Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Milli Piyango haram mı?


Vakit Gazetesinin önceki günkü manşeti çok ilgimi çekti. Hoş yeni bir tartışma değildi. Eskiden de bu konu üzerinde çok tartışılmış ve bir yere varılamamıştı benim ilgimi işin başka bir yönü çekti.
İslamiyet üzerinde bilim adamı olarak nitelenen bazı isimler, Milli Piyangonun "haram" olduğunu söylüyorlar. Piyango almanın bir kumar anlamına geldiğini, bundan dolayı da müslümanlar için haram sayılacağını belirtiyorlar.
Milli Piyango bence bir kumar değildir. Hoş vakit geçirmek, eğlenmek için oynanan bir oyundur.
Beni asıl düşündüren konu başka... Eğer bilim adamları böyle düşünüyorlarsa, o zaman bu toplum üzerinde hiçbir etkinliklerinin kalmadığı sonucu çıkmaz mı?
Baksanıza Milli Piyangoya hücum var. Her yıl Milli Piyango alanların sayısı artıyor.
Şimdi ne olacak?
Din elden gidiyor mu, diyeceğiz? Yoksa halkın İslam bilginlerini dinlemedikleri sonucuna mı varacağız?
Siz yorumlayın...

* * *

İKİ ÖNEMLİ OLAYI ATLADIK...
Geçen hafta gözümüz hiçbirşey görmedi.Sadece Orhan Pamuk ve Van Üniversitesi rektörü Aşkın'ı konuştuk.
Oysa yurt dışında iki önemli gelişme yaşandı.Bunlardan biri Irak'taki parlamento seçimi,diğeri de Avrupa Birliğinin 2013'e kadarki bütçesi üzerindeki büyük kavganın anlaşmayla sonuçlanmasıydı. Kısacada olsa, bu iki konuda sizlere bilgi ve yorum aktarmak isterim:

IRAK SEÇİMİNİN TÜRKİYE'YE MESAJLARI
Seçimler beklendiğinden çok daha sakin geçti. Direnişçiler engelleme yapamadılar. İlk defa Sunni'lerle Şii'ler belirli bir zeminde anlaşmak istediklerini gösterdiler. İç savaş durumunda ülkenin bölüneceğini, olaylar sürdükçe de Amerikan istilasından kurtulamayacaklarını, ülkelerini yönetme şanslarının azalacağını gördüler.
Bu gelişme, kendi başına son derece önemli.
İlk defa, Irak'ın kendi ayakları üstüne dikilebileceğinin mesajı çıktı.
Kuzey Irak'taki gelişmeler de mesajlarla doluydu.
Kürtler bu seçimlere yüksek bir oy oranı ile katılarak bağımsız bir devlet kurma olanaklarını hukuken ellerinden kaçırdılar. Anayasa mahkemesi üyesi ve Türkiye'nin eski Bağdat Büyükelçisi Osman Ali Feyyaz Paksüt'ün açıkladığı gibi, bu seçimler Irak'ın bölünme tehlikesini ortadan kaldırdı. Paksüt'e göre, hukuken artık hiçbir grubun ayrılma hakkı kalmadı.
Ancak, pratikte işler daha farklı aylgılanıyor. Kürtler bu seçimi bir nevi bağımsızlığa giden, en önemli adımlardan biri olarak nitelediler. Gelen haberler ve olayı yerinde izleyenlerin aktardıkları bilgiler hep aynıydı. Kürtler, kendi parlamentoları için oy kullandıkları ve bu şekilde kendi kaderlerini tayin etme yolunda kesin bir adım attıkları bilincinde hareket ettiler.
Irak'ta Sunnilerle Şii'ler uzlaşamadıkları taktirde, Kürtlerin bağımsızlık düğmesine basacakları bir defa daha netleşti.
Aslına bakacak olursak -kendi kendimizi hiç aldatmayalım- bağımsızlık ateşi Kürdistanı artık sardı. Kürtlerin tek hedefleri bağımsızlıktır. Bakmayın, bir süre bölgedeki dengeleri gözetecekler, Irak içindeki gelişmeleri izleyecekler, ancak bağımsızlık ilanları uzun sürmeyecektir. Amerikayı ikna edebildikleri veya konjonktür elverdiği anda şu sırada sakladıkları bayrağı açacaklardır. Bu gidişi önlemek artık imkansızdır. Er veya geç bağımsızlık gelecektir.
Bu gerçeği herkes görüyor.
Seçimlerde de gözle görülen bu köy biraz daha yakınlaştı.
Ben, Kuzey Irak'lı Kürtlerin bağımsızlıklarının -iyi yaklaşıldığı ve akıllı bir politika uygulandığı taktirde- Türkiyemizin aleyhine olmayacağına inandığımdan dolayı, bu gelişmeden bazıları gibi rahatsız olmadım.

AB BÜTÇESİ, TÜRKİYE KAVGASINI YUMUŞATIR
Geçen hafta atladığımız veya yeterince önem vermediğimiz diğer bir gelişme de, Avrupa Birliğinin 2013 yılına kadarki bütçesi üzerinde anlaşmaya varılmasıydı.
Aslında bütçe kavgası, dolaylı şekilde "Türkiye kavgasını" da kapsıyordu.
Çok basitleştirerek anlatmam gerekirse,bir yanda AB'nin genişlemesini,etkin bir ekonomiye kavuşmasını ve milyarlarca euro'yu Fransız tarımcılarının cebine aktarmak yerine, bilim – teknoloji ve yeni gelen üyelere dağıtılmasını isteyen İngiltere ve ona destek veren bir grup vardı.
Öte yanda ise, eski kazanımlarını devam ettirmek, sosyal devlet politikalarının sürmesini arzulayan Fransa.
Uzun süredir bu iki görüş çatışıyordu. Yine de bu çatışma bitmiş değil. Ancak geçen haftaki olay, tam bir felaketle sonuçlanabilirdi. Eğer 2013'e kadarki bütçe üzerinde anlaşma olmasaydı, AB yeni bir darbe yiyecekti.Türkiyeli genişlemenin yarattığı sarsıntı daha da fazla artacaktı.
Bu durum da, ister istemez Türkiye'ye yansıyacaktı.
Türkiye'nin katılma olasılığının yarattığı deprem yaygınlaşacaktı.
Faturanın bir bölümü, hiç değilse psikolojik olarak, bize çıkarılacaktı.
Anlaşmazlık çok derin ve İngiltere ile Fransa arasında liderlik mücadelesine kadar gidiyor.
Ancak dikkat edecek olursanız, hiç kavga çıkmadı. Masalar yumruklanmadı. Altından kalkılamayacak sözler sarfedilmedi.
Sonunda da, Almanyanın araya girmesiyle bir uzlaşı bulundu.
Kıssadan hisse çıkaralım:
Ne İngiltere "ödün verildi" diye bir birine girmedi, ne de Fransız kamu oyu "eyvah tarım sübvansiyonları peşkeş çekildi " diye ayaklanmadı. Hem İngiltere, hem de Fransa tutumlarından ödünler verdiler ve her ikisi de kazandı. Avrupa bir karmaşadan kurtuldu.
Bu gelişmeyi de, Türkiye- AB ilişkileri açısından olumlu karşılamak gerekir.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Yine Orhan Pamuk
ESKİŞEHİR'e uçuyoruz. Doğan Medya Grubu'nun "...
Çetin ALTAN
80'lik birkaç çocuk...
Öz yaşamı ayrı bir derya deniz olan Fikret Ot...
Melih AŞIK
Hegel gözüyle...
İnsan insanı tartıya vurur... Bazen bir kapıc...
Fikret BİLA
Çiçek: Her gün kravat değiştirir gibi yasa değişmez
Doğan Yayın Holding'in yıl boyu çeşitli kentl...
Hasan CEMAL
İstikrar ve AKP!
Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği, kısa ad...
Güneri CIVAOĞLU
Efe İzmir
Başbakan Erdoğan'ın bazı konuşmalarından sonr...
Abbas GÜÇLÜ
Kemal'ler gitti, ama sorun hâlâ bitmedi
Kemal Gürüz ve Kemal Alemdaroğlu, AKP iktidar...
Hurşit GÜNEŞ
Tepki Cephesi
Önceki hafta dostum ve gazetemiz yazarı Osman...
Nail GÜRELİ
Erdoğan taşıyamıyor
Tayyip Erdoğan'ın artık Türkiye'yi taşıyamaya...
Sami KOHEN
ABD'nin yeni Türkiye gündemi!
ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'u...
Hasan PULUR
Düşünce, palavra Haçlı kafası ve bir âlim adam...
"DÜŞÜNCE özgürlüğü" lafını ağzımıza sakız yap...
Meral TAMER
Van'daki olay, içki yasağından daha önemli
Görüyorsunuz, bir hafta bile dayanamadım! Van...
Ece TEMELKURAN
İzmir 'gâvurdur'! 'Gâvur' kalacak!
Başbakan İzmir'e gitti. Duymayan vardır, tekr...
Osman ULAGAY
Ekonomide 'ilişki' mi önemli, üretim mi?
Son zamanlarda Türkiye ekonomisiyle ilgili de...
Güngör URAS
Hyundai denize yakın arsa peşinde
Hyundai, otomobil fabrikası kurmak için arsa ...
Serpil YILMAZ
Patronlar ile Sezer'in dil birliği
Patronların Ankara çıkartmasında, hükümete ya...
M. Ali BİRAND
Milli Piyango haram mı?
Vakit Gazetesinin önceki günkü manşeti çok il...

© 2005 Milliyet