|
Sivil itaatsizliğin babası kim?
"Bir yurttaş, vicdanını bir an için bile olsa, yasa koyucunun eline bırakmalı mıdır? Bırakmalıysa neden bir vicdanı var?"
Yıl: 1846
Yer: Amerika'nın Massachusetts Eyaleti
Olayımızın kahramanı Henry David Thoreau, vergi ödeyerek köleci bir devletin işini kolaylaştırmaya ısrarla karşı çıkmaktadır. Amacı, tutuklanarak içeri girmek ve böylece dikkatleri kölelik karşıtı harekete çekebilmektir.
Sonunda muradına erer. "Kelle vergisi" ödemeyi kabul etmediği için hapse atılır. Ancak vergi borcu, bir akrabası tarafından kendi bilgisi dışında aynı gün ödenir ve cezaevinde sadece 1 gece kalan Thoreau'ya özgürlük yolu görünür.
Thoreau itiraz eder: "Vergi borcumu ödeyen ben değilim, cezaevinde kalmak hakkım." Ancak cezaevinde kalmakta ısrar ettiği takdirde zor kullanılacağı yanıtını alınca, mecburen dışarıya çıkar.
Cezaevinden çıktıktan sonra, eylemlerini ve cezaevine giriş öyküsünü konferanslarda anlatır. Bu anlatılar, daha sonra "Resistance To Civil Government" (Sivil Hükümete Karşı Direniş) başlıklı bir manifestoya dönüşür.
Vicdan neye yarar?
Evet, bugünkü konumuz, çağımızın en etkili siyasi süreçlerini üretmiş bir yaklaşım olan sivil itaatsizlik. Gücünün temeli, otoriteye olan direncin pasifist bir ısrarla bütünleşmesine dayanıyor. Amacı devrim "yapmak" değil, bizzat iktidara "yaptırmak".
"İyi ve kötü üzerinde, çoğunluğun değil, yalnız vicdanların karar verdiği bir hükümet olamaz mı?
Bir yurttaş, vicdanını bir an için bile olsa, yasa koyucunun eline bırakmalı mıdır?
Bırakmalıysa, neden bir vicdanı var?
Bana kalırsa önce insan olmalıyız; sonra uyruk.
Amerikalı yazar, düşünür ve çevreci Henry David Thoreau'un 160 yıl önce sorduğu bu sorular, bugün de hala çok geçerli.
Gandi'nin itaatsizliği
Aradan 3 çeyrek asır geçer. Mahatma Gandhi, Thoreau'nun görüşlerini, eski Hint düşüncesi ahimsa (şiddetsizlik, tüm sevgi) ile bağdaştırır. Kabagüçsüz direnme biçimindeki siyasi eylem kuramı, bu temel üzerinde yükselir.
Gandhi'nin uyguladığı yöntem, pasif direniş yoluyla eylem yapmaktır. 1920'de, bütün Hindistan halkına, İngiliz sömürgecilere karşı işbirliği çağrısı yaparak eylemini başlatır. İngiliz sömürgeciliğini yıkmayı başardığında, insanlık tarihi için "şiddetsiz siyasal istemin" bir anıtı haline gelmiştir.
O dönemin kendine özgü koşullarında Gandi sayesinde ortaya çıkmıştır ki:
1) Sömürge toplumlarının kurtuluşu, kabagüç kullanmadan da mümkün olabilir.
2) Sivil itaatsizlik, sadece direnmenin etkili bir aracı olmakla kalmayıp, toplumu tedavi eden felsefi temeli de oluşturabilir.
3) Tek bir bireyin direnişi bile, aynı görüşte olanların peyderpey koyduğu destekle, dünyanın toplumsal ve siyasi yapısının değişmesine yol açabilecek moral güçler geliştirebilir.
Asıl sorun, sivil itaat!
Günümüze gelecek olursak... Amerikalı çağdaş siyasi eylemci ve düşünür Howard Zinn'e göre "En büyük sorun, sivil itaatsizlik değil, tersine sivil itaat; yani bireysel vicdanın, hükümet otoritesine teslim edilmesi. Bu teslimiyet, totaliter rejimlerde görülen dehşete, liberal rejimlerde de vatandaşların, 'demokratik hükümet öyle karar verdi' diye dayatılanı kabullenmelerine yol açıyor..."
mtamer@milliyet.com.tr
|
|