|
Tepki Cephesi, AB rüyasını kâbusa dönüştürdü
Tarih 30 haziran 2005. Fransızların AB Anayasası'na "Hayır" demelerinin üzerinden tam 1 ay geçmiş.
289 milyar dolarlık cirosuyla dünyanın açık ara en büyük şirketi Wal - Mart, Çin'de ilk büyük mağazasını açıyor. Sabah kapılar açılır açılmaz mağazayı dolduran insan seli raflara üşüşüyor. Akşam 22.00'de mağaza kapandığında, kasalardan geçen insan sayısı 120 binin üzerinde!
Bir ay arayla yaşanan 2 olay! İkisi de bugünün dünyasının gerçeği...
Çinliler piyasa imparatorluğunun sembolü olan Wal - Mart'a coşkuyla kucak açarken, Fransa'da halkı unutan siyasi sınıfa ve piyasa imparatorluğuna karşı yükselen tepki cephesinin zaferi zirvede...
Dominique Moisie gibi Fransız entellektüeller, 29 mayıs referandumunu, "Avrupa'nın küresel bir güç olmaktan vazgeçtiği tarih" olarak nitelerken, antikapitalist sol, "Emperyalist rantiyelerin siyasi tahakkümünü perçinleyecek olan AB Anayasası'nın reddedilmesi, başka bir Avrupa'nın kurulmasına giden yolu da açmaktadır" diye coşkulu kutlamalar yapıyor.
Türkiye'nin şansı
Bugünün dünyasında başka bir Avrupa'nın kurulması mümkün mü?
O ya da bu şekliyle Avrupa'nın geleceğinde Türkiye'ye yer var mı?
Türkiye'nin AB'ye üye olmasına karşı çıkan Avrupalıların tepkisi, bir noktada Türkiye'deki AB karşıtı tepkilerle bütünleşerek, bizim AB yolunda ilerlememizi engeller mi?
Osman Ulagay, yeni çıkan "Tepki Cephesi Piyasa İmparatorluğu'na Karşı" kitabında Türkiye - AB ilişkilerinin son dönemini irdelerken, bizlere Çin'den Bolivya'ya uzanan, "anı" tadında keyifli bir ufuk turu da yaptırıyor.
Günter Grass ne diyor?
Bu lezzetli ufuk turunun bir yerinde ünlü Alman yazar Günter Grass, küresel dünyamızın hal-i pür melalini, "Borsanın uzantısı haline gelen parlamentolar" ya da "Küresel sermayenin emirleriyle yönlendirilen bir piyona dönüşen demokrasiler" diye özetleyiveriyor.
Ulagay'ın tespiti ise şu:
AB genişleyip gelişirken üye ülkelerde siyaset, ulusal bazda oynanan bir oyun olmaya devam etti. Avrupalı liderler, ağırlaşan sorunlara çözüm aramak yerine, sorunları yıllarca halının altına süpürmeyi yeğlediler. Sonunda Avrupalı seçkinlerin ürettiği politikalarla, toplumların özlemleri arasındaki makas giderek açıldı.
Bu tespitten sonra Ulagay, daha şimdiden çok tutmuş görünen Tepki Cephesi kavramını ortaya atıyor:
"Avrupa'nın kalbinde bir şeyler oluyor. Duygularla tetiklenen bir Tepki Cephesi yükseliyor. Ancak bu Tepki Cephesi gücünü, ortaya koyduğu alternatif çözümlerin tutarlı olmasından değil, karşı çıktığı düzenin ve siyasi kadroların yetersizliğinden alıyor."
Hem sağdan, hem soldan
Tepki Cephesi, aslıda Piyasa İmparatorluğu'nun aymazlığının, pervasızlığının ürünü... Ancak bu cepheyi oluşturan insanların çoğu, günlük yaşamlarında bu büyük hedefi değil, sahadaki küçük oyuncuları görüyor ve onları hedef alıyor. Bu yüzden de sağ ve sol tepkiler, farklı ifadelerle de olsa aynı noktada buluşuyor. Hatta büyük AB rüyasını kâbusa dönüştürebilecek boyutlara ulaşıyor.
Tepki Cephesi, bana önümüzdeki dönemde dünyada siyasetin yeniden canlanabileceği, siyasetçinin dev şirketlerin maşası olmaktan kurtulacağı umudunu veriyor.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|