|
 |
|
|
MÜZİK
Daha iyisini yapabilirsiniz
Franz Ferdinand'ın ikinci albümü "You Could Have It So Much Better"daki parçaların çoğu, abartılı asabi gitarlar ve dans etmeye müsait rock ritimlerinden oluşuyor
MURAT BEŞER
Müzik dergisi NME, 70'li yılların sonunda, entelektüel editörleri sayesinde İngiliz toplumunun beğenilerinin ilerisindeydi. Sonraki piyasacı editörleri eliyle pop orijinli çizgiye çekilen dergi, sektörle iç içe geçen ilişkileri sonucu işi simsarlığa döktü. NME'nin dönemsel olarak gazladığı topluluklar listesindeki son büyük isim Franz Ferdinand.
Değdiğinde kendinden birkaç gömlek üstün olanları bile geride bırakma hakkı veren bu tılsımlı değnekle şöhret basamaklarını üçer beşer tırmanan İskoç topluluk, geçen yıl çıkardığı ve kendi adını taşıyan albümle fırtına gibi esmişti. Dillere dolanan, tüm mekanlarda çalınan akılda kalıcı şarkılardan oluşan albüm, büyük bir ticari başarı yakalamış ancak bağımsız bir plak şirketinden yayınlandığı için ülkemize gelmemişti.
Cesur bir karar
Sony BMG Türkiye, kapağında konstrüktivist sanatçı Aleksandr Rodchenko'nun bir Sovyet kadın proleterini gösteren ikinci albümü, ilkiyle birlikte ithal etti.
Adını I. Dünya Savaşı öncesinde suikasta kurban giden Avusturya-Macaristan veliahtından alan topluluğun ikinci albümü "You Could Have It So Much Better" (Çok daha iyisini yapabilirsiniz). Bu ifadede çok daha iyi yapılacak olan ne olabilir? Tabii ki dans etmek.
Henüz ilk albümlerinin zafer naraları kulaklarımızda yankılanırken, ikincisini çıkarmak her babayiğidin işi değil. Ancak bu kararın bazı aksamaları beraberinde getirmesi kaçınılmaz.
Franz Ferdinand ilk albümüne göre tarz ve ses örgüsü konularında bir adım öne çıkmayı beceriyor olsa da, iş beste konusunda çakılıyor. Yaşama romantik bir pencereden bakan, single kültürü ile büyümüş kuşağın mensupları genel konseptle değil, "tek tek şarkılar" mantığı ile çalışıyor.
Sözleri çizgili ilkokul defterine yazılmış şarkılarda olağanüstü olaylar ve kahramanlar yok; sıradan insanlık ilişkileri ve gündelik olaylar var. İçinden kendilerinin de dahil olduğu sokaktaki adamın geçtiği şarkılar bunlar. Bu düşünce onları teknolojik kayıt olanaklarından uzak tutmuş. Kayıt tercihlerindeki lo-fi başlı başına melankolik bir pozitiflik.
Kalıcı olabilecek mi?
Parçaların çoğu, abartılı asabi gitarlar, kuluçkaya yatmış tavuk misali mırıldanmalar ve dans etmeye müsait rock ritimlerinden oluşuyor.
Bu parçalar şu an için esprili, zekice ve enerjik olsa da, gelecekte eskileri kadar hatırlanacağı şüpheli. Bunda ilkindeki unutulmaz şarkı "Take Me Out" ile boy ölçüşecek bir parça yok; belki küçük bir olasılıkla kapanıştaki "Outsider". İlk dinleyişte akılda kalan bir başka şarkı, şarkıcı ve gitarcı Alex Kapranos'un sevgilisi Eleanor için yazdığı The Beatles anıştırmalı balad "Eleanor Put Your Boots On".
Bu haliyle pek kötü görünmese de, ilk albümdekilerle aşık atabilecek parçaların birikmesini beklemeleri gerekirdi. Sadece "ilk albümün başarısı altında ezildikleri için bir türlü ikinci albümü çıkartamıyorlar" dedirtmemek için göze alınacak bir risk değil bu.
Hüsnü kabul mücadelesi
The Bad Plus'ın son albümünün adı, Amerikan toplumundaki paranoyaklığa varmış güvenlik düşüncesi hakkında çok şey söylüyor: "Suspicious Activity?".
Bu Minneapolis havalimanında şüpheli bulunanları saptayan sistemin adı. Basçı Reid Anderson'a göre aynı zamanda müziklerini şüpheli bulanlara karşı bir yanıt.
Modern konseptli cazın ilerici üçlüsü, cazın muhafazakârlarına karşı yürüttükleri mücadeleyi özetliyor bu isimle. Öyle ya, kolay değil, Black Sabbath'tan, Nirvana'dan yapılan yorumlarla yenilikleri kolayca kabullenmeyecek olanlardan onay almak. Bu kez Vangelis var gündemlerinde "Chariots Of Fire" ile.
Cazda tüm mesele, ifadenin özgünlüğü, doğaçlamanın zenginliği, araştırmacı ruhun, zekânın varlığı ve samimiyet. Bunlar, piyano üçlüsünün albümünde fazlasıyla mevcut.
Yaş 80, iş bitmemiş Kim inanır B.B. King'in 80 yaşında olduğuna? Ne gitarı tutuşu, çalışı, ne şarkı söyleyişi; hiç de eskimiş gibi gelmiyor insana.
Daha önce çok misafir tünedi çınar ağacının dallarına. Bu kez başka. Heybetli efsanenin 80 yaşına girişinin şerefine kolları sıvayan plak şirketi, B.B. King&Friends projesiyle "80" adı altında yaptığı albüme, birbirinden şık isimleri davet etmiş. Her bir parçada varlıkları bile yeter dedirten isimler: Van Morrison, Billy Gibson, Eric Clapton, Sheryl Crow, Daryl Hall, John Mayer, Mark Knopfler, Glenn Frey, Gloria Estefan, Roger Daltrey, Bobby Bland ve Elton John. Konuklar bu yaş günü partisine pek cici hediyeler getirmemiş. Ama olsun varsın, düşünmeleri bile büyük incelik.
Kayıtlar oldukça steril; öncekilerin ham, toprak kokulu blues havası yok. Bu iyi mi, değil mi karar sizin.
İçimizdeki arabesk sesler
Kendi adını taşıyan ilk albümünü çıkaran topluluğun adının esin kaynağı George Orwell değil.
Ankaralı dört gençten oluşan Seksendört yaklaşık altı yıllık bir geçmişe sahip. Cover çaldıkları günlerdeki isimleri Sex'n Dirt. Bu süre zarfında yutmadıkları bar, üniversite konseri tozu kalmamış ve taraftar kitlesi babında sağlam dünyalık yapmışlar.
Gitarcı ve şarkıcı Tuna iyi bir ses. Diğer enstrümanlar da iyi, ancak arabesk etkili bestelerin sorunu çağrışımları. Pek çok çağrışım var içlerinde; buna hemşerileri Çilekeş dahil. Girişteki plak çıtırtısı, bitişteki uzun havasıyla hicran dolu "Ölürüm Hasretinle", haklarında en doğru fikri veren güzel parça.
2006'nın onlara ne göstereceği, sektörde rock müziğin 2006 yıldız falına bağlı. Zalim bir pazarlama stratejisinin hoyrat ellerinde bozulmamaları dileğiyle...
|
|
|

|