Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Aralık 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Önce ligin büyük olacak

Cuma ve cumartesi büyükleri statta izledim. Pazar haftanın en önemli maçı vardı. 2 büyüğün derbisi. İnönü'de... Evime yürüyerek 10 dakika mesafede. Gitmedim maça. Yapacak daha önemli işim vardı...
Son 20 yılda Avrupa'nın 1 numaralı kupasında, İtalya'nın 6, İspanya'nın 4, Fransa, Yugoslavya, Romanya'nın 1'er, Almanya ve Hollanda'nın ise 2 şampiyonluğu bulunuyor.
İngiltere ise 2 şampiyon çıkardı. Manchester ve Liverpool. Bu dönemde kupanın en mucize 2 finalini kazandılar. Manchester'ın Bayern'i, Liverpool'un Milan'ı nasıl akıl almaz geri dönüşlerle geçtiğini hatırlayın. Kaybetmiş olmaları daha muhtemeldi değil mi?
İngilizler sadece 2 kez kazandı. Almanya ve Hollanda kadar. Daha ilginci Porto kadar... Aynı dönemde UEFA'da ise sadece 1 kez Livepool'la kazandılar. Yani Galatasaray kadar.
Bu 20 yılın ilk 5'inde Avrupa'da yasaklılardı. Holiganların çıkardığı can alan olaylar yüzünden hem de.
İngiltere, futbolun beşiği, Dünya Kupası'nı ise 1 kez kazanabildi. O da evinde. Avrupa şampiyonlukları ise yok. İngiltere, futbolun yeni devrinde Avrupa'nın en başarısız büyük futbol ülkesi. Milli takımlar düzeyinde ise sıfıra yakın. Ama bugün ligleri dünya ligi. Bu baştan bu yana böyle değildi. Hatırlayın.
Juninho Paulista 1995'te o dönem Chelseavari yatırımlar yapıp zirveye göz diken Middlesbrough'ya transfer olmuştu. Muhteşem bir performans sergiliyordu. Dünya Kupası yılı geldiğinde, Paulista herkesi şaşırtıp takımdan ayrılmak istediğini söyledi. Çünkü Brezilya'nın kupa kadrosunda yer almak istiyor ve İngiltere'de oynaması durumunda kimsenin onu izlemeyeceğini ve kadroya çağrılmayacağını söylüyordu. Atletico Madrid'e bu nedenle gitti. Bugünün parasıyla 17 milyon Euro'ya.
İngiltere, futbolun beşiği, sadece 20 yıl önce son derece şüpheli bir ligdi. Bugün ise lige yeni girmiş Wigan, Türkiye'nin en performanslı milli santforuna talip. Genel kanı da Tekke'nin gitmesi gerektiği.
Uluslararası başarılar önemlidir. Uluslararası alanda var olmak, kazanmak da. Evrensel bir değer olmak yani. Ama evrensel değer olmanın yolu, önce ulusal değer olabilmek. Ürününü kaliteli kılabilmek. UEFA ve Süper Kupa şampiyonu çıkarmak büyük iş. Dünya Kupası 3.'sü olmak da. Ama önce her hafta sonu statlarını doldurduğumuz, keyif aldığımız, bizi, yerli yabancı oyuncuları mutlu eden liglerimiz olmalı.
2A maçlarını izleyebilmeliyiz. İtalya Serie B maçlarını izleyebildiğimiz gibi. Kayseri'de, Rize'de oynayan futbolcuları, izlendiklerine, insanların onlarla heyecanlandıklarına ikna edilmeleri gerekiyor. Bu liglerin her maçının bir büyük spor olayı olduğuna inanmalı herkes. Ligler büyümeli önce. Sonra Avrupa'da ya da dünyada başarı doğal bir sonuç olacaktır.
Bunu yapabiliriz. Zor değil. Burada bize düşen görev fikir üretmek. Şimdi 1 ayımız var. Bu ülkede kalem oynatan herkes bu bilinçle hareket etmeli. Politikacıların istila etmek üzere olduğu bu dünyayı temiz, heyecanlı ve mücadeleci bir gösteriye dönüştürmek için Terim'in planını tartışmakla başlayalım misal. Kısır hakem ve transfer tartışmlarına bir ay olsun ara verelim. Bakın her şey nasıl değişecek.
Cuma ve cumartesi büyükleri statta izledim. Pazar haftanın en önemli maçı vardı. 2 büyüğün derbisi. İnönü'de... Evime yürüyerek 10 dakika mesafede. Gitmedim maça. Yapacak daha önemli bir işim vardı... Arsenal- Chelsea maçını izledim. Ne utanç verici!

Sabah şoku

12 takım hoca değiştirmiş diye hatırlıyordum. Bilgisayar sorun çıkarınca Tamer Bağlan'ı aradım. Doğrulamak için. Evet ilk yarıda tam 12 takım, yani ligin yüzde 66'sı hoca değiştirmiş. Ama Tamer Bağlan bununla kalmadığını da söyledi. Tam 31 farklı hoca takımların başında sahaya çıkmış. 5 hoca 2 ayrı takımla (2A da dahil) çalışmış. Ve Nuri Albayrak 21. başkan etmiş.
Bu en basit tespitle, sezon başında verilen kararların ne kadar doğru olduğunu gösterir. Üstüne birçok hocanın teknik direktör diploması yok. Eşofmanla sahaya çıkışları bundan.
Yani şimdiki düzenleme yetmiyor. Kural konmalı ve delinmeden uygulanmalı:
Bir hoca yılda bir takım çalıştırabilir.
Bir takım da iki hocayla çalışabilir.

Süleymanou'nun gözleri

Gözyaşlarını tutmaya çalışırken maçı değerlendiriyordu Süleymanou. Biz yazılarımızı yazıp baskıya göndermiş, Semih'i anlatıyorduk. Ligin kalburüstü kalecilerinden birine 4 gol atmıştı. Meğer kaledeki o şirin adam, belki de bir insanın hayatta yaşayabileceği en büyük acıyla yanarmış top ellerinin arasından kayıp giderken. Bebeği 1 günlükken tutunamamış hayata. Hem de ondan binlerce kilometre uzakta. Karısının saçlarını tutup, yanağından öpüp, üzülme diyememiş, gözyaşlarını silememiş, eldivensiz elleriyle. Ve muhtemelen kendinde olmadığından atmış kendini sahaya.
Maça bir yaşamı hatırlatmak için "Doğan Seyfi'yi unutmadık" pankartıyla çıkmıştı Denizlili futbolcular. Meğer aralarından biri ölümden de ağır bir yükle yürümüş kaleye. Ve topa atlarken, ilk iş gözyaşlarını silmiş. Of!

Youla dışarı

Anelka sadece Şampiyonlar Ligi maçlarında oynuyor. Çünkü dünya onu sadece o zaman görüyor. Bu bir genel kanı. Ya bizimkiler? Anadolu'da misal Rize'de oynayan bir oyuncu da sadece 8 naklen yayın maçında oynuyor doğru düzgün. Biz de onları o zaman seyrediyoruz. Çünkü 3 dakikalık görüntüyü izlememiz için gece 2'ye kadar TV başında oturmamız gerekiyor. Soruyorum. Konya-Manisa maçındaki o harika 2 golü görebilen kaç kişi var? Hadi futbolseveri bırak. Kaç futbol yorumcusu seyredebildi?
Böyle lig gözlerden ırak olunca 4 yıldır Türkiye'de olan bir futbolcu bile yeni takımı için kapalı kutu oluyor. Alın size Youla. Bu adamın golcülük performansı düşük. Öyle olmasa Anderlecht'ten Lokeren'e, sonra Gençler'e değil, İtalya'a giderdi. Ya da biraz golcü olsa Gençler'in müzesinde bugün muhtemelen bir UEFA Kupası vardı. Ama Anderlecht'in 4 yıl önce uyandığına Beşiktaş bugün uyanıyor. Mesele budur. Yani ligin şeffaf olmayışı.

Şahane bir lig

Fener'le Galatasaray'ı at. 3.'yü lider yap. Lider Kayserispor 29 puan. Düşme sınırındaki Malatya 17 puan. Fark 4 maçlık. İşte size heyecanlı bir lig. Ziya Doğan'ın takımını yeni transferlerle güçlendirip Kayseri'yi yenmesi çok mu zor? Alın işte fark 9 puan. Bundan şahane lig mi olur? Seyredin beyler. Doğrusu Allah rızası için seyrettirin şu maçları bize. Dijital ya da şifreli yayın bu işe yarar zaten. İsteyen istediği maçı seyretsin diye var bu icat.

mdemirkol@milliyet.com.tr





SPOR
'Zor dostum zor'
Belki başka bahara!
Daum'dan ödev!
'TİGANA'NIN BİR BAKIŞI YETİYOR'
Aslan'da isyan çıktı
'Trabzonspor'a feda edildim'
Afrika sancısı
Milat 22 Şubat
Dizel devrimi
Babasının kızı
Bu gurur Beşok'un
Yüzde seksen beş
Banvit lezzeti
Tek kişilik gösteri!
Atlanta uzatmada
Özerten'den gözdağı
Haber turu...
Önce ligin büyük olacak
Tekke'nin tabanca polemiği
Biz üşümedik!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Önce ligin büyük olacak
Cuma ve cumartesi büyükleri statta izledim. P...
Ercan GÜVEN
Tekke'nin tabanca polemiği
Fatih Tekke, kendini görüntüleyen kameralar e...
Nilay YILMAZ
Biz üşümedik!
Reyting canavarı, anti-bakteriyel ligimizde i...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet