Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"İstanbul için heyecanlanıyorum"

Ünlü sinema yönetmeni, oyuncu, yazar ve kendi deyimiyle "hobi olarak" klarnet çalan Woody Allen 29 Aralık'ta Lütfi Kırdar'da cazseverlerle buluşacak. Allen: "İstanbul Avrupa turnemin en önemli duraklarından biri. Ailem de ben de İstanbul'u göreceğimiz için heyecanlanıyoruz, sabırsızlanıyoruz"

YASEMİN ÇONGAR

Ünlü sinemacı Woody Allen 29 Aralık'ta İstanbul'da cazseverlerle buluşacak. Allen'ı yazar, yönetmen ve oyuncu olarak kitaplardan ve beyazperdeden bilenler, bu kez onun klarnetiyle tanışacaklar.
New York'ta haftada bir gece birlikte çaldığı grubu New Orleans Jazz Band ile Avrupa turnesine çıkan Allen'ın Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'ndaki konseri, AK Emeklilik sponsorluğunda İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından gerçekleştiriliyor. Konserin biletleri 14 Kasım'da satışa çıkmış ve 6 saat içinde tükenmişti.
Allen, Avrupa turnesi öncesinde sorularımızı yanıtladı:

Öncelikle, size nice yıllar... Bu ay 70 yaşına bastınız.
Çok teşekkür ederim.

Cannes'da büyük övgü toplayan "Match Point" (Maç Sayısı) filminiz ABD'de ve Avrupa'da bu ay gösterime giriyor; bir yandan da caz orkestranızla Avrupa turneniz var. Pek de öyle 70'ine gelip de yavaşlayan birinin hayatı değil bu!
Hayır, değil. Doğrusu çok eğleniyorum. Caz yapmayı çok seviyorum. Biliyorsunuz, New York'ta her pazartesi gecesi çalıyorum. Bazen de turneye çıkıyoruz. Bu kez tesadüfen "Match Point" filminin Londra ve Roma'daki açılışı sırasında, turne nedeniyle ben de orada olacağım. Bu mutlu raslantı sayesinde hem caz çalacağım hem de yeni filmimin promosyonunu yapacağım.

"Match Point" Türkiye'de şubatta gösterime girecek. İstanbullular da yeni filminizden önce, sizi görüp klarnetinizi dinleme şansına sahip olacaklar...
Evet ama unutmasınlar ki klarnet benim için sadece bir hobi. Yoksa ben çok kötü bir klarnetçiyim. İnsanların klarnetimi dinlemeye gelmesinin nedeni de, aslında beni filmlerimden tanımaları. Dinlemeye gelenler fazla bir beklenti içinde olmasınlar. Zira beni filmlerimden sonra bir de karşılarında klarnet çalarken görmekle yetinmeleri gerekecek.

Caz çalarken kurduğunuz iletişim, sinema izleyicisiyle kurduğunuz iletişimle bir yerde örtüşmüyor mu?
Kuşkusuz arada bir bağ var. Ben caz tutkunuyum, aynı zamanda da klasik müzik ve opera hayranıyım. Müziği, filmlerimde bir anlatım aracı olarak kullanıyorum. Örneğin, "Match Point"te arka planda hep opera var. Caz çalmayı da çok seviyorum. Kulağım iyi değil ama müzik aşkım ve bunun verdiği coşku ile durumu kurtarıyorum. Yine de hayattaki asıl yeteneğimin müzik olmadığı kesin.

"Siyaset yüzeysel bir mesele"

Asıl yeteneğinize dönersek, "Amerikalı sinemacıların en Avrupalısı" sayılıyorsunuz. Nereden geliyor bu Avrupalılık?
Aklıma gelen tek neden, gençken Avrupa sinemasından çok etkilenmiş olmam. Sinemacılığa başlarken, en çok sevdiğim filmler hep Avrupa yapımıydı. II. Dünya Savaşı sonrasında ABD'de gösterime giren Avrupa filmleri, o zamanın Amerikan filmlerinden çok daha üstündü. Her birini tutkuyla izlediğim bu filmlerdeki ritmin ve duyarlılığının kanıma karıştığını söyleyebilirim. Tıpkı cazın insanın kanına karışması gibi. Nasıl belli müzisyenleri sever, onları tekrar tekrar dinler ve sonra siz de biraz onlar gibi çalmaya başlarsanız, nasıl onları içinizde hissederseniz, ben de Avrupa filmlerini izleye izleye Avrupalılaştım.

Bir süre önce "Her siyasi olay gibi 11 Eylül'ün de tarih içinde unutulup gideceğini" söylediniz. Sizi siyasi sinemadan uzak tutan bu inanç mı?
Bence siyaset yüzeysel bir mesele; insanlığın durumunu gerçekten etkileyen bir şey değil. Ben insanlar arasındaki sorunlarla, varoluşsal, dinsel meselelerin insan ilişkisine etkisiyle ilgiliyim. Sinemaya ilk başladığımda, ABD'deki siyasi sorunlar üzerine filmler yapsaydım, bu filmler bugün çok eskimiş, zamanın gerisinde kalmış olurdu. Siyasi sinema ilk başta insana büyük heyecan verse de, aradan zaman geçip o konular gazete manşetlerinden düştüğünde, 10, 20, 30 yıl sonra artık çok da ilginç olmamaya başlıyor. Örneğin, okullarda ırk ayrımcılığının kaldırılması ya da sendikalaşma hareketi gibi konular yıllar içinde eskimeye mahkumdu, öyle de oldu. Gelip geçici konular bende merak uyandırmıyor.

Bush yönetiminin politikalarının büyük tepki topladığı Barselona, Atina, İstanbul gibi şehirlerde çalacaksınız. Kitlelerle müzik ve sinema üzerinden iletişim kurarken siyaset hiç mi aklınıza gelmiyor?
Kitlesel duyguları yadırgarım. Kolektif suç kavramını da kabul edemem. Bush yönetimini herkesten çok eleştiriyorum. Bence bu yönetim, ABD tarihindeki en kötü yönetimlerden biri. Ama Bush'a kızıp Amerika'ya tepki göstermeyi anlayamam. Hele hele Amerikan kültürünü cezalandıranlar var ki, onlarınki tam bir mantıksızlık. Bir Amerikan dans grubu ya da caz grubu ya da Amerikan sineması, tiyatrosu, edebiyatçıları şu ya da bu Amerikan yönetimiyle bağlantılı değildir. Bush yönetimimi eleştirenlere sempati duyuyorum ama bu, ABD'ye bakışlarını daraltmamalı.


"Benim için önemli bir ilk"


Daha önce hiç İstanbul'da bulundunuz mu?
Hayır, ilk kez gidiyorum. Avrupa turnemin en önemli duraklarından biri bu. Ailem de ben de İstanbul'u göreceğimiz için heyecanlanıyoruz, sabırsızlanıyoruz.

İstanbul'da yapmak istediğiniz özel bir şey, görmek istediğiniz özel bir yer var mı?
Çok kozmopolit bir insanım. İlk kez gittiğim büyük bir şehirde en çok sevdiğim şey sokaklarda yürümektir. Müzelere gitmek o kadar çekici değil benim için. Sokaklar, lokantalar, kafeler, insanlar... New York'u nasıl yaşıyorsam, yabancı bir şehri de öyle yaşayabilmeye çalışırım.

Türk sinemasını, müziğini, edebiyatını tanıyor musunuz?
Hayır, Türk sineması, müziği, edebiyatı hakkında pek bir şey bilmiyorum. İstanbul'a gitmek, bunlarla tanışmak açısından da heyecan verici. Benim için önemli bir ilk.

Katrina'dan sonra New Orleans cazı yapmanın hüzünlü bir yönü olmalı...
Gerçekten de öyle. Katrina tam bir trajediydi; hepimiz şaşırdık kaldık. Tabii, benim gibi New Orleans'la özel bir bağı olanlar daha da büyük şok yaşadı. Felakete, Amerikan yönetimi çok başarısız karşılık verdi. Tam anlamıyla gafil avlandılar. New Orleans perişan oldu. Tek küçük avuntumuz, cazın doğum yeri ve şehrin en sevimli bölgesi olan Fransız Mahallesi'nin felaketi ucuz atlatmış olması. İstanbul konserinde de, Katrina felaketzedelerinin onuruna birkaç parça çalacağız mutlaka.




"New Orleans ekolünü severim"

En çok etkilendiğiniz Avrupa filmleri?
"Büyük Yanılsama" ve "Oyunun Kuralı"(Jean Renoir), "Bisiklet Hırsızları" (Vittorio De Sica), "Yaban Çilekleri" ve "Yedinci Mühür" (Ingmar Bergman). Ayrıca Avrupa filmi olmasa da, Amerikalı gözüyle bakınca yabancı bir film olarak "Raşomon" (Akira Kurosawa).

Ya özdeşleştiğiniz cazcılar?
Özellikle New Orleans ekolünü severim. Modern ve eski dönemden sevdiğim çok sayıda cazcı olsa da, asıl favorilerim Sidney Bechet, Jelly Roll Morton, Louis Armstrong ve onların dönemidir. Tabii, Charlie Parker, John Coltrane, Bud Powell, Thelonious Monk gibi müzisyenlere büyük saygım var ama benim köklerim onlardan önceki döneme gidiyor.



PAZAR
"Duygularıma bile otokontrol uygulayabiliyorum"
"Ne sazımın yaşlanmaya niyeti var ne de benim"
"İstanbul için heyecanlanıyorum"
Çin yemeklerini ve suşiyi sevdirdiler
Riva'da Karadeniz'i dinledim...
Atlara fısıldayan adam
"Bu aslında şehrin geri kazanım projesi"
Yeni yıla "hafif" girin
"Eski ya da mutsuz çalışanlar ihbar ediyor"
Berlin Alexanderplatz
Beyaz rap'in zirvesi
En "süper" sound bugün belli oluyor
İş dünyası stresini yemek yaparak atıyor
2006 Türkiye Grand Prix'sinin indirimli biletleri satışta
Her yaş için çeşitli kurslar
Prenses metropol İzmir
"'70 bin Arap geliyor' dediler. Korktuk. Alkışladık"
Damdan düşen kiremit
Böyle lokantalara ihtiyaç var
Kadınlar nasıl erkek ister?
Topkapı Sarayı'ndaki cami tartışması
Böbreklerdeki ağrı kaynağı
Lekeler nereye gider?
Kitap sevginiz daim olsun
Brail'le yazılmış bir tebrik kartı
Bu yılbaşı ne içmeli?





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet