|
Oyuncular ve seyirciler
Son olaylara bir de şu gözle bakar mısınız? Günden güne aşınan, aşındıkça sinirleri bozulan, bozuldukça gücünü kanıtlama kompleksine kapılan Başbakan Erdoğan'ın yüzüne seçim sonuçları sık sık vurulmaya başlanmıştı.
Kayıtlı seçmenin ancak yüzde 25'inin oyunu alan AKP Meclis'te yüzde 65 çoğunluğu elde etmişti. AKP geçerli oyların yüzde 34'ünü alırken, yine geçerli oyların yüzde 45'i Meclis dışında kalmıştı.
Böylesine adaletsiz bir iktidar olanağını bir daha bulamayacağını bilen Erdoğan'ın, ABD'nin ılımlı İslam modelini bütün kurum ve kurallarıyla hayata geçirebilmek için elini çabuk tutması gerekiyordu.
Güçsüzlüğünün yoğun biçimde tartışıldığı bir sırada Erdoğan'ın yarattığı sorunlar ve gerilim, aslında gücünü kanıtlama arayışlarının dışa vurumuydu.
Bu sırada TÜSİAD ile arasında çıkan sözde gerilim onun için bulunmaz bir nimet oldu.
"Sözde" diyoruz, çünkü, TÜSİAD sözcülerinin yapacakları eleştirilerin Başbakan'a önceden sunulduğu ortaya çıktı.
Bu tavrı doğrusu yadırgadık. Demokratik bir anlayışla bağdaştıramadık.
İktidarı ya da bazı kurumları eleştirecekseniz, çıkıp dobra dobra konuşursunuz. Sağlıklı demokrasinin gereği budur. Demokrasiyi sağlıklı kılacak, yerleştirecek anlayış ve tavır bizce budur.
Yok yoksa, eleştirilerin baş muhatabına konuşmanızın içeriğini önceden anlatır, sonra sahneye çıkıp halka nutuk atarsanız, bu demokrasi sahnesinde bir oyun olur, halk da saf seyirciler...
Böyle "icazetli" demokrasi anlayışıyla varılacak nokta ise işte budur:
Erdoğan fırsatı kaçırmaz; üniversite rektöründen sonra Türkiye'nin en baba para babalarına da babalanır ve hatta mahkeme kapısını da gösterir.
Başbakan'ın bu "anayasal suç"una karşılık TÜSİAD'ın yapacağı muhtemelen sert açıklama ise, Erdoğan'ın danışmanları aracılığıyla önlenir.
Böylece Tayyip Bey gücünü (özellikle tabanının gözünde) kanıtlamış olur. Geçmişinde hükümetleri getirip götürme gibi gizemli bir gücü olan kuruluşu dize getirmiştir.
TÜSİAD ola ki, bilmeyerek böyle bir tabloya konu olmuştur.
TÜSİAD'ı hizaladıktan sonra, şimdi sıra üniversitelerde.
Bakalım Van, Samsun ve Malatya üniversitelerine karşı girişilen "harekât" ne sonuç verecek?
Galiba üniversiteler biraz "çetin ceviz"çıkacak.
Bir şiir
Dizelerimiz, sisler arasından, yarım asırlık bir dosttan, İbrahim Erseyrek'ten geliyor; "Şiirler ve Fotoğraflarda Kalan Bazı Anılar" kitabından:
"Öyle bir gece ki başlayan / Dostlar / Sormayın! / Ellerim saçlarımda / Gömülü kalmış; / Düşüncelerim sahilde / Yumak yumak / Lacivert akşamlar boyunca."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|