Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Aralık 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İstihdamı azaltan büyüme


Türk ekonomisinde son beş yılda yaşanan gelişmeler büyüme, enflasyon ve kamu borcu alanlarında önemli gelişmeler sağlandığını ortaya koyuyor. Bu olumlu gelişmelerin arkasında bu dönemin başında hayata geçirilen radikal yapısal reformlar, dönem boyunca sağlanan mali disiplin kadar 2003'ten itibaren dünya piyasalarında yaşanan olumlu konjonktür de var. Nitekim bize benzeyen diğer ekonomilere baktığımızda da aynı olumlu gelişmeleri görmemiz bunun bir kanıtı.
Buna karşılık dış açık ve istihdamda gözlenen eğilimler ise az sayıda yükselen piyasa ekonomisi ile birlikte bizi de bu kategorideki ülkelerde görülen genel eğilimin dışına çıkarıyor.

İşgücü verimliliği artıyor
2005 yılının üçüncü üç aylık döneminde imalat sanayiinde istihdam ve verimlilik verileri yayımlandı. Grafikte çalışanlar endeksi sol eksende diğer veriler ise sağ eksende yer alıyor. Veriler imalat sanayiinde bu yılın ikinci üç aylık döneminden itibaren yıllık ortalama üretimde çalışan sayısının mutlak olarak düşmeye başladığını ortaya koyuyor. İşgücü verimliliğinde ise artış sürüyor.Bu, imalat sanayiinde büyümenin tamamen işgücü verimliliği artışından kaynaklandığını ortaya koyuyor. Oysa başarılı ve sürdürülebilir bir büyümenin hem verimlilik hem de istihdam artışından kaynaklanması gerektiği bugün dünyada kabul gören bir durum.
İmalat sanayiinde verimliliği bu kadar artan işgücünün kullanımı neden düşer? Bunun cevabı işgücü maliyetine bakarak verilebilir. Ya gelir politikası yanlıştır yani ücretler çok hızlı yükseliyordur, ya da döviz kuru işgücünü rakip ülkelere göre pahalı hale getiriyordur. Bizde reel ücretlerdeki artışların çok düşük olduğunu biliyoruz. Bu nedenle kurdaki gelişmelere bakmak gerekiyor. Nitekim bu yılın ikinci ve üçüncü çeyreklerinde reel efektif kur endeksinin yeni ve hızlı bir artış trendine girdiği dikkati çekiyor. Sonuçta imalat sanayiinde son altı ayda istihdam yaratmayan değil istihdam azaltan bir büyüme dikkati çekiyor. Sermaye hareketlerini yönetememekten kaynaklanan bu rekabet baskısına karşı sermaye yoğunluğunu artırarak ve işgücünü tasfiye ederek dayanma stratejisinin, teknolojik olarak giderek daha güç hale gelmesi ise imalat sanayiinde üretim artışını zayıflatıyor. Bunu imalat sanayiinde yaşanan bir yapısal değişim sürecinin başlangıcı ve dolayısıyla geçici bir durum olarak görmek ise büyük bir yanılgıdır. Bu büyümeyi giderek artan ölçüde ithalata bağımlı hale getiren ciddi bir yapısal sorun olarak karşımıza çıkma eğilimindedir.

Gerçekçi görünmüyor
Türkiye imalat sanayiinde istihdamı ve üretimi gözden çıkaran bir büyüme stratejisini uygulayabilir mi? Çalışabilir nüfusun yüzde 55'inin çalışmadığı, ithalatın büyümeye esnekliğinin yüzde altılara ulaştığı ve imalat sanayiinin gelişmekte olan ekonomilerde teknolojik gelişme açısından taşıdığı stratejik önem göz önüne alındığında bu pek de gerçekçi ve olası görünmüyor.
Aslında sorun istikrara yoğunlaşırken orta ve uzun vadeli bir büyüme stratejisini göz ardı etmekten kaynaklanıyor.
Uluslararası sermaye hareketlerine ve AB müktesebatına uyum sürecine güvenerek böyle bir stratejiye artık gerek yok demek de mümkün değildir. Her iki süreci de istihdam yaratacak ve sanayileşmeyi sağlayacak biçimde yönetebilmek gerek. Bu ihtiyacı AB'ye yeni üye olan ülkelerin, son dönemde, uluslararası konjonktürün etkisiyle, yaşadıkları rekabet sorunları nedeniyle euroya geçme konusundaki sıkıntılarına bakarak görmek mümkün.
Türkiye'nin en önemli sorunu stratejik hedeflere odaklanmış, ülkenin kaynak yapısını ve sosyal gerçeklerini dikkate alan orta vadeli bir büyüme stratejisinin eksikliğidir. Ekonomideki gelişmelere böyle bir perspektiften bakamadığımız için sermaye hareketlerini yönetme ihtiyacı duyulmuyor. Bu eksiklik sürdükçe hem imalat sanayiinin büyümeye ve istihdama katkısının düştüğünü, hem de istihdam sorununun giderek ağırlaştığını göreceğiz.




foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
TÜSİAD ve hükümet
PAZARTESİ günü... TÜSİAD yöneticileri Ankara'...
Çetin ALTAN
Milletvekilleriyle bakanların, savcılarla yargıçların maaş durumları...
Politikacılarda ve özellikle Başbakan Tayyip ...
Melih AŞIK
Yalancı kalkınma
İktisatçı Selim Somçağ ve Prof. Korkut Borata...
Fikret BİLA
Denktaş'tan TBMM'ye çağrı
TBMM'nin eski Senato, şimdi ise AKP Grup Salo...
Hasan CEMAL
İstikrarın püf noktası
Yüzde 10 seçim barajı tartışılıyor. Cumhurbaş...
Güneri CIVAOĞLU
Kubilay onuruna...
Yedek Teğmen Kubilay, 75 yıl önce bugün gözü ...
Abbas GÜÇLÜ
Malatya, Kemal'ler ve İnönü Üniversitesi
Malatya, Osmanlı döneminde seçkinler kentiymi...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizliğin azalması için önlem alınmıyor
Ekonomi yönetiminin karşı karşıya olduğu teme...
Sami KOHEN
Farklı bir Kâbil görüntüsü
GEÇEN pazartesi, Afganistan'ın başkenti Kâbil...
Faik ÖZTRAK
İstihdamı azaltan büyüme
Türk ekonomisinde son beş yılda yaşanan geliş...
Hasan PULUR
Abesle iştigal, ya da fuzuli laflar...
GEÇEN pazartesi günkü yazımızda, Dışişleri Ba...
Derya SAZAK
Baraj korkusu
TÜSİAD'ın Ankara toplantısı, Cumhurbaşkanı Se...
Meral TAMER
Başbakan da "anayasal suç" işliyor!
Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Y...
Ece TEMELKURAN
Bu yıl bitsin artık!
Hani ilkokul defterlerinde sol sayfa, yani ar...
Güngör URAS
On ayda petrol, kömür ve gaz faturası 16.8 milyar dolar
Dünyada petrol fiyatları yükseldiği için yılı...
M. Ali BİRAND
Başbakan neden sinirleniyor?
Başbakan çabuk sinirlenmeye başladı. Daha önc...

© 2005 Milliyet