Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dostlarıma karşı mahcup oldum

Arkadaşlarıma İstanbul'un en iyi 10 İtalyan lokantasından biri olarak gösterilen lüks bir otel lokantasını tavsiye ettim. Keşke etmez olaydım. Lokantada servis ve lezzet hariç her şey vardı




Büyük otellerin lokantalarının normal lokantalara göre avantajı var. Oteller prestij arayışında restoranları destekliyor. Lokantanın zararını otel faaliyetiyle kapatıyor. Buralara yurtdışından yabancı aşçı getiriyor. Mutfak donanımında, giderlerde, malzemede, kaliteli ve yetişmiş eleman çalıştırmada kesenin ağzını açıyor.
Bu nedenle otellerin, özellikle uluslararası bir zincire bağlı otellerin mutfakları, lokantaları son yıllarda bir okul gibi çalışmaya başladı. Kaliteyi yükseltti. Türk gençlerin yetişmesine imkan sağladı.
İngiltere'de bankacılık yapan bir dostumuz bizi yemeğe davet edecekti. "Nereye gidelim?" diye sordu. İstanbul'da uluslararası zincire dahil büyük bir otelin İtalyan lokantasına gitmeye karar verdik. Geçen haftalarda bu lokantanın ismi Hürriyet'in en iyi 10 İtalyan lokantası sıralamasının başlarında yer almıştı. Ben bu lokantada yemeğe gittiğimde servisinden ve de yemeklerinden pek memnun kalmıştım.

Markette 27, burada 145 YTL
Hanımlı beyli altı kişi bir akşam vakti lokantaya gittik. Mekan nefis. Her şey düzgün. Salondaki 30 masanın 10'u dolu. Ortalıkta siyah tayyörler giymiş iki genç hanım, siyah takım elbiseli dört genç bey dolaşıyor. Cep telefonu ile devamlı konuşan bir başka siyahlı genç bey oradan oraya koşuşturuyor. Salona ağzı açılan pizza fırınının önünde beyaz aşçı giysili yerli mi yabancı mı olduğu belirsiz iki kişi duruyor. Bir şişman yabancı aşçı salona girip çıkıyor.
Yuvarlak bir masanın etrafına sıralandık. Siyah tayyörlü hanımlardan biri ve de masamızdan sorumlu servis elemanı tanıyor olmalı ki ismimle hitap etti. Bizi davet eden aile, "Oooo... Sizi tanıdılar. Bu akşam hem servis hem yemek iyi olacak" diyerek takıldı.
Şarap listesini istedik. O da nesi? Markette 27 YTL'ye satılan bizim yerli şaraplar 145 YTL... Kaliteli şarapların fiyatı bu rakamın üzerinde... Bir şişe şarap ısmarladık.
Eskiden bu lokantada masaya oturulunca, çeşitli İtalyan ekmekleriyle dolu bir ekmek sepeti ve zeytinyağı koyarlardı. İçinde ne olduğu belirsiz iki küçük kase "macun", peçete içinde yağlı İtalyan ekmeği dilimleri ve bir tabak içinde üstünde taze domates parçaları bulunan kuru ekmek getirdiler.
Giriş olarak bir küçük kıtır pizza, İtalyan meze tabağı, ahtapot carpaccio ısmarladık. Altı kişi bunları bölüşmek istedik. Pizzanın kıtırlığından vazgeçtik, hamuru o kadar baygındı ki, servis elemanı dilimlere ayırarak tabağa koymakta zorlandı. Ahtapot carpaccio tabağa yapışmıştı. İtalyan meze tabağındaki prosciutto ve breseola pek lezzetli değildi. Sadece taze roka iyiydi.

Gelen balıklar kupkuruydu
Bu arada bazı bardaklardaki şarap bitti. Lokantada müşteri az. Müşteriden çok siyah elbiseli ve önlüklü servis elemanı var. Servis şefi var mı, yok mu belli değil. Bizim masamızdan sorumlu iyi niyetli servis elemanı masa ile mutfak arasında gidip geliyor. Ama bizim servis elemanımız dışında bizimle ilgilenen yok. Hepsi ortalıkta dolanıyor, birbiriyle sohbet ediyor. Siyah elbiselilerden birini kolundan yakaladım. "Misafirin şarabı bitti" diye uyardım. Servise yardım edecek yerde masa ile ilgilenen servis elemanını aramaya gitti.
Ben karımla pirzolayı paylaşmaya karar verdim. İki kişi fenerbalığı, iki kişi de güveçte İtalyan usulü deniz ürünü ısmarladı.
Fenerbalığı ısmarlayanlar balıklarının kupkuru geldiğinden, kuruluktan balığın derisinin ayrılamadığından yakındı. Deniz mahsulleri güveç salçalı ve karmakarışıktı. Karımla paylaştığım kuru pirzolanın eti sertti. Garnitürü "karaktersizdi".
Servis elemanımız, kibar, iyi niyetli. Yemeklerden memnun olmadığımızı anladı. "Mutfağa haber vereyim, başka bir şey yaptırayım" diyerek çırpınıyor.
Ne görevleri olduğunu anlayamadığım siyah elbiseli genç adamlar etrafınızda dolanıyor ama masa ile ilgilenen yok. Birini gene kolundan yakaladım. "Masamıza ekmek getirilmedi. Fark edip ilgilenseniz nasıl olur?" diye sordum. Gitti. Fırının önünde ufak bir toplantı yaptı. Beklemeye başladık. Üç parça sandviç tipi ekmeğini sepete koyarak getirdiler. "Evladım... Eskiden sizin İtalyan ciabatta ekmeğiniz, uzun grisini çubuklarınız vardı... Ondan getirseniz" diyecek oldum... "Bundan sonra sadece bu ekmek var" cevabını aldım.

Birilerinin uyarması gerekiyor
Misafirlerden ikisi daha önce soda içmişti. Su istediler... Genç bir servis elemanı yardımcısı elinde plastik su şişesi ile geldi. Daha önce soda içilen, içinde limon dilimleri olan bardakları su ile doldurdu.
Saat 22.30 dolayında lokanta boşalmaya başladı. Aaaaa... O da nesi? Servis elemanları salonu toplamaya başladı. Nerede ise örtüleri kaldıracaklar, ortalığı süpürecekler...
Masadakilerin hepsi iyi niyetli... "Aman sinirlenmeyin... Aman mesele etmeyin... Ama idare edin..." diyerek birbirini frenliyor. Lokantayı önerdiğim için mahcubiyetten kıvranıyorum. Misafirler, "İyi ki seni tanıdılar... Tanımasalardı, bu servisi, bu yemeği de bulamazdık..."
diye bana takılıyor. Masamız ile ilgilenen servis elemanının yapacağı bir şey yok. İyi niyet ile gönül almaya çabalıyor. "Size limonçello (limon likörü) ikram edeyim" dedi. Dostlardan biri "Ali Rıza bey limonçello içmez... Grappa (İtalyan likörü) getiriniz" diyerek takıldı. Servis elemanı mahcup, "Kusura bakmayınız, grappamız yok..." diyerek özür diledi. Böylece İtalyan likörü bile olmayan, en iyi 10 İtalyan lokantası listesinin başına tırmanmış, anlı şanlı lokantadan hesabımızı "anına şanına layık biçimde ödeyerek" ayrıldık.
Şimdi söyleyiniz bakalım... Sorun kimde? Aşçı ise, yabancı ve ünlü aşçı. Mutfak personeli ise, yüksek ödeme ile çalışan deneyimli personel. Servis elemanı derseniz hem sayıları çok hem de en deneyimlilerden seçilme... Ama sistem işlemiyor.
Sistemin işlememesi müşteriyi ilgilendirmiyor. Yemek iyi/kötü, servis iyi/kötü, müşteriden fatura tam olarak tahsil ediliyor. Müşteri çaresiz.
Genelde lokanta yazarları bu tür olumsuzlukları yazmıyor. Çünkü kimsenin ekmeği ile oynamak isteyen yok... Ama "yuttur gitsin"in bu tür ünlü, anlı şanlı otel lokantalarında da olağan hale gelmemesi için birilerinin uyarması gerekir.



PAZAR
"Bu filmi 'Yüzüklerin Efendisi'nden daha çok merak eden var"
"Ailede herkes Vakko'dan parasıyla alışveriş eder"
'AB halkını değil siyasetçilerini dinledik, bu yüzden yanıldık'
Salı Pazarı'nın Çinlileri
"Zeytinyağlı pırasayla muskat şarabı iyi gidiyor ama siz içmiyorsunuz"
Ölmeden önce neler yapılmalı?
İsmet Sezgin'den gizli sevdalıya "Portofino" şiiri
Doktorların tedavi etmeme hakkı olmalı mı?
Beckham ile top sektirecekler
Kısa bir yılbaşı tatili için öneriler
Mucidine para kazandırmadı
Daha iyisini yapabilirsiniz
Ruh ya Suriya, ta'al hun ya Amerika!*
İkisi de aynı yoldan geliyor
Küresel bir aile
Dostlarıma karşı mahcup oldum
1877 Türk-Rus Savaşı
Beslenme ve metabolizma
Yerli Kafka ve Cartland'lardan sıkılanlara
Şu Bursa'nın beş ikizli, bir üçüzlü okulu
Tuzaklara kanmayın





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet