|
 |
|
|
Erzik'i isteyen var mı ?
Türkiye Futbol Federasyonu'nun aldığı olağanüstü kongre kararı, sonradan yapılan " güvenoyu " açıklamasına rağmen, Levent Bıçakcı ve arkadaşlarının yolun sonuna geldiklerini gösteriyor.
Şimdi başkan adayları kuliste, listeleri dillerde...
Mehmet Ali Yılmaz, spordan sorumlu eski devlet bakanı ve Trabzonspor Kulübü Onursal Başkanı kimliğiyle yeniden aday olduğunu açıkladı... Gaziantepspor'da olağanüstü kongre çağrısı yaparak artık başkanlık görevini bırakacağını açıklayan Celal Doğan'ın da adaylık için çevresinde nabız yokladığı, bazı spor adamlarının da kendisine destek verdiği söyleniyor...
Haluk Ulusoy'un başkanvekili olarak görev yapan Ata Aksu da aday olmaya hazırlanıyor...
Sevgili dostum Ayhan Bermek de adaylık önerilerini değerlendiriyor.
Bıçakcı Federasyonu'nda başkanvekilliği yapan, AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yakınlığıyla tanınan Hasan Doğan ise medyadaki gönüllü destekçilerinin ısrarla gündeme getirdiği, becerilerini ve yeteneklerini dillerinden düşürmediği bir aday adayı konumunda...
Bizim gibi saf ve idealist spor gazetecileri ise futbolda giderek kaosa dönüşen ortamı ancak Şenes Erzik'in toparlayıp temizleyebileceğine inanıyor.
Şenes Erzik'in temizliği de yetkinliği de tartışılamaz. UEFA'da birinci başkanvekilliği ve FIFA İcra Kurulu üyeliği de Erzik'in hem içeride, hem de uluslararası platformlarda " en iyi aday " olması için yeterlidir.
Ne var ki "en iyi aday " olmak, "en uygun aday " olmaya yetmiyor.
Hüzünle görüyor ve gözlüyorum ki, ne adı aday olarak gündeme oturan spor adamları, ne de kulüp yönetici ya da başkanları, bugüne kadar Erzik adını önerebildiler.
İdealizm ve realizm farklı kavramlar... İdealizm, en iyiyi, en olması gerekeni arar... Realizm ise ortadaki gerçeklere en uygun çözümlemenin peşindedir...
Ortadaki gerçeklere bakarsak... Turkcell Süper Ligi'nde yer alanlar ve İkinci Türkiye Ligi A kategorisinde mücadele edenlerle birlikte genel kurulun yüzde 70 oy ağırlığı kulüplerin elindedir...
Kulüpler maalesef Türk futbolunda toplam kalitenin geliştirilmesi, geleceğin planlanması, uluslararası başarı düzeyimizin yükseltilmesi gibi konularla uğraşmazlar... Onların böyle kollektif kaygıları yoktur.
Yayın haklarının elbette kendilerine göre daha adil paylaşımı, yabancı oyuncu transferinde sınırlamanın kaldırılması, maç saatlerinden ceza uygulamalarına, MHK'dan PFDK'ya, oradan Tahkim'e kadar hemen her kararda kendi çıkarlarına uygun hareket edilmesi, özetle her birinin istediği kadar mavi boncuk toplaması kulüplerimizin en önemli dertleridir. Onların dertleri böylesine kendi çıkarları ve kendi gündemleriyle sınırlı olduğu için işte, Türk futbolu bugünkü dertli ve perişan dönemine girmiştir.
O yüzden kimseye mavi boncuk dağıtmayacak, hiç kimseye ödün vermeyecek, kuralları ilkeleri ve kriterleri tercih edecek olan Şenes Erzik, ne Kulüpler Birliği tarafından ne de akil spor adamları tarafından TFF Başkanlığı için aday gösterilmektedir.
Birbirimizi kandırmayalım...
Kimse Şenes Erzik'i istemiyor...
Üstelik, "tek çare" olduğu bilindiği halde...
Çünkü kimse " çare " istemiyor...
Yine de bir önerim var
Kimi bıyık altından gülümseyecek... Kimi hayalcilik olarak görecek ama, yine de bir önerim var...
Bu ülkenin futbolunun temizlenmesini, gelişmesini, özlediğimiz başarı düzeyini yakalaması için Şenes Erzik'e ihtiyacımız var...
Kulüpler, ana yazıda ileri sürdüğüm gerçeklerin dışına çıkar...
Siyaset de kendi hesaplarını bir yana bırakır, yeni bir vizyonla futbola bakarsa...
Şenes Erzik , "tek aday" olarak kongreye katılır... Listesini yapar ve içeride de dışarıda da bizi utandırmayacak işlere imza atar...
Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Mehmet Ali Şahin ve Kulüpler Birliği Başkanı Sayın Özhan Canaydın...
Önerim sizedir...
Yuvarlak masalarda toplanın, adaylarla tek tek görüşün, kulüp başkanlarını ikna edin ve bu kaosa son verin!...
Teşekkürler Atay Başkan!
Atay Aktuğ, Trabzonspor'da yaşanan başarısızlık ve hayalkırıklıklarının faturasını kendine kesti. Yönetici arkadaşlarıyla birlikte toplanıp olağanüstü kongre kararı aldı. Ciddi bir güvenoyu zemini olduğu halde yeniden aday olmadı. Nöbetini son dakikaya kadar dürüstçe tutup İstanbul'da Beşiktaş'a karşı alınan galibiyetle birlikte görevi yeni başkan Nuri Albayrak'a teslim etti.
Atay Aktuğ, federasyona, kulüplere, hakemlere, medyaya, tüm kurumlara saygılı ve ölçülü davranan, sorumluluktan kaçmayan, işler kötü gittiğinde seviyeyi düşürmeyen, hiç kimseyle kavga etmeden doğru bildiklerini dile getiren eşsiz bir spor adamı olarak anılacaktır.
Sportif başarı ölçeğinde yeterli olmayabilir. Talihsizlikleri söz konusudur. Ama Trabzonspor'u borçtan ve zengin yönetici vesayetinden kurtaran kurumsallaşma süreci onun onurlu imzasını taşımaktadır.
Atay Aktuğ'a en azından kendi adıma teşekkür borçluyum...
Keşke Türkiye Futbol Federasyonu'nda da yer alsa... Ne kadar güzel olurdu!
Spor Mahkemeleri kurulmalı
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin aldığı karar sporumuz için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. İki yıl önce Denizlispor forması giyen Ali Tandoğan, maç sırasında Beşiktaşlı İbrahim Üzülmez'e kural dışı sert biçimde müdahale ettiği ve elmacık kemiğinin kırılmasına neden olduğu için, açılan dava sonucu 6 ay hapse mahkum oldu. Cezası ertelendi.
Dün İbrahim'le konuştum... Olaydan hemen sonra Beşiktaş Jimnastik Kulübü avukatlarının kendisini hastanede ziyaret ettiğini, dava açılmasına ortaklaşa karar verdiklerini söyledi. Arada Ali Tandoğan yaptığına pişman olup defalarca Üzülmez'i aramış, özür dilemiş... İki futbolcu olayı unutmaya karar vermişler. İbrahim Üzülmez mahkemeye gidip şikayetini geri aldığını açıklamış. Ancak savcının da katıldığı duruşmalarda sanırım savcının talebi üzerine mahkeme Tandoğan'ı suçlu görüp ceza kararı almış...
Şimdi ikisi de aynı takımın futbolcusu...
Ali Tandoğan'ın mahkumiyet kararı, sporumuzdaki hukuksal boşluğu ortaya çıkarması bakımından önemlidir...
Futboldan haltere, atletizmden basketbola kadar tüm spor federasyonlarını, spor adamlarını, sporcuları ve sporseverleri (seyirci/taraftar) kapsayacak spor mahkemeleri bir an önce kurulmalıdır...
Ne dopingde, ne bahis skandalında ne de hakem futbolcu ilişkilerinde sağlam bir hukuksal düzenimiz var... Hagi'nin Erol Ersoy'a hakaretinden yıllar sonra dün açıklanan mahkumiyet kararı da bu boşluğu doğrular nitelikte.
Spor alanlarında işlenen suçlarla ilgili olarak ayrıca dava açılmasına gerek kalmayacak, savcısı ve hakimi olan asliye ceza mahkemeleri düzeyinde spor mahkemeleri kurulabilseydi, kamu vicdanı daha rahat eder, davalar daha çabuk sonuçlandırılırdı.
Kimbilir mahkeme, belki de Ali Tandoğan'ın aldığı 4 maçlık cezayı yeterli görüp kişisel husumet bulunmadığına karar vererek " daha sportif " bir karar verebilirdi.
İtalya'da örneği var... Hukukçularımız ve spor adamlarımız bu konuyu ciddi biçimde değerlendirmelidir.
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|