|
Anılar, anılar...
İNSANIN anılarını, hatıralarını, yazması kolay değil, en başta sorumluluk ister, hem yaşadığı günlere, hem de birlikte yaşadığı dostlara, arkadaşlarına, bu dünyadan çekip gidenlere...
***
YOK, yok, hemen Hasan Cemal'in "Cumhuriyet" gazetesindeki anılarını anlatan kitabından söz edeceğiz sanmayın; o kitap için konuşacak o kadar insan var ki, bize sıra gelmez. Hem zaten, Hasan Cemal'in ilk kitabı "Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım" için, "Hürriyet"'in yaptığı ankete "Bizim için önemli olan, Hasan Cemal'in bu kitapta söyledikleri değil, on yıl sonra, yirmi yıl sonra söyleyeceklerdir" anlamına gelen bir yanıt vermiştik.
Evet, yine de öyle düşünüyoruz, Hasan Cemal, "Cumhuriyet"ten sonra acaba "Sabah"ı ve "Milliyet"i nasıl anlatacak?
Her ne kadar "Artık vazgeçtim!" diyorsa da, yakın dostlarından Şahin Alpay öyle demiyor:
"Bu kitabın HC'nin büyük bir disiplinle tuttuğu günlüğünden çıkacak son kitap olmayacağını umuyorum. Çünkü Türkiye'de medya-siyaset-ticaret ilişkisini ondan daha iyi anlatabilecek başka gazeteci daha yok." (Zaman, 13 Aralık 2005)
Haydi hayırlısı!
***
BİZİM anlatacağımız bir başka anı, bir tıp profesörünün anılarını yazdığı kitaptan:
"Bu olay ortaya çıktığı zaman hemşerimiz Danıştay üyesi (...)'a başvurdum. (...) da cumhuriyet savcısı olarak tanıdığımız çok mert, çok iyi dost, rahmetli (....) o dönemde Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı idi. Ona durumu anlattım, birlikte Ankara Adliyesi'ne başsavcı (....) gittik, içeride uzun süre yalnız kaldı. (...) ve bazı öğretim üyesi hocalarım, meslektaşlarım adliyeyi aydınlatarak sonuç kapandı." (x)
***
BU satırları okuyan, kitabın yazarının "aşırı sosyalist düşünce ve eylem içinde" olduğunu söylediği savcıyı, Prof. Dr. Çetin Yetkin hemen tanıdı; o savcı oydu, yani kendisiydi, soruşturma yapmış ve kamu davası açmıştı.
***
OLAY şuydu:
"Tabancayla öldürülen kişi özel bir hastaneye getirilmiş, anılarını yazan hekim tarafından ameliyat edilmiş, yaralı kurtulamayarak ölmüştür. Anıyı yazan doktor, ölümün sebebini raporunda akciğer embolisi diye yazmış, maktulün yakınları da cenazeyi alıp köyüne gömmek üzere götürmüşler, köy muhtarı defin ruhsatında akciğer embolisi yazıldığını görünce, bu adam tabancayla vuruldu, akciğer embolisi ne demek diye gömülme işlemine engel olmuş, durumu savcılığa bildirmiş..."
***
ÇETİN Yetkin, anımsadığı bu olayı şöyle anlatmaktadır:
"(...) o gün de, bu gün de ölümün akciğer embolisinden ileri geldiği söylenmektedir. O zaman defin ruhsatında ölüm nedeni, ateşli silah yaralanmasına bağlı, akciğer embolisi yazılması gerekirken niçin yazılmamıştır? Ankara Savcılığı'na ve polise neden durumu bildirilmemiştir?
Yaralı, niçin anılarını yazan doktorun da öğretim üyesi olduğu Ankara Tıp Fakültesi'nde değil, özel bir hastanede ameliyat edilmemiştir?
Defin ruhsatı veren doktor, anılarını yazan meslektaşı doktora güvenerek rapor verdiğini sorgusunda söylemiştir."
Anılarında, "Meslektaşlarının adliyeyi aydınlatmasıyla olayın kapandığını" söyleyen doktor yanlış söylemektedir. Olay adliyenin aydınlatmasıyla (!) sonuçlanmamış, hakkında Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmış, 1974 affı nedeniyle dava ortadan kaldırılmıştır.
Dedik ya anı yazmak zor iştir, sorumluluk ister.
(x) Olayda sözü edilen kişilerin adları tarafımızdan (...) konularak yayımlanmaktadır. Merak edenler "Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk" dergisinin Kasım 2005 tarihli sayısına bakabilirler. Derginin yazışma adresi, "Kızıltoprak Postanesi PK 15, Antalya'dır. Tlf: (242) 228 94 18
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|