|
Erdoğan taşıyamıyor
Tayyip Erdoğan'ın artık Türkiye'yi taşıyamayacak duruma geldiği anlaşılıyor. Ya da Türkiye'nin Erdoğan'ı taşıması günden güne zorlaşıyor.
Bu görüşe itibar etmeyebilirsiniz. Hatta AKP'liler böyle bir düşünceyi saçma bulabilirler. Aksinde ısrar ise, işte böyle, her gün Tayyip Bey'in hiç yoktan çıkardığı sorunlarla Türkiye'ye zaman ve enerji kaybettirir.
Örneğin, 10 Ağustos 2005'te "Kürt sorunu vardır" diyen Tayyip Bey, işin içinden çıkamayacağını anlayınca, 4 ay sonra, 6 Aralık'ta "Kürt değil, bölücülük sorunu var" deyiveriyor.
Bu arada, ordunun hemen hemen sıfırla teslim ettiği terör Güneydoğu'da yeniden azıyor, şehit cenazeleri birbirini izliyor.
Dahası, kimsenin böyle bir derdi yokken "alt kimlik-üst kimlik" diye milleti ayrıştırıyor. Zikzaklar arasında, bir ara Müslümanlığı "üst kimlik" ilan ediyor. Ulemadan dahi tepki görünce, dini çimento yapıp ortalığı iyice karıştırıyor.
Halkın büyük kısmını kıvrandıran yoksulluğu ve kendi milletvekillerini dahi isyan ettiren çığ gibi yolsuzlukları bir yana bırakıyor. Dokunulmazlık zırhının arkasında bekleyen yolsuzluk dosyalarının ise, lafı yok.
Elinde ve dilinde kala kala iki konu kalıyor. Varsa türban, yoksa içki yasağı.
Bunlar karın doyurmuyor.
Arada bir, olmayacak duaya amin dercesine, temcit pilavı gibi, bedelli askerlik konusunu gündeme getiriyor. Aklınca, belli bir çevreye "Ben yapacaktım, ama ordu engelledi" mesajını vererek bir taşla iki kuş vuracak.
Son olarak, alın Orhan Pamuk davasını... 30 Haziran'da açılan davada mahkemenin yazısı üzerine, Adalet Bakanı eski TCK'ya dayanarak davaya izin vermeyebilirdi.
Bunu yapmıyorlar, sonra bu beyhude dava nedeniyle, Avrupa'dan heyetler gelince, Erdoğan tribünlere kurusıkı efeleniyor: "Aynı şeyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde yapsınlar. Orada da hak hukuk çiğneniyor" diyor.
Bu sözlerin, Türkiye'de hakkın hukukun çiğnendiğinin dolaylı olarak kabulü anlamına geldiğini bir yana bırakın. AB takımına yüz verip başımıza çıkaran siz değil misiniz?
"AB'ye onurlu bir şekilde eşit koşullarda girelim" diyenleri neredeyse hain ilan ediyordunuz. Kıbrıs'tan tutun da tarımı ve esnafı yok edene kadar her konudaki tutumunuzla onları küstahlaştıran sizin teslimiyetçi politikanız değil mi?
Şimdi bu olup bitenlerden en son yakınma hakkı olanlar sizlersiniz.
Unutmayın!
Bir şiir
Dizelerimiz Nuran Böke'den, hece vezniyle:
"En tatlı nağmelerde hep seni andım / Yücelmiş bir özlemle düşlere daldım. / Bilerek aldanmaya, sende katlandım. / Seninle var olup, ben bensiz kaldım."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|