Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Aralık 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Atlara fısıldayan adam

"Futbolda Pele neyse, binicilikte de Pessoa öyle" deniyor. Dünyanın en tanınmış binicilerinden Nelson Pessoa 2006 İstanbul Horse Show için geçtiğimiz günlerde İstanbul'daydı. 2 yıldızlı turnuvayı 4 yıldızlı hale getirmek için görüşmeler yaptı

FATİH TÜRKMENOĞLU

Nelson Pessoa
1935 yılında, Brezilya'nın Rio de Janeiro şehrinde dünyaya geldi. Babası profesyonel binici değilse de, atları severdi. Nelson 6 yaşına geldiğinde, spor yapsın diye onu da pistlere götürmeye başladı. Tabii o zaman oğlunun bu işe tutkuyla bağlanacağını tahmin edemezdi.
"Nelson ve at" bir oldular, kendi deyimiyle. Çarklar yerine oturdu, tutku bir ömre yayıldı. 18 yaşına kadar Brezilya'da yarıştı, sonra atlar "haydi" dedi. Ver elini Avrupa.
Önce İsviçre, ardından da Fransa'da yaşayarak bütün Avrupa'daki yarışlara katıldı. Atlarla seyahat etmek zordu, Brezilya dünyanın kalbi olmaktan çok uzaktı. Avrupa, Nelson'a dünya çapında tanınmanın anahtarını uzatıyordu işte.
Yıllar yılları kovaladı. Sevdiği kadınla evlendi, bir oğlu oldu: Rodrigo. Artık oğlu ve atlar vardı hayatında. Atlar kendi deyimiyle hem hobisi hem de mesleğiydi. At üstünde koşmaktan hiç yorulmadı. "Atlardan öğrenecek çok şeyimiz var" dedi, "Onların ruh halini anlamaya çalışmalıyız öncelikle. Her atın başka bir kişiliği vardır. Sonra binicilik tekniği; her gün biraz daha gelişebilir. Ben tekniğimin bugün bile değişeceğini düşünüyorum örneğin. Bu işte son diye bir nokta yok. Bu iş, her gün bir nokta eklenen bir tür felsefe gibi bir şeydir."

Kendisiyle yarıştı
Uluslararası arenada insanın kendini kabul ettirmesi kolay iş değildi. Nelson Pessoa savaşçı kişiliğiyle aslında sürekli kendisi ile yarıştı. 1981 yılında, haritada Avrupa'nın ortasına elini koydu: Brüksel. Atlarını ve ailesini topladığı gibi Brüksel'in yolunu tuttu.
63 yaşına kadar yarışmaya ve kazanmaya devam etti. Bu arada, dünyanın birçok ülkesinden gelen yarışmacılara eğitim olanağı sağladı. At yetiştiriciliğine kafayı taktı, damızlık atlarından elde ettiği spermleri ilgilenenler kapış kapış aldılar, suni döllenme yoluyla safkan taylar doğdu. Nelson Pessoa bugün bir torba dolusu donmuş at spermini 3 bin avroya satmaya devam ediyor.
Şimdi 32 yaşındaki oğlu Rodrigo, dünyanın en tanınmış binicilerinden. Rodrigo'nun atı Balube, şimdiye dek 2 milyon avro ödül kazanmış. Şu anda 16 yaşındaki Balube, Nelson'un tahminine göre 2006 Dünya Şampiyonasında'da yarışacak. "2007'de, Pan-Amerikan Oyunları'nda da yarışabilirse ne âlâ. Bugün Brezilya'da kime Balube dersen, hemen 'Rodrigo'nun atı' der. 200 milyon insan onu seyrediyor. Biliyor musun, 4 sene önce bir şey oldu, bir yarış öncesi Balube birdenbire durdu! Bir çeşit kısa devre. Bütün gazeteler çok kötü şeyler yazdılar. Ama ben Balube'ye inandım ve onunla dertleştim. İnsanlar da bazen durmak istemezler mi?"
Nelson atlarıyla konuşuyor. Her gün konuşuyor. Onların gözlerine bakıyor, hasta olup olmadıklarını, duygularını anlıyor. Eğer bir atı kendini iyi hissetmiyorsa, hasta bir atlete nasıl davranılırsa öyle davranıyor, iyileştiriyor.

Koç'un da eğitmeni
Karşımda oturan derin çizgili adam meşhur Nelson Pessoa. Mütevazı, hatta sıradan. "Zengin değilim" diyor. "Ama çok zengin yaşıyorum. Dünyayı dolaşıyorum, değişik insanlar tanıyorum. Kazandığımızı zaten bu işe yatırıyoruz yine. Merkezimizde öyle yüzme havuzları, tenis kortları falan yok. Orası benim ofisim ve sadece atları ve binicileri eğitmek için kullanılan bir yer. 35 atımız var ve her gün çalışmak zorundayız."
Başarmak, kazanmak için yaşayan bir at ustası Nelson Pessoa. Her kazandığı ödülden sonra bir diğeri için yoğunlaştı. Şimdi kendisi yarışmasa da, oğlu Rodrigo'yla tatmin ediyor yarışma sevdasını. Bir de tabii diğerlerini eğiterek...
"Söyledim mi sana, Mustafa Koç'un da eğitmenliğini yaptım" diyor. "Bir haftalık bir kurstu. Mustafa, bir binici için fazla güçlü, fazla yapılı olduğu halde, çok yoğun duyguları ve sağlam bir duruşu var. Genelde biniciler sıska olur, Mustafa öyle değil; ama buna karşın tam bir profesyonel gibi at biniyor."
Nelson Pessoa, altı Türk binicinin de hazırlandığı 2006 İstanbul Horse Show için gelmişti. Keyifli bir sabah sohbetinde buluştuk ve ben atlara fısıldayan bir adamla tanıştım!


Yarışmaya altı Türk binici de hazırlanıyor

Binici ve eğitmen Dr. Avni Atabek, İstanbul gezisi sırasında Nelson Pessoa'ya eşlik etti. 46 yaşındaki Atabek, 40 yıldır at biniyor. 700'e yakın birinciliği var ve Türkiye'yi uluslararası yarışlarda 100 kez temsil etti.

İstanbul Horse Show'da Türk biniciler de yarışacak sanırım.
Evet, altı tane binici hazırlanıyor. Bu yarışlar, biniciliğin Formula1'i gibi bir şey. Mustafa Koç da, bu altı binicinin hazırlanmasında sponsor oldu. Bu yarışlar Türk biniciliğinde bir ilk.

Yarışacak Türk öğrenciler nasıl seçildi?
Hoca olarak da hizmet veriyorum. 40 yıla yaklaşan birikimimle yarışacak öğrencileri seçtim. Her sporda olduğu gibi kabiliyet çok önemli, ama ailelerin ve kendilerinin kararlılığı da...

Neden?
Bu çocuklar daha ailelerinin etkisinde. Tatil yerine gitmek yerine, at binmeyi tercih etmek lazım. Eğitimlerini aksatmadan büyük bir özveriyle çalışmaları lazım.

Zannediyorum çok pahalı bir spor...
Şimdi bu iş Türkiye'de hâlâ endüstri değil. Ülkenin ekonomisiyle birlikte gelişecek. Hâlâ sosyoekonomik seviyeleri yüksek aileler tercih ediyor. Binmekten bahsetmiyorum, yanlış anlamayın; performans sporcusu olmak için yılda 20 bin YTL'lik bir masraf var. Bu yüzden sponsorluk çok önemli.

Tabii yarışlara katılmanın da masrafı var.
Tabii. Seyisin seyahati ve atın taşınması; masraf çok. Bir futbolcu belki daha çoğunu harcıyor ama kulüpleri var. Binicilik ferdi bir spor. Kulüplere de aylık ödüyoruz.

Siz bir binici için çok uzun boylu değil misiniz?
Boyum 1.87 cm. Jokey olamazdım. Ben engel atlama yarışlarına katılıyorum.

Hekimliği bıraktınız mı?
Hayır, ama ne yazık ki ihtisas yapamadım. Hekimliği de seviyorum, part-time hekim olarak çalışıyorum. O alana yoğunlaşsaydım, bugün tıpta ilerlemiş olurdum.



PAZAR
"Duygularıma bile otokontrol uygulayabiliyorum"
"Ne sazımın yaşlanmaya niyeti var ne de benim"
"İstanbul için heyecanlanıyorum"
Çin yemeklerini ve suşiyi sevdirdiler
Riva'da Karadeniz'i dinledim...
Atlara fısıldayan adam
"Bu aslında şehrin geri kazanım projesi"
Yeni yıla "hafif" girin
"Eski ya da mutsuz çalışanlar ihbar ediyor"
Berlin Alexanderplatz
Beyaz rap'in zirvesi
En "süper" sound bugün belli oluyor
İş dünyası stresini yemek yaparak atıyor
2006 Türkiye Grand Prix'sinin indirimli biletleri satışta
Her yaş için çeşitli kurslar
Prenses metropol İzmir
"'70 bin Arap geliyor' dediler. Korktuk. Alkışladık"
Damdan düşen kiremit
Böyle lokantalara ihtiyaç var
Kadınlar nasıl erkek ister?
Topkapı Sarayı'ndaki cami tartışması
Böbreklerdeki ağrı kaynağı
Lekeler nereye gider?
Kitap sevginiz daim olsun
Brail'le yazılmış bir tebrik kartı
Bu yılbaşı ne içmeli?





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet