Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ekonomide 'ilişki' mi önemli, üretim mi?


Son zamanlarda Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerde ilginç bir kutuplaşma ortaya çıktı. Bir kutupta, ekonomide her şeyin yolunda gittiğini ve kaygı duymaya gerek bulunmadığını iddia edenler var. Başta Sayın Ali Babacan olmak üzere hükümet yetkilileri, kendi sektörlerindeki gelişmelerden memnun olan özel sektör mensupları ve kimi ekonomi yorumcuları bu kutupta yer alıyor. Bunlara "iyimserler" deniyor.
Gelinen noktada dış dünyanın da bu iyimserlere yakın durduğunu söylemek mümkün. IMF'nin, Dünya Bankası'nın, uluslararası "rating" kuruluşlarının ve Türkiye'ye para akıtmaya devam eden herkesin şu an için Türkiye'deki gelişmelere olumlu baktığı söylenebilir.

Kötümserler
Diğer kutupta ise görünüşe aldanmamak gerektiğini, ekonomideki gelişmelerin aslında sağlıklı olmadığını, sanayinin rekabet gücünü kıran ve dış açığı hızla büyüten aşırı değerlenmiş TL'nin ekonomiyi içinden tahrip ettiğini ileri sürenler var. Kimi muhalefet mensupları, kimi oda başkanları ve özel sektör sözcüleri, rekabette zorlanan sektörlerdeki kimi sanayiciler ve kimi ekonomi yorumcuları da bu kutupta yer alıyor. Asaf Savaş Akat dostumuz bir noktadan sonra net bir tavır koyarak kaygılarını açığa vurduğu için onun adı öne çıktı bu tartışmada ve "kötümserler"le birlikte anılmaya başlandı.
Bu kutuplaşmada ben de kötümserlerin kaygılarını paylaşma eğilimindeyim. Ekonomideki olumlu gelişmelerin çoğunlukla dış kaynak girişine bağlı olması, özel sektörün tasarruf açığının hızla büyümesi, değerlenmiş TL'nin de katkısıyla birçok sanayi sektöründe ciddi sorunların yaşanması, üretimde kullanılan ithal girdi oranının sürekli artması ve bu nedenlerle dış açığın hızla büyümesi, ayrıca geniş kesimin ekonomik büyümeden tatminkâr bir pay alamaması, bugün gözlenen olumlu tablonun sürekli olamayacağını düşündürüyor bana da. Ancak bizim kaygılarımız sürerken ekonomi de dört yıldır büyümeye devam ediyor .

'İlişki ekonomisi'
Pekiyi bu nasıl oluyor? Yoksa benim gibi gidişattan kaygı duyanların yeterince dikkate almadıkları bir olguyla mı açıklamak gerekiyor bu durumu?
Bugünün dünyasında "ilişki ekonomisi" diye bir olgudan söz etmek mümkün belki de. Küresel düzenin hakim tepeleri ile iyi ilişkiler kurmanızı sağlayacak koşulları yaratabilirseniz, bu sayede ülkenize çektiğiniz dış kaynakla ekonominizi bir süre büyütebiliyorsunuz. "İlişki ekonomisi"nde başarılı sayılmanın başlıca koşulları ise şunlar:
  • Piyasa ekonomisine içtenlikle inanmış, istikrarlı bir hükümetin mevcudiyeti.
  • IMF'nin de onayladığı bir ekonomik programın başarıyla uygulanması.
  • Bütçe disiplininin ve makroekonomik istikrarın korunması.
  • Her türlü yabancı sermayeye karşı davetkâr bir tutum izlenmesi.
  • Ekonomide büyümenin ve getiri oranlarının tatminkâr olması.
  • Uygulanan politikalara karşı ciddi bir toplumsal muhalefetin bulunmaması.

  • Türkiye bu koşulları yerine getirmenin ötesinde bir de Avrupa Birliği yolunda olduğu için "ilişki ekonomisi"nde yüksek puan tutturuyor ve büyümeye devam ediyor. Ancak bu, Türkiye'de "üretim ekonomisi"nin sağlıklı geliştiğini göstermiyor. Tartışmaya devam edeceğiz.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Yine Orhan Pamuk
    ESKİŞEHİR'e uçuyoruz. Doğan Medya Grubu'nun "...
    Çetin ALTAN
    80'lik birkaç çocuk...
    Öz yaşamı ayrı bir derya deniz olan Fikret Ot...
    Melih AŞIK
    Hegel gözüyle...
    İnsan insanı tartıya vurur... Bazen bir kapıc...
    Fikret BİLA
    Çiçek: Her gün kravat değiştirir gibi yasa değişmez
    Doğan Yayın Holding'in yıl boyu çeşitli kentl...
    Hasan CEMAL
    İstikrar ve AKP!
    Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği, kısa ad...
    Güneri CIVAOĞLU
    Efe İzmir
    Başbakan Erdoğan'ın bazı konuşmalarından sonr...
    Abbas GÜÇLÜ
    Kemal'ler gitti, ama sorun hâlâ bitmedi
    Kemal Gürüz ve Kemal Alemdaroğlu, AKP iktidar...
    Hurşit GÜNEŞ
    Tepki Cephesi
    Önceki hafta dostum ve gazetemiz yazarı Osman...
    Nail GÜRELİ
    Erdoğan taşıyamıyor
    Tayyip Erdoğan'ın artık Türkiye'yi taşıyamaya...
    Sami KOHEN
    ABD'nin yeni Türkiye gündemi!
    ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'u...
    Hasan PULUR
    Düşünce, palavra Haçlı kafası ve bir âlim adam...
    "DÜŞÜNCE özgürlüğü" lafını ağzımıza sakız yap...
    Meral TAMER
    Van'daki olay, içki yasağından daha önemli
    Görüyorsunuz, bir hafta bile dayanamadım! Van...
    Ece TEMELKURAN
    İzmir 'gâvurdur'! 'Gâvur' kalacak!
    Başbakan İzmir'e gitti. Duymayan vardır, tekr...
    Osman ULAGAY
    Ekonomide 'ilişki' mi önemli, üretim mi?
    Son zamanlarda Türkiye ekonomisiyle ilgili de...
    Güngör URAS
    Hyundai denize yakın arsa peşinde
    Hyundai, otomobil fabrikası kurmak için arsa ...
    Serpil YILMAZ
    Patronlar ile Sezer'in dil birliği
    Patronların Ankara çıkartmasında, hükümete ya...
    M. Ali BİRAND
    Milli Piyango haram mı?
    Vakit Gazetesinin önceki günkü manşeti çok il...

    © 2005 Milliyet