Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Boş liman var gelsenize

Çeşitleme / Selim Türsen

Geçen hafta bazı kuruluşlarda siyasi kaygılarla uzman personelin bile görevden alınması şüphelerimi dile getirmiş ve adres olarak Aliağa'yı göstermiştim. Petkim Genel Müdürü Kenan Yavuz arayıp üzerine alınıp alınmama konusunda kararsız kaldığını söyledi.
Sözü uzatmayalım, Aliağa'ya gidip Petkim'i ziyaret ettim. Yavuz, göreve geldiğinden beri kamu kuruluşlarında bugüne kadar olmayan bir işi yaptığını, personel sayısını yüzde 20 indirdiğini, verimliliği de yüzde 20 artırdığını söyledi.
Ancak çıkarılanların teknik personel değil sosyal işlerde çalışan ve Petkim'e hiç bir katkısı olmayan gruplar olduğunu iddia etti. Bu kararları da hiç bir siyasi baskı altında kalmadan tamamen kendi tasarrufuyla yaptığını defalarca vurguladı. O kadar inanarak görüşlerini savundu ki, bize de karşı görüş hakkı olarak söylediklerini burada yazmaktan başka çare kalmadı.
****
Laf lafı açtı, Petkim ve Türkiye gerçeğini daha sonra detaylı olarak yazacağım. Ama bir konu var ki, bugün değinmeden geçemedim. Özelleştirme arefesindeki Alsancak Limanı'ndaki sıkışıklık herkesin malumu. Kenan Yavuz beni Pektim'in limanına götürüp "İşte liman bomboş duruyor. Derinlik 9.5 metre, 20 bin gross tona kadar kuru yük gemileri yanaşabilir. Ayda en az 20-30 gemi boşalır. Özel bağlantı yolu yaptırdık. İzmir'e sadece 50 kilometre. Manisa'ya daha da yakın. İsteyene antrepo ve gümrük hizmeti de var. Burada limanın Vakko'su var. Rekabetçi fiyat da uygularız. Günlerce sıra bekleyeceklerine buraya gelsinler diyoruz ama bizi dinleyen yok" dedi.
Denizcilik uzmanlık alanım değil, fazla bir şey söyleyemem...
Konteyner gemilerine Petkim Limanı'nın hizmet veremeyeceği de ortada. Ama kuru yük gemileri eğer günlerce sıra bekliyorlarsa neden Aliağa'ya kadar yol alıvermezler, gerçekten insan merak ediyor. Bu sorumuz denizlerin hakimlerine yani 'line'ları belirleyenlere.

2006'da aklın yolunu bulalım

Fırtına gibi geçen bir yılın sonunda beni en fazla etkileyen olayın ne olduğunu düşündüğümde aklıma ilk gelen 3 Ekim oldu. Müzakerelere başlama kararı alarak Avrupa Birliği'nin kapılarını Türkiye'ye aralama tarihi 3 Ekim 2005.
Dünya giderek Avrupa Birliği, Amerika, Japonya, Çin gibi üç beş bloklu bir yapıya dönüşüyor.
Bu blokların dışında kalacak ülkelerin geleceği ise ne yazık ki belirsiz.
Türkiye kendisine en yakın blok olan Avrupa Birliği içerisinde yer almak zorunda.
I. Dünya Savaşı sonrası güçlenen ulusalcılık akımları milyonların ölümüne neden olan II. Dünya Savaşı felaketinden sonra köreldi. Düne kadar birbirini boğazlayan Avrupa ülkeleri bugün sınırlarını kaldırıyor, aynı parayı kullanıp Avrupa Birliği bayrağı altında toplanıyor.
İşte bütün gerçekleri görerek Türkiye için, çocuklarımız, onların çocukları için bir umut ışığının yandığı 3 Ekim 2005'i yılın en önemli olayı olarak görüyorum. Artık duygularıyla değil, akıllarıyla düşünmeleri gerektiğine inandığım AB karşıtlarının da 2006'dan itibaren aklın yolunu bulabilmeleri dileğiyle...

Sessizliğin sesi

Hepimiz sokaklarda her gün karşılaşır, bakarız ama görmeyiz onları. Büyük bir çuvalı iki tekerlekli bir arabayla çeke çeke çöp kutularını karıştırırlar.
Ne ararlar o çöplerin arasında diye düşünmeyiz bile.
Çöp karıştırmaktan yüzünün rengi değişmiş Hasan, Siirt'ten gelmiş İzmir'e. Sadece boş su şişeleri gibi naylon türlerini topluyormuş. Hurdacı 100 kilo için 30 milyon lira kadar ödüyormuş. Ayda 300-500 milyon lira eline geçiyor, Agora civarında bir yerde oturuyormuş. Abisi askere gittiği için evin bakımı sadece ona kalmış...
***
İşsizlik rakamları açıklandığı zaman, Siirtli Hasan ile iş bulabilmek için benden bile destek isteyip özgeçmişlerini gönderen çok sayıda üniversite mezunu genç geldi aklıma. Rakamlara göre eğitimli gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 25'lerde. Yani yüzde 9.7 olan genel işsizlik ortalamasının çok üzerinde. Büyük hayallerle girdikleri okulları bitiren bu gençler bir gün iş bulacak, evlenip yeni bir hayat kuracak inanılır gibi değil. Nayloncu Hasan'ın işi sanki daha kolay gibi gözüktü birden gözüme. O ne iş olsa yapar, ekmeğini çöp kutusundan bile çıkarırdı. Ama üniversite mezunu genç için öyle mi? Çöp toplasa olmaz, tezgahtar, sekreter bile olamaz.
***
Ekonomideki büyümeye rağmen işsiz sayısındaki artış yatırımların hala çok yavaş kaldığını gösteriyor. Eğitimli gençlerin işsizlik oranındaki artış ise hayra alamet bir gelişme değil. Bugün sessiz sessiz iş aramaya devam eden bu gençlerin bir kaynama noktası olacağını unutmamak gerek. Bu patlama seçim sandığında da olabilir istenmeyen hallerde de. İşsizlik bunalımını bir türlü çözemeyen AKP iktidarı özellikle eğitimli genç işsizlerden çok korksun.

stursen@milliyet.com.tr








EGE
Cango kayıp
Emeklilik hakkında her şey
Süpermarket tüm kaldırımı kapattı
Körfezde iyileştirme devam etmelidir
Boş liman var gelsenize





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2005 Milliyet