|
 |
|
|
Ne ekersen onu biçersin
Galatasaray'da bugüne kadar futbolculara ilk kez mi para ödenmiyor? Hayır. 1996'dan bu yana kriz var. Hatta o tarihte oyuncuların maça bile çıkmak istemediği günler oldu. Ancak şu var; hiçbir futbolcu ortaya çıkıp, hem de gazetecilerin önünde "Paramı istiyorum" diye açıklama yapmamıştı. "Şimdi hangisi konuşuyor" diye sormayın. Gidin futbolcuların yanına, hangisiyle görüşürseniz, görüşün hemen söze paradan başlıyor. Haliyle takımda disiplin, kulübü koruma içgüdüsü, yönetime saygı kalmamış durumda. Peki ortamı yaratanlar futbolcular mı? Elbette değil. Song'u dinleyin: "Bize çocuk gibi davranıyorlar. Hep yarın diyorlar, yarın oluyor, sonra yine yarın diyorlar". Futbolcuna böyle davranırsan, karşılığında saygıyı nasıl bulabilirsin?
Ergün Penbe ile sohbet ettik. Şöyle bir soru sordum: "Bu takımın en aklı başında, en saygıdeğer, en etkili oyuncususun. Futbolcularla sen konuşsan daha iyi değil mi?". "Konuşuyorum. Hepsi genç. Biz, böyle günleri çok yaşadık. Ama hep paramızı aldık. Bunu anlatıyorum" yanıtını verdi. Ardından çok ilginç bir noktaya parmak bastı: "Elbette paramız kalmaz. Ancak ödemeler zamanında yapılsa, primler verilse itici güç olur. Lucescu zamanında yine paramızı alamıyorduk. Ama primler ödeniyordu. O zaman şampiyon olduk. Geçen sene bu itici güç yapılsa yine şampiyon olurduk".
Bir başka futbolcunun yanına gidiyorum, "Merhaba" diyorum. Eliyle işaret yapıp "Abbas yolcu" diyor. "Hayırdır" diye soruyorum. "Abi görmüyor musun, beş kuruş yok. Bir inşaatta bekçilik yapsam şimdiye kadar ev alırdım" diye devam ediyor. İster inanın, ister inanmayın.
Önce oyuncular
Sakın olup da, futbolculara "paragözler" diye kızmayın. Onların artık bir yaşam standartı var. Bu standartların düşmesine izin vermezler. Ama bu krizi yaratırsanız, böyle konuşurlar.
Yöneticilik zor sanattır. Kulübü idare edeceksin, kaynak bulacaksın, futbolcularını gözeteceksin. Durumun ne kadar kötü olursa olsun, bir yönetimin geleceği o futbolcuların rakip kaleye atacağı gole bağlıdır. Bu yüzden önce onları düşüneceksin.
Bir saatlik Malatya-İstanbul uçak yolculuğunun hali buydu işte. Hep para. Futbolu konuşan yok. Yönetimden, Fatih Gökşen ve zaman zaman da Ergun Gürsoy'un dışında futbolcuların yanına yaklaşan yok. Bir de nasıl olsa Bülent Tulun var. Dikkat edin. Ömrü tükendi. Saçı sakalı birbirine karıştı. Kapısı vurulmaktan aşındı, idare etmekten idare müdürüne döndü.
h.ozer@milliyet.com.tr
|
|
|

|