|
 |
|
|
Büyüme rakamlarının düşündürdükleri
Bu yılın üçüncü üç aylık dönemindeki yüzde 7,3'lük büyüme hızı herkesi şaşırttı. Beklenen, daha önce açıklanan sanayi üretim rakamlarının da ışığında, daha düşük bir büyümeydi. Bunun dışında üçüncü çeyrek büyüme rakamları son dönemde büyümeyle ilgili eleştirilerin tümüne deva olmuş gibi görünüyor.
İlk sıkıntı sanayide üretim artışlarının katma değeri düşük sektörlerde gerçekleşmesiydi. Son iki çeyrekle ilgili veriler sanayide katma değerin üretimden çok daha hızlı arttığını gösteriyor (Grafik 1). Oysa ithal girdi kullanımında ve petrol fiyatlarında son dönemlerdeki artışlara bakıldığında katma değer üretim esnekliğinin ikinci ve üçüncü çeyreklerde son dört yılın en yüksek seviyesine ulaşmasını izah etmek oldukça güç.
Tarımdaki artış
İkinci sıkıntı bundan önceki dönemlerde stok artışlarının büyümeye olan katkısının yüksekliğiydi. Son iki çeyrekte stok artışlarının büyümeye katkısının artan oranda negatif olması bu sorunu da çözüyor. Oysa bu yılın üçüncü çeyreğinde tarımda üretim artışı son yılların en yüksek seviyesine ulaşmış.
Stok da artmalı
Tarımda üretilen malı hemen o ay tüketmiyoruz. Saklayıp tüm yılda tüketiyoruz. Tarımda hızlı üretim artışının tarım stoklarındaki artışı da hızlandırması gerekir. Yılın üçüncü çeyreği, tarım üretiminin toplam üretim içindeki ağırlığının en yüksek olduğu dönemdir. Buna rağmen stok artışındaki hızlı düşüşün sürmesi oldukça ilginç bir durum (Grafik 2).
Döviz açısı
Üçüncü çeyrekteki yüksek büyüme ekonomide yavaşlamayla ilgili sıkıntıları da azaltmış görünüyor... Ancak yıllıklandırılmış verilerle sektörlerin büyümeye katkısına bakıldığında, döviz kazandırma gücü yüksek sanayi sektörünün büyümeye katkısı azalıyor. (Grafik 3). Döviz kazandırma potansiyeli çok daha düşük olan tarım ve inşaatın katkısı ise artıyor. Dış açığın arttığı bir dönemde sanayinin büyümeye katkısındaki azalma bir kırılganlık olarak algılanmalıdır.
Diğer taraftan iç talebin büyümeye katkısı yeniden yükselirken (Grafik 4) dış talebin negatif katkısındaki artış ise giderek ürettiğimizden daha fazla tükettiğimizi gösteriyor.
Riskli durum
Kamu harcamalarının büyümeye katkısında geçen yılın son çeyreğinden itibaren gözlenen artış ise kamu dengesindeki iyileşmenin harcamaların kontrolünden değil, gelir artışı ve faizlerdeki düşmeden kaynaklandığını gösteriyor.
Vergilerin rekabeti bozucu yapısı, özelleştirme gelirlerin bir defalık olması ve faizlerdeki düşüşte uluslararası ortamın etkisi dikkate alındığında sürdürülebilirlik açısından riskli bir durum oluşuyor.
Sonuçta büyüme verileri mevcut politikalarla ekonomide rekabet sorununun sürdüğünü ve dış açığın kontrolünün hâlâ sağlanamadığını gösteriyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|