Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Aralık 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Alsancak'ın hali...

Satır Arası / Deniz Sipahi

Engin Önen, ilgiyle okunan bir Alsancak dizisi hazırladı.
Bu dizi aslında derin bir araştırmanın da ürünü; çünkü Alsancak'ta oturan, çalışan ve bir şekilde bağlantısı olan onlarca kişiyle tek tek görüşülerek kaleme alınmış bir dosya.
Engin Önen'in hemen her yazısında bu titizliği bulabilirsiniz.
Ben sosyolojide, felsefede insanı unutan çok bilim adamı tanıyorum.
Önen, işte bunu bize her seferinde hatırlatan kişilerden biri.
Yani halkın beklentilerini iyi okuyan, gerçekleri bilerek hareket eden ve gelecek öngörüleri olan bir sosyolog.
İzmir, İstanbul, Ankara gibi kentler artık yönetilmesi gerçekten zor illerimiz.
Bu nüfusa sahip Avrupa'da aslında çok da kent bulunmuyor.
Genellikle bir ila iki milyon arasında değişen kentlerin planlamasını da yapmak daha kolay oluyor.
Düşünebiliyor musunuz; İstanbul'a her yıl yeni bir kent ilave oluyor.
İzmir'in gerçekleri de böyle... Göç devam ediyor; dağlar taşlar yağmalanıyor.
Böyle olunca kentin tamamında bir bozulma başlıyor.
Alsancak'ta yaşananlar da buna uyuyor.
* * *
Engin Önen, şöyle demiş:
"Kentin seçkin semti görünümündeki bu yerler, ayrıcalıklı toplumsal kesimler için hem stratejik öneme sahipti hem de daha güvenli semtlerdi. Ama bugün, özellikle büyük kentlerin merkezleri bu görünümden bir hayli uzak. Başta hızlı göç olmak üzere, kentlerde meydana gelen sosyal değişmeler ve küreselleşme denilen süreç, kentin bu geleneksel kompozisyonunu alt üst etti. Merkezin çözülmesi diye de tanımlanan bu olgu, bir yandan kenar semtlerdekilerin merkeze hücumu, diğer taraftan da kentsel elitlerin merkezi belli ölçüde terk etmesi anlamına geliyor..."
İzmir'in merkezi de çözülmüştür ve durum sanıldığının ötesinde kötüdür.
Araştırmada benim için çok önemli olan bir ayrıntı vardı.
O da insanların yaşadıkları yerden sağladıkları doyumu belirleyen en önemli faktörlerden birisinin, o yere ait olduğu düşünülen özelliklere ilişkin pozitif algılar...
Bence Alsancak'tan kaçışın altında da bu yatıyor.
Algının değişmiş olması...
Bir süre önceye kadar insanların buluşma noktası olarak görülen, gündelik yaşamı kolaylaştıran unsurları barındıran Alsancak'ın giderek ürkülen yer haline gelmiş olması.
* * *
Evet, ne yazık ki anket sonuçları bunu söylüyor.
İnsanlar; hava kararınca Alsancak'ı terkediyor.
Avrupa'nın neresine giderseniz gidin; kent büyük olsa da yaşam aslında bir merkezde geçer.
İster buraya şehrin vitrini deyin, ister cazibe merkezi...
Barcelona'da da, Brüksel'de de, Amsterdam'da da, Paris'te de böyledir.
İzmir için de Alsancak vazgeçilmez bir yerdir.
Düşünecek olursak; İzmir'de bir başka Alsancak olmadığını da görürsünüz.
"Güzel İzmir" deriz de; bu güzelliği yansıtacak elimizde çok az yer kalmıştır. Alsancak'ı korumak, güzelleştirmek tüm İzmir'in sorumluluğundadır.

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
ESHOT yöneticileri halktan özür dilemeli
Olmaz denenler ve Ege Art
Alsancak'ın hali...
Kedinin uzanamadığı





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2005 Milliyet