|
 |
|
|
"Duygularıma bile otokontrol uygulayabiliyorum"
Yorumculuğu konusunda şüphe yok ama 33 yıllık sanat hayatında şimdi yeni bir sınava giriyor Nilüfer. Son albümü "Karar Verdim"de altı şarkının sözü ve bestesi ona ait. Mesafeli, kontrollü bir kadın olarak tanınan Nilüfer: "Şu anda yalnızım. Aşık olmayı da severim ama bu ara öyle bir isteğim yok ya da kendimi inandırıyorum. Duygularıma da otokontrol uygulayabiliyorum"
ASLI ÇAKIR
Nilüfer o kadar heyecanlı, o kadar coşkulu ki... Hemen "Dinlediniz mi şarkıları?" diye soruyor. Elinde kumanda, play'e basıyor. Çok yüksek sesle dinletmeye başlıyor "Karar Verdim"i... Bu arada kendisi de hafif dans ediyor, kafasını, ayaklarını sallıyor. O şarkı bitiyor, "Bir de 'Aşk'ı dinleteyim" diyor. Onu da dinliyoruz. "Biraz konuşalım, sonra dinlemeye devam ederiz..." Nilüfer'in "Karar Verdim" isimli albümü yarın çıkıyor. Ama sanatçının bu coşkusunun altında sadece yeni bir albüm heyecanı yok. Bu sefer albümündeki altı şarkının söz ve bestesi ona ait.
Geçtiğimiz hafta onunla yapılan bir söyleşide çoğu cevabının yanında (gülüyor) ibaresi vardı. Ben de içimden "Yani nedir bu, gülüyor, gülüyor" demiştim. Ama röportajı çözmek için kasedi dinlerken anladım. Neredeyse her cevabın başına -tabii biraz açıldıktan sonra- (kahkahalar) yazasım geldi. Hani herkes Nilüfer'in sesinden bahsederken gümbür gümbür der ya, siz bir de kahkahalarını duyun. Hele "Çılgın bir yanım var deyip duruyorsunuz. Yani ne yapıyorsunuz ki?" diye sorduğumda hafifçe kırılıp "Ay, yani, şimdi, ben nasıl anlatayım canım. Onlar da özel şeyler" deyip bir kahkaha atışı var ki... "Ben de bu şarkıları yazdım ki belki insanlar artık beni şarkılarımla deşifre edebilirler" diyor. Ona sürekli soğuk, mesafeli diyenlere...
Bu arada ufacık tefecik bir kadın.
Hiç 50 yaşında gibi değil zaten, 42-43 diyelim. "Allah'a şükretmek lazım, genlerden herhalde" diyor, çok "bozulmamasını" buna bağlıyor.
Çok heyecanlısınız.
Evet, çok heyecanlıyım. Her albüm öncesinde olduğu gibi tutar mı tutmaz mı, Türk halkı bu şarkıları sever mi endişesi tabii var. Bu sefer bir de coşku var. Şarkılar benim şarkılarım olduğu için bu çok farklı bir heyecan. 33 yıldır varım ama şimdiye dek sadece yorumcuydum. Bu sefer farklı. Sonuçta iyi bir şey çıktığını da biliyorum.
Bu beste-söz meselesi nasıl ortaya çıktı?
Yıllardır aklımda, kafamda dolaşan melodiler vardı.
Kayahan'la yaşanan anlaşmazlıklar ve artık ondan beste almıyor olmanız da bu konuda itici bir güç olmuştur belki.
Tabii, insan bir anda karar verip de şarkı yapamaz. O ikimize de çok faydalı bir birliktelikti. Ama ben zaten çok önemli başka müzik adamlarıyla da çalıştım hep. Dediğim gibi yıllardır kafamda melodiler vardı. Denemelerim olmuştur. Ama "Ben bunları şarkı haline getireyim" diye bir çalışmaya bir türlü giremiyordum. Kendi kendime "Ben yorumcuyum. Bu konuda gelişmeliyim" diyordum. Ve de en iyi yaptığım şeyi yapmaya inanan bir insanım. Bir de bana hep çok iyi şarkılar geliyordu.
Ve ne oldu da kafanızdaki o melodiler albümlük şarkı haline geldi?
Yaklaşık iki yıl önce falan çalışmaya başladım küçük küçük. İki şarkı üzerinde. "Kolaycısın" ve "Ansızın". İkisi de slow şarkılar bu arada. O sıralarda şöyle bir şeye inanıyordum: "Ben slow şarkı yapabilirim ama hızlı şarkı yapamam." Halbuki yapamam diye bir şey yok. Hızlı şarkı da yaptım. Bu albüm tüm bu konularda güvenimi yerine getirdi.
"İçimi bestelerle döktüm"
Zaten daha önceki röportajlarınızda yeni albümde iki-üç şarkım olacak demişsiniz. Şimdi altı şarkınız var.
Evet. O iki şarkıyı yaptıktan sonra Ozan Çolakoğlu'na dinlettim. Gözleri parladı bir anda. Anladım ki doğru yoldayım. Ama ben bu albümde altı şarkı yapacağım diye yola çıkmadım. Bu arada bestecilerle olan görüşmelerimiz devam ediyordu. Nino Varan'la birlikte yüzlerce CD dinledik. İstediğimiz düzeyde şeye çok az rastladık. Ondan sonra beste yapmaya devam ettim. Bir de ben suskunumdur. Öyle çok dışarıya yansıtmam duygularımı. İçine kapanık bir insanım. Kendi dünyamda yaşarım. Bu bestelerde belki biraz daha şeffaf olmak, içimdekileri dökebilmek de vardı. Bir baktım, üçüncü şarkı, dördüncü şarkı...
"Sabah göbek atılır mı?"
Sizden şarkı isterler mi artık?
Bilmiyorum. Çok içime sinen bir şey olursa başkasına da şarkı yapabilirim.
Sizi sahnede de dans ederken, pek görmediğimiz için soruyorum. Albümdeki "Aşk" isimli şarkı çok tango gibi. Sizi klipte dans ederken görebilecek miyiz?
"Aşk"a klip çekersek dans eder miyim bilmiyorum. Küba'da, barda şarkı söyleyen bir kadın geliyor benim aklıma o şarkıda. Belki ben şarkıyı söylerim ama başkaları dans eder. Yine yırttım danstan.
Dans edebiliyor musunuz bari?
Ederim tabii.
Göbek atabiliyor musunuz?
Yok. Eskiden annem beni düğünlere götürdüğünde de atmazdım. Zaten o zaman bu kadar göbek atılmıyordu. Şimdi her kanalda göbek atanları görüyorsun. Sabahın 10'unda kadınlar göbek atıyor. Sabah 10'da göbek atılır mı ya?
Sizin için "Şarkı söylemek dışında hiçbir rolü kabul etmedi" diye yazmışlar.
Aynen öyle. Bilmiyorum, belki bu bana ailem tarafından öğretilen bir şeydir. Biraz da edepli olmakla ilgili bir şey bu. Her şeyi yaparım diye ortaya çıkmak bana çok doğru gelmiyor, belki de ayıp. Ben dizi yapmadım. Film çekmedim.
Teklif gelmiştir ama herhalde.
Tabii. İlk yıllarda film teklifi çok gelmişti. O çocuk yaşımda, 18-19 yaşındaki kafamla pekâlâ çok büyük bir heyecanla atılabilirdim. Ama bana doğrusu bu gibi geliyor. Öteki türlüsü biraz şey geliyor, nasıl diyeyim, çok cüretkar geliyor.
Yaşamınızda da sadece kızınız ve müzik görünüyor.
Son aylarda evden stüdyoya, stüdyodan eve yaşıyorum. Bu sevilmeden yapılacak bir iş değil. Hayatım bakıldığında o kadar monoton ki. Ama bana öyle gelmiyor. Bir dönem boyunca her gün stüdyoya gidip gelmek, oradan çıkıp eve gelmek, kızım Ayşe Nazlı ile ilgilenmek, onu cumartesi tenise götürmek, sonra tekrar stüdyoya gitmek... Hayatımda başka hiçbir şey yok. Ama ben bundan mutluyum.
"Çocukken hiç konuşmazdım, şimdi yine iyiyim"
Sahnedeki halinizden bahsederken "En fazla 1,5 dakika konuşuyor" derler.
O kadar da değil, abartmışlar ya.
Bir Madonna şovu da yapmıyorsunuz ama.
Yok canım.
Size göre de en rahat olduğunuz, tüm duygularınızı gösterdiğiniz yer sahne. Duygularınızı gösterdiğiniz haliniz buysa, gerçekten sağlam bir kontrolünüz var demek.
Benim otokontrolüm çok yüksek. Bundan farklı davrananmam ki. Ben böyleyim. Çocukken hiç konuşmazdım. Şimdi yine konuşuyorum yani. Ama bir şey söyleyeceğim. Ben yıllardır tanıdığım insanlarla bayağı da yakınımdır, espriler yaparım, eğlenirim. İlk defa tanıştığım insanla nasıl çok samimi olabilirim ki? Bana öteki türlüsü tuhaf geliyor.
"Nasıl bir şeymiş ki hâlâ diz kapaklarım unutulmadı"
Sizinle ilgili bir de efsane var. Hıncal Uluç da yazmıştı. Benim babam bile söylüyordu...
Ha, diz kapaklarım...
Bu nasıl bir efsane? Diz kapağı en güzel kadın olmak ilginç bir özellik.
Biz Baltalimanı'nda bir şov yapmıştık. Haldun Dormen'in yönettiği... Ben orada çok mini bir elbise giyiyordum. Hıncal Uluç gelmiş, izlemiş, sonra böyle bir şey yazdı, "diz kapakları en güzel kadın" diye. Ben de çok şaşırmıştım. Ama nasıl bir şeymiş ki bu, kaç sene geçti, hâlâ benim bu diz kapaklarım unutulmadı.
"Ben de anlamıyorum, sevgililerim neyime karışmak istiyor"
"Aşk en önemli şey", "Aşk şarkıları söylemeye bayılıyorum" diyorsunuz. Siz nasıl yaşıyorsunuz aşkı?
Aşk aslında biraz savaşmaktır. Çok güzel şeylerin yanında. Yarışma, didişme...
Yine şarkı sözlerinizden küçük şeyleri büyütmeyi sevmediğiniz, ilişkilerde huzur istediğiniz anlaşılıyor.
Çabuk unutmaya hazır bir kadınım aslında. Sorunların üzerinde uzun süre durup çok büyük problemler haline getirmeyi sevmiyorum. Bir tartışma yaşanmış olabilir, üzerinden geçilebilir. Ama bu hızlı geçişi benim kadar hızlı yapamayanlar olabiliyor. Belki İkizler burcu olmamdan da kaynaklanıyor bu. Böyle bir değişkenliğim var. Tabii çok önemli bir problem değilse. Yoksa günlerce konuşmayabilirim de.
Ama zannetmesinler ki sizin de ilişki hayatınız sütliman geçti.
Yok canım. Bir şarkı sözümde var "Çok karışıyorsun her şeye" diye. Hep karıştılar bana. Karışmayan olmadı ki.
Neyinize karışıyorlar Allah aşkına?
Ben de anlamıyorum ki neyime karışmak istiyorlar. Öyle bir kadın değilim. Aşırı dekolteler giyen veya fiziğiyle ön plana çıkıp öyle pozlar veren...
Şimdi yalnızsınız, değil mi?
Tamamen yalnızım.
Birisiyle yaşlanmak da istiyorsunuz.
İsterim tabii, niye istemeyeyim? Ama nerede? Kim istemez ki? Ben üstelik aşık olmayı seven bir insanım ama... Birkaç yıldır öyle bir istek de duymuyorum ya da kendimi inandırıyorum. Duygularıma da otokontrol uygulayabiliyorum.
Sizi beğenen, yaklaşmak isteyen çoktur. Ama belki de yanınıza kimse yaklaşamıyordur bu mesafelilik yüzünden. Ya da aksine çok teklif geliyor mu?
Kimseden teklif falan geldiği yok. Zaten beni nerede görüp de teklif edecekler? Görüştüğüm insanlar belli. Dışarıya da çıkmıyorum. İş ortamı, aile ortamı sadece.
|
|
|

|