|
 |
|
|
Damdan düşen kiremit
Hayat bir oyun gibidir. Bu oyunun acıtan yönlerini kabul etmediğimiz sürece küs kalabiliriz. Oysa kabullenmek bizi bir sonraki gelişme çizgisine taşır
hkirkoglu@ekolay.net Faks: (0216) 418 54 99
Hayatımız kimi zaman kontrol edemediğimiz, nedenini bir türlü anlayamadığımız olaylar yüzünden altüst olabilir ve böyle durumlar bizi son derece çaresiz halde de bırakabilir. Çoğu zaman bu duruma kötü şans deyip geçebiliriz ancak daha geniş bir boyutta baktığımızda aslında bu tür olaylar hayatımıza daha fazla sorgulama ve bütünü görme fırsatı da verebilir.
İş hayatında son derece başarılı bir kadın düşünün. Neredeyse hayatının tüm değerlerini kariyere, tanınmaya ve toplum içinde başarılı olmaya odaklamış bir kişi olsun. Sıkı çalışmasının ve yeteneklerinin sonucunda, uzun yıllar mesleki açıdan belirli bir noktaya ulaşan bu kişi, hayatın gündelik gerçeklerine kendini o kadar vermiş ki, her zaman aynı başarıyı kendi elinde tuttuğunu ve hep daha fazla ilerleyeceğini düşünüyor.
Ancak yıllar sonra onun doğal olarak hiç farkında olmadığı Satürn'ün astrolojik haritasında 12'nci eve geçmesiyle birlikte, bir gün hiç de beklemediği bir olay patlak verir. Bu başarılı kişi kendi altında çalışan bir kişinin, hatta çok güvendiği bir kişinin dikkatsizliği ve sorumsuzluğu yüzünden kendi kariyeri açısından önemli bir hata yapar. Bu hatayı kendisi yapmasa bile, işin başındaki kişi olarak sorumluluk ondadır. Yolunda gitmeyen işler yüzünden kendisini sorgulamaya bakar, gerçekte hayat ondan ihmal ettiği alanlara bakmasını istiyordur. Sorgulama başlar, kişi kendisinin kontrolü dışındaki güçleri görmeye başlar. Bu gelişme ve olgunlaşmanın başlangıç noktasıdır.
Satürn'den önemli ipuçları
Kimi zaman bu durum bir kaza, hatta damdan başınıza düşen ve sizi en iyimser olasılıkla hastanelik eden bir kiremit, bir yangın ya da pek çoğumuzun başına gelen bir doğal afet biçiminde de olabilir. Hayat sürekli değişimin yaşandığı bir oyun gibidir. Bu oyunun acıtan yönlerini de kabul etmediğimiz sürece küs kalabiliriz. Halbuki kabullenmek, değişime ayak uydurmak bizi bir sonraki gelişme çizgisine taşıyacaktır. Bu nedenle sadece bireysel başarılarımıza odaklanmak bizi eninde sonunda mutsuz kılar. Çekilmeyi bilmek, hayatın sadece dış dünyada maddi başarılardan ibaret olmadığını sindirmiş olmak bize anlayış, hatta kendi kendimize merhamet gösterebilme yeteneğini kazandırır.
Astrolojik açıdan bakınca 12'nci ev bu sözünü ettiğimiz kabullenme, çözülme ve bırakma evini anlatır. Ruhsal açıdan gelişmek isteyen kişi, içinde bulunduğu döngünün bir noktada biteceğini ve yenilenmesi gerektiğini derinden anlayabilir. Bu evden geçen gezegenler, özellikle Satürn, hayattan neler istediğimizi gözden geçirmemiz için çok önemli ipuçları sunar. Ancak kişi bu duruma direnip oyunun hep istediği yönde gitmesi konusunda ısrarcı olursa, bu kez kontrol dışı faktörler ufukta belirecektir. Kimi zaman bu bize bedel ödeten bir kişi, olumsuz bir olay, hatta sözünü ettiğimiz damdan düşen kiremit bile olabilir.
Kendinizi akışa bırakın
12'nci ev ruhsal aydınlanmanın ve yeniden doğmak üzere girilen kaosun evidir. Tıpkı anne karnında geçirdiğimiz sürede annemizin hayatına tabi kalmak gibi, beklemeyi, sabrı, olgunlaşmayı ve kendimizi geliştirmeyi gerekli kılar. İşte bu nedenle, 12'nci ev gizli kalmayı, hayatın maddi yönünden uzak durmayı açıklar. Peygamberler inzivaya çekilirler, Yunus Peygamber bu süreci büyük bir balığın karnında geçirir, ruhsal aydınlanma arayanlar tapınaklara giderler, bu bir çile sürecidir.
Hayatta iyi ya da kötü değil, sonunda bizim için iyi olan şeyler vardır. Bize kötü gibi görünen pek çok şeyin aslında eksiklerimizi gösterdiğini unutmamalıyız. Zamanı geldiğinde, başımıza gelen şeylere şükrederek, bu negatif gibi görünen olayların bize kazandırdıklarını görürüz. Hayatın çarkları ruhumuz için yeni döngüler açmaya her zaman hazırdır. Yeri geldiğinde vazgeçmenin, direnmenin yerine kendimizi akışa bırakmanın önemi çok büyüktür.
|
|
|

|