|
Çiçek: Her gün kravat değiştirir gibi yasa değişmez
ESKİŞEHİR
Doğan Yayın Holding'in yıl boyu çeşitli kentlerde gerçekleştirdiği, "Anadolu'daki Avrupa Toplantıları"ndan biri dün Eskişehir'de yapıldı.
"Eskişehir buluşması"na Anadolu Üniversitesi ev sahipliği yaptı.
"Eskişehir buluşması"nın ilgi odağı, toplantının konuğu olan Adalet Bakanı Cemil Çiçek'ti. Yargının bir süredir Türkiye gündeminin ilk sırasında yer alması, projektörlerin Adalet Bakanı Çiçek'e çevrilmesine neden olmuştu.
Meslektaşlarımızla gerçekleştirdiğimiz panele Çiçek de zaman zaman katıldı. Sorularımızı yanıtladı.
Adalet Bakanı çok dertli görünüyor. Çiçek, "Bir dokun, bin ah işit" dedirtecek kadar dolu. Çiçek, "Olmamam gereken bir dönemde Adalet Bakanlığı yapıyorum" diyerek bakanlık sıfatının sınırlayıcı olduğu mesajını veriyor. Demek ki bakan olmasa Cemil Çiçek, çok daha sert tepkiler gösterecek. Bakan'ın bu noktaya gelmesinde en önemli etken son günlerde içeriden, dışarıdan herkesin yargıya yüklenmesi.
301 kalıyor
Pamuk davası nedeniyle tartışma konusu olan Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesi değişecek mi? Devlet Bakanı Ali Babacan, bu maddenin hükümetin gündemine gelmesini söylemesine karşın Adalet Bakanı, 301. maddenin kalacağı mesajını veriyor. Bu sorumuzu yanıtlarken, "Öyle her gün kravat değiştirir gibi yasa değiştirilmez. Her karşılaştığımız sorun veya davada yasa değiştirmeye kalkmak da olmaz" diyor. Adalet Bakanı, madde ile ilgili içtihadın oluşmasını beklemek gerektiğini düşünüyor.
"Pamuk çözebilirdi"
Adalet Bakanı'nın Orhan Pamuk'un yargılanmasıyla ilgili izin verip vermeyeceği de bir diğer merak konusuydu. Çiçek, aslında bu konuda Adalet Bakanlığı'nın görüşünü bildirdiğini anımsattı. İstanbul Savcılığı'nın başvurusu üzerine, 1 Haziran 2005'ten itibaren bu tür davalarda bakanlık izninin alınmasına gerek kalmadığını belirttiklerini anımsattı. Eski Ceza Kanunu'nun 159. maddesindeki bu hükmün yeni Ceza Kanunu'nun 301. maddesinde bulunmadığına dikkat çekti. Bakanın görüşü değişmiş değil. Belki bu kez, Pamuk'la ilgili İstanbul'da verilen iki takipsizlik kararının gerekçeleri de bakanlık kararına eklenebilir. Çiçek'in sözlerinden edindiğimiz izlenim, takipsizlik kararlarının yerinde olduğu yönünde. Hem bakanlık iznine, hem de yargılamaya gerek olmadığı şeklinde bir karar çıkabilir.
Bakan Çiçek, Pamuk'un dava bu aşamaya gelmeden de sorunu çözebileceğini ancak bu yola gitmediğini düşünüyor. Bu düşüncesinin gerekçesini de şöyle açıklıyor:
"Sayın Pamuk, İstanbul Başsavcılığı'na verdiği ifadede dava konusu sözleri söylemediğini, soykırım sözcüğünü kullanmadığını, gazetecinin yanlış aktardığını veya eklemelerde bulunduğunu ifade etmiş. Bu beyan üzerine de savcılık, takipsizlik kararı almış. Eğer Orhan Pamuk, bu görüşü çıkıp kamuoyunda tekrarlasaydı, durumu izah etseydi, iş bu aşamaya gelmezdi. Öyle de halledilebilirdi ama bunu yapmadı."
Gâvur mu, Müslüman mı?
Adalet Bakanı, gerek AB'den gerekse Türkiye'den yargıya yöneltilen baskılardan da çok rahatsız. AB'nin tutumunun da çelişkili olduğunu vurguluyor. Avrupa'ya gelince yargının bağımsızlığından dem vurulduğunu, Türkiye'ye gelince yargıya müdahale edilmesinin beklendiğini belirtiyor.
Bu durumu, "gâvur diye öldürüp Müslüman diye cenaze namazı kılmak" özdeyişiyle anlatıyor. Çiçek, "Biz bakanlık görüşü alınmasını öngören eski madde hükmünü Avrupa Birliği yargıya müdahale sayıyor diye kaldırdık. Bu yargıya müdahaledir, kaldırın dediler. Ama şimdi Pamuk davasında Adalet Bakanı devreye girsin, müdahale etsin, işi çözsün diyorlar. Resmen yargıya siyasi müdahaleye davetiye çıkarıyorlar. Bu olmaz" diyor.
Çiçek, içerideki baskılarla ilgili olarak da, "Yargılamada VIP uygulaması olmaz. Kim olursa olsun yasalar karşısında herkes aynı muameleyi görür. Ama maalesef Türkiye'de şatolar var, korunmalı adacıklar var. Savcı oralara girip hakkı ile soruşturma yapamıyor" eleştirisinde bulunarak ayrıcalıklar konusunda AB ile aynı ölçülerin uygulanması gerektiğini belirtiyor.
fbila@milliyet.com.tr
|
|