Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Aralık 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tekke'nin tabanca polemiği

Fatih Tekke, kendini görüntüleyen kameralar eşliğinde şarjörünü doldura doldura hava alanından çıktı da "helal olsun" mu dedik?
Hayır...
Resmen çocukluk etmiş milli futbolcu.
Peki, devletin silah ruhsatı verdiği bir insana "gangster" muamelesi yapmak nereden çıktı?
Neyi ayıplayacağımızı bile bilmiyoruz.
Kayıtlı kuyutlu silah sahibi olmak mı? Silahı teşhir etmek mi? O silahı kutlamalarda havaya sıkmak mı? Çoluk çocuk vurmak mı?
Her silah sahibi maganda mı?
Bu ülkenin normal vatandaşlar tarafından gezilemeyen sokakları, girilemeyen semtleri, orta boy savaş kadar kan akmış toprakları yok mu? Bu ülkede şehirler ruhsatsız silahlarıyla gasp yapan eşkiyalar yaşamıyor mu? Tinerci, kapkaççı can almıyor mu? İnsanların kendini koruma içgüdüsü anormal mi?
Her şey sütliman... Parmak izinden ayakkabı numarasına kadar kaydını yaptırıp aldığı silahla kendisini korumaya çalışan, "ruh hastası"... Öyle mi?
* * *
Soruyorlar; Milli bir futbolcu silah taşır mı?
Size ne? Bu "soru"nun sahibi Devlet olmalı. Fatih Tekke, ruhsat istiyorum diye müracaat ettiğinde "neden" diye sormuş ve ikna olmuştur elbet devlet.
Sizi ilgilendiren, Fatih Tekke'nin "makine"siyle hava atmaya soyunması.
Sonuna kadar ayıp.
Lakin iş burada bitmiyor. Aynı gün kerameti kendinden menkul bir takım medya mensupları, konuştukları konuyla ilgili olmasa da gündemin kaymağına parmak çalmak ve bu arada "ben çok medeni bir insanım" zarfı atmak için fikir beyan ediyorlar:
"Aklım almıyor silah taşımayı"
Haklı...
Bu tip "hümanist" meslektaşlar ikiye ayrılıyor. Birinci guruptakiler -ki, kendilerine kaymak tabaka deniyor- silahı özel şöförlerine taşıtıyor... Veya korumalarına.
İkinci guruptakiler, rüzgara yelken açanlar.
Bu arkadaşların büyük bölümü evlerinin önünden bindikleri sabah servisiyle plazalara giriyorlar ve akşam servisiyle kapağı evlerine atıyorlar. Mesai setlerinde silah, kapıdaki korumalarda.. Zaten hayatlarında ne haber kovalamışlar, ne tehlike yaşamışlar. Anadolu'yu bilmezler, varoşlara girmezler, dikkati çekmezler ki düşman edinsinler. İnternette gezerken korunmaya ne gerek var.
İşin kötüsü, "ayıplama sırasını" bile bilmiyorlar.
Bir insanın yürürlülükteki kanunlara uygun olarak ruhsat alması, silah taşıması ancak yaşadığı ülkenin koşulları gerektirmiyorsa "kişilik bozukluğu" veya "görgüsüzlükle" izah edilebilir... Ayıplanabilir... O da, üçüncü dördüncü sıralarda olabilir.
Önce ruhsatsız silah bulunduran eşkıya kınanmalıdır, sonra ruhsatlı silahını havai fişek olarak kullanan, sonra teşhir eden. Ve mecbur olmadıkça silah edinen.
Tabi, hepsinden önce namuslu insanını silah bulundurup kendini korumak zorunda bırakan düzen. Mutlaka ayıplanmalıdır.

Daum kriterleri

Bakmayın Fenerbahçe'nin uzak ara lider olduğuna... Fena halde silkelendi son hafta Daum...
Biliyorsunuz; Türk futbolcuların yeteneklerine daima şüpheyle yaklaşmaktaydı kendisi. Sürekli yabancı talebi vardı.
Fenerbahçe, Türkiye'ye fazla Avrupa'ya az geliyorsa, altında "yabancı kısıtlaması" yatmaktaydı!
Neden?
Çünkü yerli futbolcular, yabancılar kadar iyi olamazdı.
Daum ve Daum gibi düşünenler ilk yanıtı FİFA başkanı Sepp Blatter'den aldı. Dünya futbolunun patronu 6 yabancı sayısının daha da aşağı çekilmesinden yanaydı.
İkinci darbe sahada yaşandı. Daum'un takıma bile koymak istemediği Semih, Denizlispor maçında 4 gol atarak bazı yerli futbolcuların da yetenek sahibi olabileceğini kanıtladı.
Goller, forma giyme süresine bölününce dünya rekortmeni oldu Semih.
Peki ne olacak şimdi?
Görünen o ki, Daum'un ne tespitleri doğru (bakınız; Aurello'nun satılması talebi) ne de projeleri gerçekçi. Almış arkasına Fenerbahçe gibi bir "dev"i, yuvarlanıp gidiyor işte.
Kabahat onda değil, "bu kadarına" razı olanlarda.

Küfürün mucidi

Her kim ki, sayın Süleyman Seba'dan kurtulmak için "tribünlerin küfrünü" akıl etmiş, hayata geçirmiş ve istediği sonucu almışsa; bulun onu...
Bulun ve fotoğrafını Akaretler yokuşuna asın.
Altına da yazın:
"Beşiktaş'a çağ atlatan adam".
Evet... Beşiktaş'ı modern çağdan taş devrine doğru geriye sıçratan adam odur.
Çığır açmıştır.
Gelenek başlatmıştır.
Aynı yöntem, başkanlardan başlayarak futbolculara da inmiş ve her seferinde sonuç alınmıştır.
Beşiktaş tribünleri, küfürü işaret diliyle ifade eden Nouma'ya tapıyor ama, gerçek kahramanları "o adam"dır.
"Üstad-ı azam"dır o...
Mucidi olduğu sistemin en güzel küfürleriyle kutsanmaya layıktır.
Ayıptır ve yazıktır!
Bir duygu ifade biçimi midir galeyan?
Bu gidişe dur demenin vakti gelmedi mi?
Beşiktaş'ta "küfürü yiyen gider" devri bitmeli.

Üründül'e rica!

Sevgili Ömer Üründül'den bir ricam olacak benim!..
Lütfen şu hakemlere verilen puan sistemini değiştirin.
Çünkü anlamayan anlamamakta çok israrcı. Mesela 7.2'yi kurul kararı ile "pekiyi" sanabiliyor benim kıymetli meslektaşlarımdan bazıları.
Biliyorum sevgili Ömer; sen anlattın, biz yazdık... Lakin olmadı işte. Karışık geldi.
Mümkünse şu işi rakamlardan falan arındıralım.
Mesela semboller.... Bilirsin, sembolleri kavramak matematik ve yazıdan çok daha kolaydır.
Ana okulu eğitimi de sembollerle yapılır.
Berbat maç yönetenin notu , gözü morarmış bir hakem portresi ile ifade edilebilir yani. Kötü yöneten hakemin kulağını çeken bir el fotoğrafı işi çözebilir. İyi maç yönetenin karşısında alkışlayan ellerin sembolü olabilir. Orta kararda Lale Orta hemşire fotorafı gibi "sus" işareti yapabilir.
Lütfen sevgili Ömer... Çıtayı indir...

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
'Zor dostum zor'
Belki başka bahara!
Daum'dan ödev!
'TİGANA'NIN BİR BAKIŞI YETİYOR'
Aslan'da isyan çıktı
'Trabzonspor'a feda edildim'
Afrika sancısı
Milat 22 Şubat
Dizel devrimi
Babasının kızı
Bu gurur Beşok'un
Yüzde seksen beş
Banvit lezzeti
Tek kişilik gösteri!
Atlanta uzatmada
Özerten'den gözdağı
Haber turu...
Önce ligin büyük olacak
Tekke'nin tabanca polemiği
Biz üşümedik!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Önce ligin büyük olacak
Cuma ve cumartesi büyükleri statta izledim. P...
Ercan GÜVEN
Tekke'nin tabanca polemiği
Fatih Tekke, kendini görüntüleyen kameralar e...
Nilay YILMAZ
Biz üşümedik!
Reyting canavarı, anti-bakteriyel ligimizde i...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet