|
 |
|
|
Atan galip
İki takım da ligdeki ümitlerini, hedeflerini geçen hafta yitirmişti. Beşiktaş Galatasaray'a, Trabzonspor da Ankaraspor'a mağlup olmuş, Şampiyonlar Ligi'ne katılma adına son mermiler boşa gitmişti. Artık kalan 18 haftayı iddiasız oynayacaklardı. Ve iddiasız derbi, hava koşulları da kötü olunca havasını iyice kaybetmişti. Kalite yoktu, mücadele yoktu, oyun gol atan galip gelecek gibi oynanıyordu.
Sorun çok fazla
Trabzon ikinci yarının başında öne geçti. Ardından Beşiktaş üstün oynuyor gibi gözüktü. Bir iki pozisyon buldular ancak kontrataklarda da kalelerinde birçok tehlike yaşadılar. Trabzon takımı açıkçası iki İstanbul deplasmanında belki çok iyi oynamadı ama, derbi olduğu için mi bilemiyorum en azından diğer maçlara oranla daha iyi mücadele etti. Beşiktaş takımı ise artık ideale yakın bir kadro oluşturmaya başladı. Tigana sistemi oturtmaya çalışıyor. Sergen ile İbrahim Akın, ikinci yarıda Tümer, gezgin tek forvet Youla'nın arkasında sürpriz koşular yapmak istiyordu. Youla geziyor ama teknik kapasitesi sınırlı olduğu için arkadaşlarıyla alış veriş içinde değil. Sahanın da kayganlığı yüzünden top kontrollerinde zorlanınca arkadan sürpriz koşulara kalkacak oyunculara servis yapamadı. Orta sahada Kleberson - Koray ikilisinden daha çok Kleberson hücuma çıkıyor. Ancak Brezilyalı'nın en büyük problemi kalenin uzaklığına bakmadan her yerden kontrollü kontrolsüz şutlar atması. Fenerbahçe'ye attığı gol Beşiktaş için o gün olumlu olsa da diğer maçlarda takımı olumsuz etkiledi. Hücum başlangıçlarında gelişi güzel vuruşlar Beşiktaş'ın temposunu bozuyor.
Top Yattara'ya gelince geçemeyeceği oyuncu yok. Çok rahat çalım atıyor ve zevk veriyor. Oyunun sonlarında saha ağırlaşınca onun da etkinliği azaldı.
Hakem Serdar Tatlı'yı artık ben yazmayacağım. Bir hakem bundan daha iyi maç yönetemez.
rdilmen@milliyet.com.tr
|
|
|

|