Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
30 yıl sonra...

Çeşitleme / Selim Türsen

Zaman su gibi akıp gitmiş. Hep aklımın bir köşesinde olsa da 1974 sonunda demir attığım İstanbul'dan 30 yıl sonra geri döneceğimi düşünemezdim. Ama işte buradayım.
Milliyet Ege'deki ilk yazım için tuşlara basarken yıllar öncesine çocukluğuma, gençliğime gittim.
Kafamda deli rüzgarların estiği yıllarda ben İzmir'i arkamda bırakırken ne çevre yolları vardı ne de metro.
Her hafta sonu pazar akşamları, arka kapısında "Dikkat otomatik kapı çarpar" yazılı burunsuz Bornova otobüsüne biner, çam ağaçlarının arasındaki yoldan yatılı okulumuza (BAL) giderdik.
Kentkart filan da yoktu o zamanlar. Hareket halindeki araçta, hiçbir yere tutunmadıkları halde düşmeden nasıl dolaştıklarına hala şaştığım biletçiler 30 kuruşluk bilet keserdi.
Sonra o kuruşlar bir lira, on bin lira, yüz bin lira derken milyonları buldu. Kaderde yine kuruşların sayılmaya başladığı bir zamanda geri dönmek varmış.
Körfez'den keskin bir koku da gelirdi o yıllarda.
Öğleden sonraları İzmir'i serinletmek için esen İmbatla çırpınmaya başlayan dalgalar ise o zamanlar denize kıyı olan Kordon boyunu yıkardı.
Sonra İzmir'in gözbebeği Kordon'un oto yol olacağını duyduk. Aynı bir zamanlar evlerin önünde sandalların bağlandığı Konak-Güzelyalı arasının denizden koparılması gibi. Neyse ki rahmetli Priştina gibi bir lider çıktı da o büyük facia önlenip yeni bir cennet yaratıldı.
* * *
Türkiye ihracatın ne olduğunu bilmezdi o yıllarda. Topu topu 1-2 milyar dolarlık ihracatı vardı ülkenin. Ama İzmir, üzüm, tütün, defne yaprağı da satsa en önemli ihracat merkeziydi...
Sonra Türkiye'de bir şeyler oldu.
Serbest piyasa ekonomisine 80'li yıllarda öylesine kuralsız geçildi ki, yeni ekonomik düzen devlet hazinesini yağma düzenine dönüştü.
Hayali ihracat patladı, Ankara'yı ele geçirenler kaynakları kendilerini iktidara getirenlere seferber etti. İzmir gibi kültürel düzeyi yüksek, satılık oyu olmayanlara ise ceza yağdı.
Türkiye'nin dört bir yanı otoyollarla sararken ihracat merkezi İzmir, Bursa'ya, İstanbul'a benim çocukluğumdaki iki şeritli yola bağlı kaldı.
Yılan hikayesine dönen çevre yolları ise hala bitirilmeyi bekliyor.
* * *
Yine de İzmir önemli hamleler yaptı geçen 30 yılda. Kendi yağıyla kavrularak büyük girişimleri oldu. Kimisi tuttu. Kimisi battı.
Ama Türkiye'nin öyle hızlı büyüdüğü dönemler oldu ki İzmir biraz yavaş kaldı.
Sonra belki tepki olarak biraz içine kapandı.
Hatta dünyadaki ve Türkiye'deki değişime karşı çıkılan dönemler bile oldu.
Ama artık Avrupa Birliği yolunda yeni bir kulvara geçen bu ülkede her şey değişecek.
Bal tutan parmağını yalar iktidarlar dönemi bitecek. Bu gerçeği önümüzdeki 10 yılda hep birlikte göreceğiz. Devlet küçülürken, sivil toplum hareketleri giderek güçlenecek. Demokrasiye gönülden inanan, laikliğin kalesi İzmir gibi kentler Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi bütün ülkeye örnek olacak.
* * *
İstanbul'un zevkli ama o yorucu karmaşasından sonra Pasaport'ta çayımı yudumlarken, hiçbir zaman içki için özel bölgeler ilan edilmeyeceğini bildiğim medeniyet beşiği bu kentin herhangi bir köşesinde, akşamları bir tek atarken "İyi ki döndüm" diyorum.
İyi ki İzmir var, iyi ki sizler varsınız.
Her hafta bu köşede buluşmak dileğiyle.



Önce bileti alacaksın

Capital dergisi son sayısında Ege için özel bir ek yayımladı. Kapak konusu "Yeniden doğuş." Ortak görüş Ege'de büyük bir canlanma var, bölge büyük bir atağa kalktı. Bunlar güzel ama bence çıtayı hayli yükselten İzmir'in EXPO 2015 hedefi hepsinden önemli. İzmir, 2015 yılında yapılacak dünya fuarı için şansı hayli yüksek bir aday. Ama bu işler biraz masraflı. Lobiye, tanıtıma para ayırmak gerek. Geçenlerde sohbet ettiğim Ankara'yla içli dışlı, İzmir'de 40 yıldır siyasetin içinde olduğunu söyleyen bir işadamı yakınıyordu.
İznini almadığım için adını veremeyeceğim. AKP İl Başkanlığı'nı pasif kalmakla suçluyordu bu işadamı. "Ayağımıza büyük bir fırsat geldi. EXPO 2015 için hükümet İzmir'e para akıtmaya karar verdi. Ama paranın gelmesi için parti teşkilatının harekete geçip o parayı koparıp İzmir'e getirmesi lazım. Başka illerin teşkilatları öyle yapıyor. İşte o aktiflik yok İzmir örgütünde" diyordu bu sohbeti hoş, konuşmayı hayli seven, bir zamanlar profesyonel basketbol da oynayan sosyal yönü güçlü işadamı.
Evet top AKP İl Başkanı Ali Aşlık'ta. Eğer söylendiği gibiyse gitsin İzmir'in paralarını çatır çatır Ankara'dan alsın. İktidar partisi olmanın gerekleri bunlar. Bence İzmir'in önceliği "kırmızı nokta" değil, EXPO 2015. Tam 70 milyon ziyaretçi getirmesi beklenen EXPO treni bedava kalkmıyor. Önce bileti alacaksın sonra istasyona varacaksın.


stursen@milliyet.com.tr







EGE
Doğru bir başlangıç için
Emeklilik hakkında her şey
Yenilenen kaldırım işgalcilere yaradı
Bir kentin kaderini değiştiren üç tarih
30 yıl sonra...





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2005 Milliyet