Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88
Hülya Avşar eski kocacığıyla tekrar evlenir mi?

Sizi aldatan kocanız, boşandıktan sonra yeniden sizi "seçse" yaşanan her şey temizlenmiş sayılır mı?



Aldatılan kadınların avunma, savunma ve de kendini kandırma idolü Hülya Avşar eski kocacığıyla yeniden evlenir mi? Gidiş o gidiş zira... Nedense insanların boşanmış çiftler için en romantik dileği onların birbirleriyle tekrar evlenmeleridir. Yol açık yani.
Peki Hülya Avşar'la Kaya Çilingiroğlu ne zaman evlensinler?
Hemen mi?
Yok, olmaz. Erken olur.
Peki, tarih tekerrür etse... Mesela Zehra'ya gelecek bir kardeş babacığı da eve geri getirse... Sürpriz bir şekilde. "Sürpriz" olur mu orası ayrı tabii...

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Aldatılan bir kadına "boşanmak", sonra da eski kocacığıyla "yeniden evlenmek" en iyi ilaç gibi görünür nedense.
Aslında tuhaf bir "temizlik" yanılsaması bu.
Sizi aldatan kocanız, boşandıktan sonra yeniden evlenmek için yine sizi "seçti" diye temizlenmiş olur mu her şey? Kendini kandırmanın bir alemi var mı? Olsa olsa "Adam gitti, gezdi, gördü, sıkıldı, rutinine döndü" denir bu duruma. Velhasıl aldatıldığı için kocasından boşanmış kadın, aslında ne rest çekmiş ne de "doygun erkek" yeniden "kürkçü dükkanına" döndü diye başı göğe ermiş olur. Araya sadece gereksiz bir mahkeme girmiş olsa da değişen bir şey yok.
Ne kadar çok çiftin aldatma nedeniyle boşanmalarının arkasından tekrar birbirleriyle evlendiklerini biliyor musunuz?
Hülya Avşar ne ilk ne de son olur yani...
Tencere-kapak meselesi velhasıl...
İyi de bunca tantana yerine biraz daha güçlü olmayı deneseler, yaşadıkları ilişkiyi bu şekilde de istediklerini, bunun kendileri için "normal" olduğunu söyleseler... "Size ne canım, aldatırsa aldatır. Sağdan soldan mikrop taşıyacak mı, benim asıl derdim o!" deyiverseler... Bir ilişkiyi savunmak neden bu kadar zor?

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
"İlişkilerin Bilirkişisi" değil miyim, o zaman sevgili Hülya Avşar'a bir öğüdüm var: Eski kocacığınla yeniden evlenme konusunda bu kadar istekli görünme...
İyi oyunlar herkese...


ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

Seni ciddi bir ilişkiye girecek kadar sevmiyorum
Neden 30 yaşlarındaki erkeklerin aşk-ilişki hakkında saf kızlar gibi fantezileri var? Artık kadınlar değil de, erkekler mi bekliyor hayatının prensesini? Merak ediyorum, yoğun, stresli hayatta masalsı aşkları yaşamaya kimin vakti var? Ya da günümüzün erkekleri ellerinin altında olan bolca kadın seçeneğini tek tek denemek için mi böylesine söz birliği etmiş gibi bir özür uyduruyor: "Senden hoşlanıyorum ama aşık değilim", "Ciddi bir ilişkiye girecek kadar seni sevmiyorum"... Halbuki, birkaç ay önce aynı kadının peşinden ayıla bayıla koşmuş. Ama nedense iş bırakın evliliği, doğru düzgün bir ilişki formatına girince hemen kaçıyor. Yoksa güzel, akıllı, kültürlü, başarılı kadınlarda bir tuhaflık mı söz konusu? M. G.
* **
Erkeklerin de kadınların da birbirine fazlasıyla benzediğini düşünmüyor musunuz? Fotokopiyle çoğaltılmış gibi... Bu durumda, eğer erkekseniz birbirine tıpatıp benzeyenlerden hangisinin hayatınızın kadını olduğunu anlamak için kendilerini açık edecekleri test cümlelerini kullanmak yararlı olacaktır. "Senden hoşlanıyorum ama aşık değilim", "Ciddi bir ilişkiye girecek kadar seni sevmiyorum" cümleleri gibi. Bunlara doğru tepkiyi veren kadın erkeğe "prenses" gibi görünecektir. Bu barajı geçmek için doğru tepki nedir? Hadi kopya vereyim: "Ben de senin gibileri sevmiyorum, defol güzelim!" Ya, ne kolay değil mi? Bunu diyen kadın kalmadı ki, nerede gurur, nerede karakter? Böyle laflar eden erkekle konuşulabilir mi? Kendini düzeltsin öyle gelsin, değil mi ama ya! Yani tavrını dosdoğru ortaya koyan kadınlara aşık olur erkekler. Biraz işve ve naz da iyi olur tabii yanında...


Haftanın en yanlış oyunu!

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Din yapıştırıcıdır, harçtır, çimentodur" sözleri spot spot gazetelerdeydi ya, uzun zamandır "yönetim psikolojisi"ne meraklı biri olarak burnumu sokmazsam olmaz. Emile Durkheim din üzerine yazdıklarında ve özellikle "Dinsel Yaşamın Temel Biçimleri" isimli kitabında bu konuya fazlasıyla değiniyor, meraklısına bilgi olsun. Durkheim kitabında ritüeller yoluyla yoğun duygular üretildiğini ve bunların toplumsal bağları "yapıştırmak" üzere bir "tutkal" hizmeti gördüğünü savunuyor. Yani muhalefet partisinin başkanı çıkıp "Başbakan dini şöyle böyle kullanıyor" dese o zaman her şey normal olacakken, başbakan dinin nasıl bir "yönetim aracı"olabileceğini kendi ilan ediyor. Buna bir de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin türban kararı üzerine söylediği "Ulemaya sorsunlar" çıkışını eklerseniz, asıl kendini iyice ele veriyor. Bu oyun hatalı değil mi sizce de? Elbette o yüzden bunca tepki topluyor. Yanlış oyuna gelmeyin.



Erkek köşesi!

Boşanmaktan korkmayın!
Aldatmalarınız ayyuka çıktı diye karıcığınız sizden boşanmak isterse üzüle büzüle bunu kabul edin. Sizinle hâlâ sık sık görüşmeye ve yarı arkadaş yarı anneniz gibi davranmaya devam ettiğini göreceksiniz. Rahat rahat, canınız kiminle beraber olmak istiyorsa olun, doyun yani biraz. Sonra fazla zaman geçmeden eski karıcığınızın tekrar sizinle evlenme yolunu yapmaya başladığını göreceksiniz. Hemen atlamayın tabii, ne kadar nazlanırsanız evlendikten sonra kıracağınız cevizlere o kadar tolerans göstereceğini unutmayın. Ne biçim evlilikse artık bu!





CUMARTESİ
Kızlar yeniden lige hazırlanıyor
Ekranın yeni Türkan ve Ayhan'ı
"Müşteriyi renk çeker"
Resfest'i kaçırmayın
500 parçalık büyük beden koleksiyonu
Hediyelere "takı"lın
Hazırlıklar başladı bile
En moda
En yeni

Rejans'tan kitaplara devam
Serinin altıncı kitabı çıktı
Gösteri devam edecek





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2005 Milliyet