Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Aralık 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Oyun ve Büyükanıt

Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yeniden siyasete çekmek isteyenler Türkiye'de olduğu gibi ABD'de de var mı? Bu soruya ihtiyatlı bir "evet" yanıtı verilebilir.
Peki Amerikan devleti, Türkiye'de demokratik siyasetin askeri sekteye uğramasından yana mı? Bu soruya yanıtım hiç tereddütsüz "hayır."
Ya ABD'de şu anda iktidarda olan siyasi kadro, yani Bush yönetimi bunu ister mi? Yanıtım yine net, yine "hayır."
Üç sorunun özeti şu: ABD'de birilerinin AKP hükümetinin (gerekirse asker eliyle) sonunu istemesi, Amerikan devletinin ya da Bush yönetiminin bunu istediği anlamına gelmiyor.
Evet, AKP ile kan uyuşmazlığı yaşayan, Erdoğan hükümeti üzerinde arzuladığı nüfuzu kuramayan ya da bu hükümetin Türkiye'yi er geç İslamcı bir rejime sürüklemesinden çekinen birileri ABD'de var. Evet, bu birilerinin, Türkiye'de de AKP'ye benzer bakan ve belki de yeni bir 28 Şubat arayışındaki başka birileriyle teması olabilir. Ve evet, yine bu birilerinin, Bush yönetiminin bazı mensuplarıyla siyasi ve kişisel yakınlığı bulunabilir.
Ama bütün bunları, "Tamam işte! Washington, AKP'ye karşı askeri girişim arayışında" diye okumak devasa bir hata olur. Böyle bir ihtiyatsız genelleme, olsa olsa, birilerinin yaratmak istediği havaya hizmet eder.

Yanlış yorumlar
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ABD gezisi konusunda Türkiye'de yapılan bazı yorumlar iki açıdan hatalıydı.
Ziyaretin zamanlamasının bir siyasi-askeri planın parçası olduğunu düşünenler bence yanıldılar. Büyükanıt, karşılıklı rutin ziyaretler kapsamında, ABD'li muadili General Peter Schoomaker'ın davetlisiydi. Gezi, bizzat Büyükanıt'ın da belirttiği gibi "bir yıl önceden" planlanmıştı ve CIA başkanının Türkiye'ye gelişine denk düşmesi sadece rastlantıydı.
İkinci hata, Büyükanıt'ın ziyaretine kapsamının ötesinde anlamlar yüklenerek öneminin abartılması oldu. Yanlış anlaşılmasın; "Ziyaret önemsizdi" demiyorum. Türkiye ile ABD'nin üst düzey askeri yetkilileri arasındaki temaslar, hele hele terörle mücadele gündemin tepesindeyken tabii ki çok önemli. Üstelik Büyükanıt'ın gezisi, son yıllarda askeri bazda da örselenen ikili ilişkilerin düzelmesine katkıydı. Dahası Irak, İran ve Suriye'deki gelişmeler, El Kaide'nin bölgedeki etkinliği, K. Irak'taki PKK varlığı ve Afganistan iki ülkenin askeri yetkililerine önemli bir gündem sunuyor. Buna bir de, Büyükanıt'a "geleceğin genelkurmay başkanı" olarak bakılmasını ekleyin.
Bununla birlikte, Büyükanıt'ın temasları, Türkiye'de yer yer yaratılan havanın aksine "siyasi" bir çerçevede değil, tümüyle askeri kapsamda gerçekleşti. Ayrıca bu temaslar, PKK dahil herhangi bir konuda karar görüşmeleri de değildi.
Büyükanıt'ın resmi muhatapları, Pentagon'ın "üç numaralı" yetkilisi, eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman dışında hep ama hep askerlerdi. Büyükanıt-Edelman görüşmesi ise her iki tarafça "kısa bir nezaket ziyareti" diye tanımlandı.

Komutan'ın titizliği
Kısacası, ABD'li yetkililerin Orgeneral Büyükanıt'la karşılıklı oturup, "Ne olacak bu Türkiye'nin hali" diye sormadıklarından emin olabilirsiniz.
Ziyaret sırasında, El Kaide ve PKK terörü, Afganistan dahil ikili işbirliği alanları ve bölgemizdeki gelişmeler konusunda karşılıklı askeri bakış teyid edildi. Türkiye'deki siyasi gelişmelere, rejimin geleceğine, ordunun AKP'ye bakışına ilişkin bir gündem yoktu, olamazdı da.
Buna karşın, Büyükanıt'ın American Enterprise Institute adlı muhafazakar fikir kuruluşunun verdiği ve az sayıda gazetecinin davet edildiği yemekte, "off the record" (kayda geçmemek üzere) konuşma yapması, bazı kafalardaki "Neler oluyor" sorusunu besledi.
Toplantıyı izledikten sonra, "off the record" kuralını çiğnemeden şunu söyleyebilirim ki, "Birşey olduğu yok."
Büyükanıt, buradaki konuşmasını daha sonra "Terörün (PKK) geçirdiği değişimleri, bugün ulaştığı noktayı vurgulayan bir konuşma yaptım" diye aslına uygun biçimde açıkladı; ne eksik ne fazla. Toplantıya katılan bir ABD'li ile ertesi gün sohbet ederken, "General, her yerde söyleyebileceği türden şeyler söyledi" diye aktardı izlenimini; aynen katılıyorum.
Velhasıl, yeni bir 28 Şubat'a heveslenenler varsa, Büyükanıt'ın ABD ziyaretinin bu hevese hizmet edecek bir yönü yoktu. Komutan titiz davrandı; şimdi emekli bir generalin 28 Şubat öncesinde benzer ortamlarda yaptığını yapmadı. Çanak tutanlar, Büyükanıt'tan basın önünde de birkaç kez vurguladığı sözleri işittiler: "Ben askerim, siyasetçi değilim."

ycongar@erols.com








Taha AKYOL
Milliyetçi olmak
ORHAN Pamuk protesto edilemez mi? Elbette edi...
Çetin ALTAN
Battaniye emzirmek
Ona bir dostumun evinde rastlamıştım. Sarıya ...
Yasemin CONGAR
Oyun ve Büyükanıt
Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yeniden siyasete ç...
Can Dündar
Altın çağın peşinde...
Dostoyevski, "Bugüne dek yazılmış en hüzünlü ...
Semih İDİZ
Bu görüntüler itibar getirmez
Demokratik bir imtiyaz olan protesto hakkını ...
Faik ÖZTRAK
Brezilya, IMF'den kurtuldu Türkiye'yi cari açık zincirledi
Geçtiğimiz hafta Brezilya IMF'ye olan borçlar...
Hasan PULUR
Aklı karışanlar...
BAŞBAKAN Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdul...
Yaman TÖRÜNER
Deha
Mack R. Douglas, "deha"yı anlatırken, Çanakka...
Osman ULAGAY
Latin Amerika'da ABD'ye karşı tepki cephesi
Dün Bolivya'da başkanlık seçimi yapıldı. Seçi...
Güngör URAS
IMF, Merkez Bankası'nın rezervinin artırılmasını istiyor
IMF Merkez Bankası'nın döviz rezervinin artır...

© 2005 Milliyet