Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
5 aylık bebekle yılbaşında ne yapılır?

Bizim oğlan ilk defa yılbaşı kutlayacak. Elbette çok heyecanlıyız. Peki bu heyecanı biraz da "harbi" eğlenceyle birleştirmek mümkün mü?

igursoy@milliyet.com.tr



Batu 30 Temmuz'da doğduğunda saygıdeğer kayınpederim teşhisi koymuştu: "Yılbaşında kıvama gelir." Yani oyundan anlar, etrafı tanır, abuk sabuk sesler çıkarır vs. Bir kişilik olarak kendini hissettirir yani.
Hakikaten de öyle. Artık saatler boyu uyuyan, varlığıyla yokluğu bir Batu gitti. Yattığı yerden kendince "konuşuyor", bazı insanları sevip bazılarını sevmiyor, oyuncak tercihi yapıyor...
Yine de sadece 4,5 aylık bir insan. Sorunsuz bir bebek olsa bile anne-babasının hareket alanını ister istemez daraltıyor. Mesela şimdi yılbaşı geliyor, ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz.

Geçen yıl ne yaptık ki?
Böyle deyince, "alkol bütün yılbaşı eğlencelerinin anasıdır" ilkesiyle hareket eden ya da aralık ayının son günlerinde "ver elini Malta" diyen insanlar gibi görülebiliriz. Gerçek bu değil elbette.
Ama geçen yılbaşında karım Begüm iki aylık hamileydi. İçki-sigara ikilisinden uzak duruyordu, hoplamak zıplamak rafa kalkmıştı. O da çözümü kendisi gibi hamile bir arkadaşının evine gidip tombala oynamakta buldu. Ben ise nerede olduğum konusuna girmek istemiyorum, unutmaya çalışıyorum.
Dolayısıyla bu yıl biraz eğlenceyi hak ettiğimiz kanaatindeyim. Ama nasıl eğleneceğimiz konusunda fikrim yok. Batu'nun anne sütü bağımlılığı devam ediyor. Yani yanımızdan ayırmamız söz konusu değil. Gerçi adam her gece 22.30-23.00 civarında vuruyor kafayı, sabah 07.30'a kadar deliksiz uyuyor. Bizim gibi bir şey. Yani bırak onu o saatte büyüklere, sonra bas git nereye gideceksen. Ama bir bebek bu, ya acıktım diye uyanırsa? Riske girilemez.
Peki, diyelim ki bilmem kimin evinde 30 kişi toplanacakmış. Oraya götürsek? Evet oğlumuz tatlıdır, bir gören aşık olur ama o kadar da değil. Mesela bangır bangır "Hung Up" çalıyor, herkesin elinde bir içki, kimisi köşede öpüşüyor; oğlana uyusun diye boş oda mı arayacağız?
Zaten "Oğlunun ilk yılbaşında dışarı çıkan vicdansız" diye insanın içi içini yer. Üstelik en çok Batu ile eğleneceğiz gibi bir his var içimde. Gözümün önünde hep aynı görüntü: Ona o çeneden lastikle bağlanan, koni biçiminde parlak kırmızı şapkadan taktırıp eline de balon tutuşturacağım.
Tabii Batu'nun ilk yılbaşında yanında olmak isteyenler sadece biz değiliz. Anneanne-babaanne-duble dede cephesi de o geceyi torunlarıyla geçirmek niyetinde. Biz de gazetenin ücretsiz ekleri misali orada bulunmalıyız. Bulunmasak? Büyükleri sevmediğimizden değil elbette ama bu geceyi arkadaşlarla geçirsek? Bu da ortaokul-lise yıllarındaki izin koparma repliklerimizden biri gibi oldu. Hasan Cemal'in, Cumhuriyet'i yönetirken bu kadar denge gözettiğini sanmıyorum. Bakalım "vazoyu kırmadan" bu meseleyi halledebilecek miyiz?
Rica: Bu düşük yoğunluklu yılbaşı gecesi konusunda tecrübeye ve parlak fikirlere ihtiyacım var. Aklına bir şey gelen varsa göndersin lütfen.




CUMARTESİ
Kızlar yeniden lige hazırlanıyor
Ekranın yeni Türkan ve Ayhan'ı
"Müşteriyi renk çeker"
Resfest'i kaçırmayın
500 parçalık büyük beden koleksiyonu
Hediyelere "takı"lın
Hazırlıklar başladı bile
En moda
En yeni

Rejans'tan kitaplara devam
Serinin altıncı kitabı çıktı
Gösteri devam edecek





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2005 Milliyet