Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Arif Cem Yılmaz'a kitap imzaladım



Öğretmensiz bir sınıfta söyleşi yapıyorsanız çocuklarla aranızdaki o ölçülü ilişki birdenbire daha farklı bir arkadaşlığa dönüşüyor. Çocuklar sınıfta öğretmen varsa dersle, eğitimle, yazarlıkla, yayıncılıkla ilgili ve sizin yanıtlayabileceğinizi düşündükleri soruları yöneltiyorlar. Örneğin, "Yazar olmak kolay mı? Herkes çocuk dergisi çıkarabilir mi? Bu konuları nasıl buluyorsunuz? Fotoğrafları kim çekiyor?" gibi... Eğer öğretmen yoksa ya da siz salonun bir köşesinde onlarla söyleşiyorsanız sorular hemen değişiyor: "Çocuğunuz var mı? Onlar da sizin çıkardığınız dergi ve kitapları okuyorlar mı? Kızınız en çok ne yaparsa kızarsınız? Kızınızın flörtü var mı? Siz eşinizle kavga eder misiniz? Kaç yaşındasınız? Neden çocuklar için yazıyorsunuz? İnternette chat yapıyor musunuz? En sevdiğiniz strateji oyunu ne? Cep telefonunuzu verebilir misiniz? Bu kitabı erkek arkadaşımın adına imzalar mısınız? Benim adıma onun doğum gününü kutlar mısınız? En sevdiğiniz pop şarkıcısı hangisi? Deniz Seki'yi mi, Pamela'yı mı, Gülşen'i mi daha çok seviyorsunuz?" gibi... Bunlar söyleşi sırasında teybime kaydettiğim bazı sorular. Bunların içinde ilginç, yetişkinlerin "açık" bulacağı fıkralar da var.
***
Kendi aralarında, yine kendi deyimleriyle birbirlerinin isim ve soyadlarıyla dalga geçiyorlar. "Dalga geçmek" de onların adlandırış biçimi. Örneğin Turna soyadlı arkadaşlarına "Ayşe Zurna," diyorlar. Alikaan'ın adı Ağaçkakan. Bir arkadaşlarının soyadı Alkımkabakçı'ydı, anlamını sordum, daha o yanıt vermeden arkadaşlarının hepsi, "Gökkuşağı ve olgun haşhaş anlamına geliyor," dediler. Bir çocuk yanıma geldi. Kitap imzalatacak. Adını sordum, "Arif Cem Yılmaz," dedi. Arif'i yazdım. Öğretmen, "Yalvaç Bey, Arif değil, Ege," dedi. Şaşırdım. Çocuğa baktım. O öğretmene aldırmaksızın, "Siz Arif Cem Yılmaz yazın," dedi. İlk önce öğretmenin çocuğun adını yanlış bildiğini düşündüm ve tekrar öğretmene baktım. "Siz Ege yazın. Bu da bizim sınıfın Cem Yılmaz'ı," dedi. Sonradan öğrendim ki, "Gora" filminde Cem Yılmaz'ın adı Arif'miş. Dayanamadım, "Hem Ege'ye, hem de Arif Cem Yılmaz'a," diye imzaladım.
***
Bursa gezimde Sevgim Çocuk Aktivite Merkezi'ne de gittim. Sevimli, küçük bir yuva. İnanılmaz yumurcak, küçük canavarlar, diyebileceğim öğrencileri var. Sevgim'de kapıdan girer girmez ilk tanıştığım kişi okulun yöneticisi Selda Camuzcu oldu. Sonra okulun psikoloğu ve doktoru. Bazen ilginç rastlantılar üst üste gelir. Sevgim'de de öyle olmuş. Okulun adı Sevgim, yöneticisi Selda, psikoloğu Sezgin, okul doktoru Selamet, yönetici asistanı Serap. S'lerle dolu bir Sevgim okulu. Söyleşiye başlamadan önce tam çocuklara, "İsminin başında S harfi olanlar parmağını kaldırsın," diyecektim ki, telefonum çaldı. Açtım. Arkadaşım Salih Kalyon. "İşte," dedim, "zamanlama dediğin böyle olur." Bu okulda S takıntısı var herhalde.


yural@milliyet.com.tr



CUMARTESİ
Kızlar yeniden lige hazırlanıyor
Ekranın yeni Türkan ve Ayhan'ı
"Müşteriyi renk çeker"
Resfest'i kaçırmayın
500 parçalık büyük beden koleksiyonu
Hediyelere "takı"lın
Hazırlıklar başladı bile
En moda
En yeni

Rejans'tan kitaplara devam
Serinin altıncı kitabı çıktı
Gösteri devam edecek





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2005 Milliyet