Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Aralık 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Pamuk davasının benzeri sonuçlandı
301. maddede AİHM kriteri

TCK'nın 301. maddesi kapsamındaki ilk dava sanık lehine bitti. Bu maddeden yargılanan gazeteci Yıldırım'ın beraatına hükmeden mahkeme, kararında ifade özgürlüğünü savundu

ANKARA Milliyet

Orhan Pamuk ve Hrant Dink gibi yazarların da yargılandığı yeni Türk Ceza Kanunu'nun "ifade özgürlüğü önündeki engelleri" düzenleyen 301. maddesiyle ilgili davalar Türkiye-AB ilişkilerini sıkıntıya sokarken, aynı maddeden yargılanan gazeteci Rahmi Yıldırım hakkında beraat kararı veren mahkeme gerekçeli kararında ifade özgürlüğünü savundu.
Kararda, "Ordu mensuplarını eleştirirken sanığın kullanmış olduğu sözcükler sert, sarsıcı ve inciticidir. Ancak, ifade özgürlüğünün korunmasından yararlandırılmalıdır" denildi.
Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi, bir yazısındaki "Paşalar sermaye düzenin koruyucusu, neferi, aktörü, figüranları" ifadeleri nedeniyle ve Genelkurmay Başkanlığı'nın suç duyurusu üzerine "Türk Silahlı Kuvvetleri'ni alenen aşağılamak" suçunu düzenleyen 301/2. maddesinden açılan davada yargılanan Yıldırım hakkında verdiği beraat kararının gerekçesinin yazımını tamamladı.

'İfade özgürlüğü'
Gerekçeli kararda, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde düzenlenen "ifade özgürlüğü" ile somut olaydaki gibi "TSK'nın şöhret veya kişilik haklarının" karşı karşıya gelmesi durumunda, her iki değerin de aynı anda korunamayacağına dikkat çekildi. Kararda, "Somut olayımızda birinin diğerinden üstün tutulması gerekmiştir" denildi.

Farklı düşünceler
Kararda, "Yıldırım'ın, asker millet kültürünün yaygın olduğu bir toplumda ordu mensuplarının tutum ve davranışlarını eleştirirken kullanmış olduğu sözcükleri sert, sarsıcı ve incitici bulmamak olanaklı değildir.
Ancak, insan haklarına saygılı, çoğulcu ve demokratik bir toplumda bu düşüncelere tahammül gösterilmesi icap edip, ifade özgürlüğünün korunmasından yararlandırmak gerekir" denildi.
301'inci madde kapsamındaki ilk beraat kararına, davayı açan Ankara Başsavcılığı itiraz etti.

Mahkeme AİHM ölçütleri ile İzlanda örneğini hatırlattı

İNSAN haklarının değerlendirilmesinde AİHM ölçütlerinin gözetilmesinin artık yasal zorunluluk olduğu vurgulanan kararda, AİHM kararlarında sadece olumlu fikirlerin değil, özellikle kamu otoritelerine yönelik saldırgan, sarsıcı, rahatsız edici fikirlerin de demokratik toplumun, çoğulculuğun ve hoşgörünün gereği korunduğu anımsatıldı.
KARARDA, AİHM'nin "Thorgeirson-İzlanda 1992" davasında, polislere yönelik kullanlan "üniformalı canavarlar, kabadayılık etmek, sahtekârlık, kanun dışı tutumlar, boş inançlar, cüretkârlık ve beceriksizlik" gibi ifadelerin bile suç sayılmadığı belirtildi.

İNGİLİZ MİLLETVEKİLİ MacSHANE:
Pamuk 'Sürgün gerekir mi?' diye sordu

Davayla ilgili bir makale kaleme alan McShane, 'Türk ayetullahlar, İranlı sansürcüleri taklit ediyor' diye yazdı


İngiliz milletvekili ve eski Avrupa'dan sorumlu bakanı Denis MacShane, Orhan Pamuk davasını değerlendirirken "Türkiye'nin yeni ayetullahları, laik ulusal devleti koruduklarını öne sürüyor, ancak İran'daki dini sansürcüleri taklit ediyor" ifadesini kullandı.
Pamuk davası için İstanbul'a gelen MacShane, pazar günleri yayımlanan "The Observer" gazetesinde "Neden büyük bir yazarın yargılanması hepimizi etkiliyor" başlıklı bir makale kaleme aldı.

'Tabu alanlar riskli'
Pamuk için "Paralı liberal solcunun politik görüşleri var ancak onun için tek önemli olan şey roman yazmak" diyen MacShane, Sırpları, Hırvatları, Japonları ve Çinlileri örnek göstererek, hiçbir ülkenin kendi geçmişini kolay bir biçimde incelemediğini kaydetti. MacShane, Türk tarihinin "tabu" alanlarına girmenin bir risk olduğunu ancak yazarların köktendinciler ve aşırı milliyetçilerin alevlendirdiği sansüre karşı koymalarının beklendiğini belirtti.

'Milliyetçi avukat vurdu'
Aşırı milliyetçilerin "egemenliğin paylaşılması anlamına geldiği" gerekçesiyle AB'den hoşlanmadıklarını belirten MacShane, "Mahkeme salonunda nefreti yansıtan kelime 'Avrupalı' idi. Milliyetçiler, Avrupa Parlamentosu üyelerine hakaret ettiler ve milliyetçi bir avukat benim yüzüme vurdu" diye yazdı.

'Pamuk korku içindeydi'
Milliyetçilerin, Avrupa'da Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan sağcılar için iyi dost olduklarını vurgulayan MacShane, "Duruşmadan sonra korku içindeki Pamuk bana sürgüne gitmesinin gerekli olup olmadığını sordu. Böyle olmayacağını umuyorum. Türkiye, Avrupa'ya ancak Voltaire kazanırsa ve ayetullahlar kaybederse girecek" yorumunu yaptı.





GÜNCEL
301. maddede AİHM kriteri
Rumlar aforoz etti Talat sahip çıktı
Malatya'yı özlediler
Şairin kederi ödünç
Aydın, camide baz istasyonunu savundu






Can Dündar
Altın çağın peşinde...
Dostoyevski, "Bugüne dek yazılmış en hüzünlü ...
Hasan PULUR
Aklı karışanlar...
BAŞBAKAN Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdul...
Çetin ALTAN
Battaniye emzirmek
Ona bir dostumun evinde rastlamıştım. Sarıya ...


 2003 yılında neler oldu
 2004 yılında neler oldu

© 2005 Milliyet