|
Van'daki olay, içki yasağından daha önemli
İnsan hakları mücadelesini, kişisel eğilimlerimizin ve önyargılarımızın önüne koymadıkça, bu ülkede daha çoook Van olayı yaşarız!
Görüyorsunuz, bir hafta bile dayanamadım! Van Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın'la ilgili yazılarımı, güya davanın ertesi günü noktaladığımı ilan etmiştim. Ama ne mümkün!
Sadece kıdemli okurlarımdan değil, bu vesileyle yeni edindiğim okurlardan da şiddetli itirazdan ricaya, sorumluluğa davetten yakarmaya, hatta "Sizi susturdular mı yoksa?" türünden endişe ve kışkırtmalara varan talep ve baskı bombardımanı altındayım.
Anladım ki, köşemde bu konuyu kapatma özgürlüğüm de yok, hakkım da yok. Zaten pazar sabahı Şirin Payzın'la CNN Türk'teki söyleşimizde de fark ettim: Prof. Aşkın'a tutuksuz yargılanma hakkı teslim edilinceye kadar, bu mesele benim için de bi - te - mez!
Bana dokunmayan yılan
Çünkü yaşadığım bu ülkede, uyulmasını istediğim bir hukuk düzeni var. Ancak o hukuk düzeni varsa, ben kendimi güvencede hissedebilirim.
Aşkın gibi birinin haksızlığa maruz kaldığını gördüğümde tepki göstermezsem, yarın - öbürgün benim de, sizin de hukuk dışı bir uygulamayla hapsi boylamamız pekâlâ mümkün demektir!
Ama çoğumuz, "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" deyip, hukuksuzluğu görmezden geliyoruz. 55 yıl önce altına imza attığımız Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin çiğnenmesine göz yumuyoruz.
İçki yasağı ve Pamuk
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok'un bile "Hukuk dışı uygulamanın vardığı bu noktada, artık yargı bu işi kendi içinde çözer diyemiyorum. İnancımızı, umudumuzu yitirdik" dediği bir ülkede, hiçbirimizin kendimizi güven içinde hissetmemize imkân kalmamıştır. Ve bu noktadan bakıldığında, AKP hükümetinin Prof. Aşkın'a reva gördüğü muamele, son dönemdeki içki yasağı antrenmanlarından çok daha önemlidir.
Ama her nedense bizim aydınlarımız, içki yasağına gösterdikleri tepkinin onda birini Prof. Aşkın'a uygulanan hukuk dışılığa göstermediler...
Kimisi "Atatürkçü" diyerek burun kıvırdı.
Kimisi "Yargıya müdahale suçtur" bahanesiyle yan çizdi.
Kimisi "Muhakkak bir yolsuzluk yapmıştır" kolaycılığına teslim oldu...
AB'nin çifte standardı
Aynı günlerde Orhan Pamuk'un yargılanmasının gerek içte, gerekse yurtdışında yarattığı haklı tepkileri, AB yetkililerinin Türkiye aleyhine zehir zemberek demeçlerini ve bu olaya geniş yer veren Batı basınının Prof. Aşkın'la ilgili neredeyse çıtının çıkmadığını görünce iyice nevrim döndü.
Türkiye'nin dünyaca ünlü bir yazarını, Ermeni katliamı konusunda fikrini özgürce beyan etti diye yargılamaya kalkması rezalet. İyi ki AB var ve bu konuda kıyameti kopartıyor. Ama insan hakları diye mangalda kül bırakmayan aynı AB'nin, Van'daki olayı neredeyse görmezden gelmesi de aynı derecede rezalet.
Aşkın'ı hiç tanımıyorum. Pamuk'u ise yıllardır izlerim. Kişisel duruşum, Aşkın'dan ziyade Pamuk'a yakın olabilir. Ancak bizler -özellikle de aydınlar- insan haklarını, kişisel ve siyasi eğilimlerimizin önüne koymayı içselleştirmek zorundayız. Bunu başaramadığımız sürece, bu ülkede daha çoook hukuk kılıfı giydirilmiş siyasi linçler göreceğiz demektir.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|