Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Pankart açmam


Bir iktidarın en kuvvetli olduğu gün, "hükümetin kurulduğu gündür." Hükümetin ilk gününden itibaren aşınma süreci başlar.
AKP için bu aşınma daha da etkindir.
Çünkü... Parlamentonun yüzde 65'ine sahip olmanın görsel heybetiyle başı bulutlardadır.
Oysa... Seçimlerde kullanılan oyların sadece yüzde 35'i, genel seçmen sayısının sadece yüzde 25'ini alabilmiştir.
Seçim sisteminin çarpıklığı nedeniyle seçmenin yüzde 50'si parlamentoda temsil edilmiyor.
Yani... AKP'nin yüzde 65'lik heybetli parlamento hacmini, yüzde 25'lik temeli taşıyamıyor.
Demiri, çimentosu eksik binaları andırıyor.
Ve... "Çeyrek" azınlıkla, topluma dayatmaları, bir yere varamıyor.
.......................
Alkole "kırmızı çizgili karantina bölgeleri" oluşturmak kalkışımı bunlardan biri...
Kamuoyunda öyle tepki sarsıntıları oluştu ki, eksik demir ve çimentolu temel üzerine yükselen heybetli iradeyi iyice sarstı.
Antalya'da ve İstanbul'da "karantina" girişimleri geriye çekildi.
Görünüş kurtarıldı.
Vitrinin gerisinde kalan, özellikle turistik olmayan Anadolu illerinde, kasabalarında "alkole karantina" uygulamasının sürmesi ve yaklaşan seçimler için radikal/muhafazakâr oylara yatırım yapılması zihniyeti gündemde tutulacaktı.
Gerçekten bu "sessiz ve derinden" uygulama, küçük yerleşim bölgelerindeki belediyeler tarafından sürdürülüyor.
.......................
Bu kısıtlamaların ve karantina bölgeleri oluşturma çabalarının, Anayasa'nın hükümete verdiği "gençlerin sağlığını koruma" görevi ile izahı tatmin edici değil.
- Gençleri korurken reşit olmuş yurttaşları da kapsayan yasak ve karantina kararları nasıl açıklanabilir?
- İçkinin dozunu kaçıranın karşı karşıya bulunduğu yaptırım hukuki ve bireysel olmalıdır.
- Turiste olanak veren ama Türkiye Cumhuriyeti yurttaşına kısıtlamalar koyan bir uygulama sadece bazı esnek İslam hukuku uygulayan ülkelerde vardır.
- Sorun, "sağlığı koruma ve kollama görevi" ise, sadece kendi sağlığına zarar veren alkol içen değil, savurduğu dumanla başkalarını da zehirleyen sigara içicisi öncelikle hedef alınmalıydı.
......................
AB süreci, Türkiye'de her duyarlı konuda "askeri, sigorta olarak görmek" alışkanlığını noktalamıştır.
Türkiye'nin kendi iradesiyle kabul ettiği "uyum süreci" gereği "AB'nin tavrı" gibi demokratik bir "sigorta" bunun yerini almış görülüyor.
Küresel medyanın yayınları da, Türkiye'nin "laik demokrat" çizgiden sapmasını önleyecek etkiyi yapabiliyor; "Dolaylı bir güvence..."
Nitekim AB'den sonra ABD de, "alkol karantina bölgeleri" iddialarını gündemine almış bulunuyor.
Dün de uluslararası büyük yayın kuruluşlarından AP Ajansı'nda, "Alkolün serbest bırakıldığı bölgeler uygulaması, laik Türklere İslami hayat tarzı mı kaygıları veriyor" başlıklı bir yazı bütün dünyaya yayıldı.
Yazıda alkol ekseninde başka "girişimlere" de işaret ediliyor.
Örneğin... Ankara Belediyesi'nin işlettiği spor salonunda, sadece kadınlara ayrılan bir havuz/Göztepe Parkı'na cami yapmak/Türk eğitim sistemi için bir profesörün rüyasına giren şeyhin önerilerinin Başbakan Erdoğan'a gönderilmesi/AİHM'nin Leyla Şahin'in türban davasında haksız bulunması üzerine Erdoğan'ın Strasbourg'u eleştirmesi ve ulema söylemi...
........................
Bu yayında benim de bir yazımdan cümle alınmış; "Türban veremedik, alkolden arınmış bölgeler veriyoruz..."
Türkiye'deki yüzlerce karşı yazı arasında benden de var elbette.
Herhalde benimkini "pankart" formatında bularak seçmiş olmalılar.
Üzüldüm. Aramızda birbirimize her şeyi söyleriz de, bir cümlemin Türkiye'ye genel eleştiri için dışarıdan malzeme olarak kullanılmasını içime sindiremedim.
Keşke ekonomide, AB'ye tam üyelik sürecinde, demokratikleşmede bunca mesafe alınırken, zihniyet kalıtımlarındaki gen sapmaları olmasa ve biz de böyle satırlar yazmak zorunda bırakılmasak...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
En tehlikeli fikir
BAZI okurlarımdan tepkiler alırım. Beni geric...
Çetin ALTAN
Gevşek kravat, pantolon dışına çıkmış gömlek...
Havaların kurak, yahut yağmurlu gitmesinden, ...
Melih AŞIK
Van'da adalet...
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aş...
Fikret BİLA
Bahçeli tam yetki istiyor
MHP lideri Devlet Bahçeli, geleneksel hale ge...
Hasan CEMAL
Demokrasi, demokrasi düşmanı!
Hangisi kazanacak? Demokrasi mi? Demokrasi dü...
Yılmaz ÇETİNER
Türban olmadı, cami; cami olmadı, içki; içki olmadı, imam; imam olmadı?..
Osmanlı padişahı, aynı zamanda İslamların hal...
Güneri CIVAOĞLU
Pankart açmam
Bir iktidarın en kuvvetli olduğu gün, "hüküme...
Can Dündar
AKP'nin sonbaharı
"Balayı dönemi"nin uzunluğu evlilikten evlil...
Hurşit GÜNEŞ
Çuf çuf! İnşaat lokomotifi geliyor!
Gerek kamu kesiminde, gerekse özel kesimdeki ...
Doğan HEPER
'Yehova Şahidi' böyle öldü
O öldü.
Semih İDİZ
Bolkenstein: Orhan Pamuk'a 'zulüm' gibi davranışlar devam ediyor
Kimlik tartışmalarımız süredursun, Avrupa'da ...
Hasan PULUR
Anılar, anılar...
İNSANIN anılarını, hatıralarını, yazması kola...
Derya SAZAK
Akbabanın 3 Günü
CIA'yı en iyi anlatan filmlerden biriydi, Rob...
Meral TAMER
Benimki, sivil itaatsizlik!
Sabahtan beri kulağım radyoda, gözüm televizy...
Yaman TÖRÜNER
Bize bir şeyhler oluyor
2.8 milyar dolar muhammen bedelle satışa çıka...
Güngör URAS
IMF 'kıvırtmaya başladı'
IMF İcra Direktörleri Kurulu'nda Türkiye'nin ...
Serpil YILMAZ
Vodafone fiyat rekabetine girmeyecek
Aylık haber dergisi Tempo'nun 19. yılının kut...
M. Ali BİRAND
Ufukta yeni bir kriz görünüyor...
Ufukta kara bulutlar yoğunlaşıyor. Belki şu s...

© 2005 Milliyet