çocuk oyunuyla ne alakası var bunun? Bu içinde büyüyen hayvanı videosuyla görebildiğin, optik okuyuculu bir kalemi olan, çok işlevli bir alet."
"Peki bu oyunu nereden duydun?" diye sordum. Bir yandan da bir yerlerde bununla ilgili bir şeyler okumuş muydum acaba diye boş yere hatırlamaya çalışıyordum. O ise daha da şaşırarak "Sen hiç reklam izlemiyor musun?" diye sordu. Zaten pek güzel olan gözleri, Noel ağacının altında bulmayı garantilediği hediyesini düşündükçe heyecandan daha da güçlü parlayan çok güzel bir kız çocuğu var karşımda.
Bir anlığına ailesinin gözüyle bakmaya çalıştım; ikisinin de hayvan tüyüne alerjisi var, üstelik o kadar çok çalışıyorlar ki, bir çocuk kadar ilgi ve zaman isteyen bir köpekle geçirecek zamanları gerçekten yok. Sonra bütün bu tuhaf oyuncakları icat edip üreten ülkelerin açısından baktım; herkes bir şekilde çalışıp hayatını sürdürmek zorunda.

Hoşuma gitmeyenler
Yine de Loredana'yı dinlerken içimden bir ses bir şeylerin yerine oturmadığını söylüyor. Reklamların küçük bir kızı elektronik bir köpek sahibi olmak için heveslendirmesi hoşuma gitmiyor; elektronik bir köpeğin bir çocuğu mutlu etmesi de hoşuma gitmiyor...
Gerçekle kurgu arasındaki farkın bu kadar az olması da...
Mis kokulu, "sahici" mantarları keserken, bir yandan onu dinliyor, bir yandan da pelüşten yapılma hayvanların da sahici olmadıklarını ve küçükken oynadığımız oyuncak bebeklerin de aslında sadece birer taklit olduklarını düşünüyorum. Peki bu elektronik köpek meselesi beni neden bu kadar rahatsız ediyor?
"Baksana" diyorum, "sahici bir tabak maccheroni yerine sana dokunduğunda sıcaklığını hissedebileceğin hatta yanında vereceğim mikroçip sayesinde mis gibi mantar ve sarmısak kokacak gayet güzel, sanal bir tabak sunsaydım hoşuna gider miydi?"
"Hayııır" diyor gülerek. "Tadına bakamadan, yiyemeden nasıl keyif alabilirim ki yemekten?"
"Peki sıcaklığını duyamadığın ve sana ilgisini hissedemediğin o köpeği nasıl seveceksin?"
Merakla bakıyor bana, sonra sosun içine daldırdığı parmağını iştahla ağzına götürüyor gülerek: "Bilmem... O başka."
"Hiç de değil" diyorum hemen. "O elektronik köpekleri yapanların kendi ülkelerinde sahicilerini yediklerini de biliyor musun?"



Pırasalı mantar sosu

Malzemesi: 500 gram mantar, 2 pırasanın sadece beyaz kısımları, 1 defne yaprağı, 1 kuru karanfil, maydanoz, zeytinyağı ve tereyağı.
Yapılışı: Pırasaları ince ince doğradıktan sonra iki yağı karıştırdığınız tavada birkaç dakika kızartın. Kesilmiş mantarları, karanfili ve defne yaprağını da ekleyin, ateşi kısın ve su eklemeden, sos yoğunlaşıncaya kadar pişirin. Servis etmeden önce üstüne tuz ve maydanoz serpin. Bu sosu makarnaların, pilavların üzerinde ya da et yemeklerinde garnitür olarak kullanabilirsiniz.


donatellapiatti@hotmail.com



CUMARTESİ
"Fiziksel avantajım var"
Serginin yıldızı İznik seramik şişe
Avrupa listelerinde bir Türk DJ
Milli Reasürans "barlar sokağı"
Eski Budak sineması şimdi kültür merkezi
En moda
En yeni

9 aylık moda
Durdurulan söyleşinin
Milliyet Kitap geliyor!
Post-it'li giysi ve heykel yarattılar
Sinema ile tarihin buluşması





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2005 Milliyet