Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tepki Cephesi


Önceki hafta dostum ve gazetemiz yazarı Osman Ulagay son yazdığı kitabı yollamış: Tepki Cephesi-piyasa imparatorluğuna karşı. Ulagay öteden beri AB yanlısı olarak bilinir. Gerçi AB karşıtı olarak kendini tanıtan pek kimse tanımıyorum ya, neyse. Sadece eleştiri getirenler kimi zaman karşıt olarak niteleniyor.
Ulagay kitabında, AB tarafında olsun, Türkiye tarafında olsun bir karşıtlık cephesinin geliştiğine dikkat çekiyor. Gerçekten AB sürecine girmiş bir ülkenin kendi tarafında ve AB cephesindeki son gelişmeleri doğru irdelemesi gerek. Bu bakımdan Ulagay'ın kitabı özlü bir irdeleme.
Önce AB cephesine bakalım: İşsizliğin yüksek olduğu AB ülkelerinde bir tepki gelişiyor. Bunu Almanya'daki seçimlerde, Fransa ve Hollanda'daki referandumda gördük. İşsizlik, sosyal güvenlik açıkları ve büyümenin tasarımı gibi temel ve ortak konularda AB, ne yazık ki, çözüm üretemiyor. Tarım hâlâ ciddi bir sorun; kaynakları yutup götürüyor. Nüfusun yüzde 2'si tarımda, ama AB bütçesinin yüzde 40'ını alıyor. AB'nin ortaklaşa çözdüğü hiçbir sorun olmayınca, AB ideali de anlamsızlaşıyor. Halkta hayal kırıklığı yayılıyor. Kısacası, son yıllarda AB'de yaşanan krizin nedeni hayal kırıklığı.
Bu hayal kırıklığı yeni üyelere karşı da bir direnç oluşturuyor. Tabii Türkiye çok sorunlu ve farklı olduğundan daha fazla dirençle karşılaşıyor. Ulagay (son derece isabetli bir biçimde) Avrupa halkındaki, Türkiye'ye karşı tepkileri şöyle özetliyor: Bizi yakından tanıyan Avrupalılar bile, Türkiye'yi Avrupa'nın bir parçası olarak kabul etmeye yatkın görünmüyordu. ..... ve AB'ye tam üye olabileceğimize inanmıyordu. Anketlerde de bu görünüyor. Türkiye'ye çok ciddi bir tepki var ve her yıl bu artıyor.
Türkiye tarafındaki yaklaşıma gelince. Elbette Türkiye'de AB karşıtları var. Ancak bu karşıtlığın belki de en önemli nedeni gurur. Bu kadar itilip kakılan bir aday ülke hiç olmadı. Bu kabul edilmeli. Bunu algılarsak, AB tarafıyla müzakere ederken, kusurlu öğrenci gibi değil, ayıp edilen bir dost gibi davranabiliriz. Elbette Türkiye 70 milyon nüfusu, kalkınmamış ekonomisi ve eğitilmemiş toplumuyla sindirilmesi kolay bir ülke değil. Ancak Türkiye'siz bir AB de küresel bir güç olamaz. Türkiye'nin talihsizliği, AB'nin kendi içinde bir krizi yaşarken aday üye olması. Oysa 20 yıl önce yükümlülükler yerine getirilmiş olsaydı çok daha az dirençle karşılaşılırdı.
Ulagay kitabında 3 büyüklerin (Fransa, Almanya ve İtalya) ciddi ekonomik sorunları olduğunu ve verimlilik artışlarının da sınırlı kaldığını belirtiyor. Çıkışın ise yeni üyelerde ve yeni bir AB sentezinde olduğunu savunuyor. Bu senteze Ulagay "Avrupa sosyal modeli" diyor ve halihazırdaki modellerden esinlenmesi gerektiğini belirtiyor. Çok yerinde. Avrupa'nın içinde bulunduğu çıkmazı aşmanın yolu da bu.
Ulagay'ın Türkiye'nin elde ettiği mesafeyi AKP'nin performansına bağlaması ise bende rahatsızlık yarattı. Türkiye bunu elde ettiyse 80 yıla yaklaşan modernleşme ve laik sistemiyle elde etti. Aksine bugün böylesi İslamcı motifleriyle bilinen bir iktidar olmasaydı, AB süreci çok daha kolay olurdu.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yine Orhan Pamuk
ESKİŞEHİR'e uçuyoruz. Doğan Medya Grubu'nun "...
Çetin ALTAN
80'lik birkaç çocuk...
Öz yaşamı ayrı bir derya deniz olan Fikret Ot...
Melih AŞIK
Hegel gözüyle...
İnsan insanı tartıya vurur... Bazen bir kapıc...
Fikret BİLA
Çiçek: Her gün kravat değiştirir gibi yasa değişmez
Doğan Yayın Holding'in yıl boyu çeşitli kentl...
Hasan CEMAL
İstikrar ve AKP!
Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği, kısa ad...
Güneri CIVAOĞLU
Efe İzmir
Başbakan Erdoğan'ın bazı konuşmalarından sonr...
Abbas GÜÇLÜ
Kemal'ler gitti, ama sorun hâlâ bitmedi
Kemal Gürüz ve Kemal Alemdaroğlu, AKP iktidar...
Hurşit GÜNEŞ
Tepki Cephesi
Önceki hafta dostum ve gazetemiz yazarı Osman...
Nail GÜRELİ
Erdoğan taşıyamıyor
Tayyip Erdoğan'ın artık Türkiye'yi taşıyamaya...
Sami KOHEN
ABD'nin yeni Türkiye gündemi!
ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'u...
Hasan PULUR
Düşünce, palavra Haçlı kafası ve bir âlim adam...
"DÜŞÜNCE özgürlüğü" lafını ağzımıza sakız yap...
Meral TAMER
Van'daki olay, içki yasağından daha önemli
Görüyorsunuz, bir hafta bile dayanamadım! Van...
Ece TEMELKURAN
İzmir 'gâvurdur'! 'Gâvur' kalacak!
Başbakan İzmir'e gitti. Duymayan vardır, tekr...
Osman ULAGAY
Ekonomide 'ilişki' mi önemli, üretim mi?
Son zamanlarda Türkiye ekonomisiyle ilgili de...
Güngör URAS
Hyundai denize yakın arsa peşinde
Hyundai, otomobil fabrikası kurmak için arsa ...
Serpil YILMAZ
Patronlar ile Sezer'in dil birliği
Patronların Ankara çıkartmasında, hükümete ya...
M. Ali BİRAND
Milli Piyango haram mı?
Vakit Gazetesinin önceki günkü manşeti çok il...

© 2005 Milliyet